Finceye Hint-Avrupa dillerinden geçen sözcükler sözlüğüASCII Unicode Eurooppalaisen merkistön merkkien suomenkieliset nimet
Sözcük, satmak fiilinden gelir.Hors Commerce) tarkoittaa myynnin ulkopuolella.
Ayrıca Ece/Eçe yani kraliçe ve abla sözcükleriyle de yakından ilgilidir.Kuningatar (myös daami) on voimakkain nappula laudalla.
Bir sözcük, yazarın lehçesini yansıtıyordu.Tällä toivottiin, että joku tunnistaisi kirjoittajan tyylin.
Türk dillerinde ise Rusçadan geçen sözcüklerde vardır.Vain venäjän kielestä lainatuissa sanoissa.
Örnekler: İlk sözcük eski, ikinci sözcük yeni anlamıdır.I,33, III,25. Ensimmäisessä kohdassa näkyvät sekä vanha että uusi muoto, jälkimmäisessä vain vanha muoto.
Bu sözcük Macar dilinde günümüzde Tanrı demektir.Sama sana tarkoittaa nykylatvian kielessä kristinuskon Jumalaa.
Sözcük Güney Afrika'daki Bantu dilleri'nden gelmektedir.Sanan alkuperä on Etelä-Afrikan bantukielissä.
Sözcüklerin -i, -ı ya da -u eki almış hâlleridir.Määräinen artikkeli on joko a tai az.
Bu sözcük şimdi bilinen Kavşak sözcüğünün galat-ı meşhurudur.Kyseinen versio on ollut nykyään tunnettua saagaa laajempi.
Hayalî Goa'uld dilinde bu sözcük, "ilk yaratılanlar" ya da "ilk Dünya" anlamına gelmektedir.Tau'ri on goa'uldien kieltä ja tarkoittaa "esikoista", meitä alkuperäisiä Maan ihmisiä.
Sözcük, korku ve kötülük anlamları içerir.Kiroilu ja kauhu pitää olla minimaalinen.
1929 - İtalya'da faşist hükümet, yabancı sözcüklerin kullanımını yasakladı.1929 - Η φασιστική κυβέρνηση στην Ιταλία απαγορεύει τη χρήση ξένων λέξεων.
Japoncanın sözcük kadrosu ağır bir şekilde diğer dillerden ödünç sözcüklerle etkilenmiştir.Το ιαπωνικό λεξιλόγιο έχει επηρεαστεί ιδιαίτερα από δάνεια άλλων γλωσσών.
Bu sözcüklerle bir oynamaydı.Δεν εκφράζεται με αυτά τα λόγια.
Bazı sözcükler kısmen değişime uğramışlar, bazıları ise tamamen değişmişlerdir.Αρκετοί χαρακτήρες υπέστησαν αλλαγές και κάποιοι κόπηκαν εντελώς.
İsim, Latince "ab" ve "origine" sözcüklerinnin birleşiminden oluşur.Ο όρος προέρχεται ετυμολογικά από τις λατινικές λέξεις "ab" (από) και "origine" (προέλευση).
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.Η λέξη για το 4 είναι επίσης η λέξη για το χέρι σε σχέση με τα τέσσερα δάχτυλα.
Sözcük, temizlik anlamını içerir.Η λέξη υποδηλώνει το καθαρό χρυσάφι.
Budo (武道, budō), savaş sanatlarını tanımlamak için kullanılan Japonca sözcüktür.Ντότζο (dōjō, ιαπωνικά: 道場) είναι το γιαπωνέζικο όνομα κάθε χώρου στον οποίο διδάσκονται πολεμικές τέχνες.
Yanındaki bu sözcüğün son hecesiyle başlayan yeni bir sözcük türetir.Από το σημείο αυτό ξεκινά ένας αγώνας δρόμου όπου το μίσος έχει τον τελευταίο λόγο.
Onu, Sözcüklerin Masalı'nı yemesi için ikna eder.Για να τον πείσει, του λέει την ιστορία του.
İnka sözcükleri ile ilgili kısa bir sözlükΣυνοπτικό εγκυκλοπαιδιακό λεξικό της Καινής Διαθήκης.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Ordet stammer fra engelsk, og er en sammentrækning af ordene breakfast (morgenmad) og lunch (frokost).
Bu karakter birkaç anlamsız sözcük dışında hiç konuşmaz.Bernard taler aldrig, udover forskellige uintelligente lyde.
Her gece defterin üstünde 20 sözcük belirir.Bladet udkommer med 20 numre om året.
Bu sözcükler Fr.Læs teksten Fr.
Sözcük, "Genel Borçlar" anlamına gelir.Heraf udtrykket "penge er gæld".
Baştaki sözcük yalın ya da çekim ekli olabilir.Andre kald kan være advarsels- eller truekald.
Deva tanrıları, Devi ise tanrıçaları adlandırmakta kullanılan bir sözcüktür.Venus’ bjerge er i øvrigt alle opkaldt efter gudinder.
Bu sözcük oyun zamanı anlamına gelmektedir.Det sidste ord indikerer spiltypen.
Birleşik Krallık'ta bu sözcük hala bu anlamda kullanılmaktadır.OSS'er bruges stadig i denne form.
Rusça bir sözcük olan "Maskirovka", sözcük anlamı olarak kamufle, örtme, gizleme anlamına gelir.Det russiske ord маскировка (Maskirovka) betyder bogstavligt talt sløring.
Bununla birlikte sözcüğün kullanımı pek muğlaktır ve sözcük ile birden çok şey anlatılabilir.Der er dog stor frihed med denne metode, og der kan laves emner med stor tykkelse.
Birkaç sözcük Avustralya Aborjin dillerinden gelmiştir.Deres sprog tilhører austronesiske sprog.
Cilve yazılı edebiyatta ve halk edebiyatında sık kullanılan bir sözcüktür.Udtrykket er formelt / akademisk og bruges ofte i forbindelse med lovgivning.
En az iki sözcükten oluşurlar ve biçimsel olarak ikiye ayırmak olasıdır.Det betyder, at man må kan gå ud fra, at byen som organisationsform må være opfundet mindst to gange.
"Havdos" Ermenice bir sözcüktür.Ordet Calibra er et kunstord.
Her iki sözcük de eski Türkçe eşü- kapamak fiilinden gelir ve eş asıllıdır.Begge ord stammer fra tyrkisk ordu (= hær, lejr).
Nasıl da büyülü sözcükler!Hvor mange vakre skabninger!
Sözcük "şimşek" anlamına gelir.Det betyder "lysstyrke".
Ayrıca, özellikle Arnavutça, Bulgarca ve Rumence arasında sözcük alışverişleri de olmuştur.Desuden findes der også overgangsdialekter mellem russisk, hviderussisk og ukrainsk.
Bu sözcük, sıfat olarak da kullanılır.Også begrepet dyktig er beslektet.
"Basit sözcük" ile "kök" kavramları karıştırılmamalıdır.Begrepene bastard og hybrid må ikke forveksles.
"The Ogdoad", Hermopolis'te tapınılan sekiz tanrıyı temsil eden sözcük.Ogdoaden besto av åtte guddommer som ble dyrket i byen Hermopolis.
Bu sözcük Eski Ahit'te Kutsal Ruh anlamında 3 kez kullanılmıştır.Begrepet horg er benyttet tre ganger i dikt i Den eldre Edda.
El yazısında sözcük başlarındaki büyük L harfinde genellikle bir değişiklik olmaz.Bokstaven H i begynnelsen av et ord uttales som regel ikke.
Sözcük, asıl olmayı ifade eder.Ryktet viser seg å være sant.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Det er et teleskopord satt sammen av ordene for frokost (breakfast) og lunsj (lunch på originalspråket).
Bu sözcük, “doğru” ve “gerçek” kavramlarının tam karşılığıdır.Uttalen er den samme som for ordet «ekte»/ «reell» (真).
Bu sözcükler "Donanma" veya "Donanmaya gözcülük eden kimse" anlamına gelmektedir.Betegnelsen på japansk betyr «vokterskip» eller «fartøy for vakter».
Bazı sözcüklerdeki benzer sesler ve dizimler göze çarpmaktadır: minä-ben, sinä-sen, olla-ol gibi...En av disse artiklene har overskriften Me, Myself and I - Jeg, meg selv og meg.
Ayrıca, özellikle Arnavutça, Bulgarca ve Rumence arasında sözcük alışverişleri de olmuştur.Dessuten finnes det også overgangsdialekter mellom russisk, hviterussisk og ukrainsk.
Yazıtlar ise çok kısa olup çok az sayıda sözcük içermektedir.Teksten er svært kort og opptar bare noen få sider.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.Laget vant også de fire neste gangene på rad.
Aynı dildeki deyimler, farklı bölgelerde farklı sözcüklerle söylenebilir.Nøkkelordene kan erstattes med tilsvarende i andre språk.
Sonradan bu iki sözcük kaynaştırılarak Suskap adı oluşmuş.Begge forkortelser ble senere slått sammen for å lage dagens navn.
Sözcük "şimşek" anlamına gelir.Navnet betyr «lys».
Sözcük hazinesi ise 120 kök sözcükten ibarettir.I dag har språket 120 offisielle ord.
Bunların dışında sözlük katalog veya sözcük kataloğu adı verilen bir katalog çeşidi daha vardır.Det finnes også overordnede kataloger, av til kalt hovedkatalog eller samkatalog.