Tom bize yapacağı sözünü verdiği şeyi yapmayı unutmuş olmalı.Tom must've forgotten to do what he promised us he'd do.
Eve geldiğimde seni uyandırmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't wake you up when I get home.
Tom garajımı boyamama yardım edeceğine söz verdi.Tom promised me he'd help me paint my garage.
Tom ve Mary'nin düğününe katılacağıma söz verdim.I promised I'd attend Tom and Mary's wedding.
Eve döndüğümde seni uyandırmamaya söz veriyorum.I promise not to wake you up when I get home.
Yaptığımız şeyden Tom'a bahsetmeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell Tom about what we did.
Tom'a yaptığımız şeyden bahsetmemeye söz veriyorum.I promise not to tell Tom about what we did.
O şarkının sözlerini unuttum.I've forgotten the words to that song.
Tom bana geç olmayacağına söz verdi.Tom promised me he wouldn't be late.
Sen olmadan ayrılmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't leave without you.
Sensiz ayrılmayacağıma söz veriyorum.I promise not to leave without you.
Partine geleceğine söz veriyorum.I promise I'll come to your party.
Geç kalmayacağıma söz verdim.I promised I wouldn't be late.
Tom bana öğle yemeği ısmarlamaya söz verdi.Tom promised to buy me lunch.
Bunu bugün yapacağıma söz veriyorum.I promise I'll do that today.
Ben geç kalmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't be late.
Bunu yapmamaya söz veriyorum.I promise not to do that.
Geç kalmayacağıma söz veriyorum.I promise not to be late.
Tom son dakikada sözünden döndü.Tom backed out at the last minute.
Sana söylerdim, ama Tom bana söylememem için söz verdirdi.I would've told you, but Tom made me promise not to.
Tom bir gizlilik sözleşmesi imzaladı.Tom signed an NDA.
Yarın bir sözlü sınavım var.Tomorrow I have an oral test.
Şarkı sözlerini biliyor musun?Do you know the lyrics?
Söylememi istediğin şarkının sözlerini anımsamıyorum.I can't remember the words to the song you want me to sing.
Tom da bir sözlük aldı.Tom bought a dictionary, too.
Tom neredeyse her zaman yapmaya söz verdiği şeyleri yapar.Tom almost always does what he promises he'll do.
Tom'un doğru sözlü olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is being truthful.
Tom her zaman sözlerini yerine getirir.Tom always fulfills his promises.
Tom her zaman son sözün sahibi olmak zorunda.Tom always has to have the last word.
Tom bunu sana söz verdi, değil mi?Tom promised you that, didn't he?
Sözümü tutmamış değilim.I haven't broken my promise.
Bu sözleşmeyi imzalamayacağım.I won't sign this contract.
Sözümü tutmayı planlıyorum.I plan to keep my promise.
Sözümü tutmayı tasarlıyorum.I plan to keep my promise.
Tom'a sözünü tutmasını tavsiye ettim.I advised Tom to keep his promise.
Tom'un açık sözlülüğünü seviyorum.I like Tom's straight-forwardness.
Tom yapacağına söz verdiği her şeyi yapamadı.Tom wasn't able to do everything he promised he'd do.
Sami sözüne sadık değildi.Sami didn't stick to his word.
Sami sözüne bağlı kalmadı.Sami didn't stick to his word.
Bu benim en sevdiğim söz.That's my favorite saying.
Herhangi bir son sözün var mı?Do you have any last words?
Sözüm bir imza kadar iyidir.My word is as good as a signature.
Sözüm senedimdir.My word is my bond.
Sami, Leyla'ya olan sözünü tuttu.Sami kept his promise to Layla.
Sami açık sözlüydü.Sami was outspoken.
O kelimeyi sözlükte bulamadım.I could not find that word in the dictionary.
O sözcüğü sözlükte bulamadım.I could not find that word in the dictionary.
Aradığım kelimeyi sözlükte bulamadım.I couldn't find the word I was looking for in the dictionary.
Sami'nin sözlüğü koltuğun üstünde duruyordu.Sami's dictionary was sitting on the seat.
Telefonunuzda bir sözlük var mı?Do you have a dictionary on your phone?
Bu, dün hakkında sana söz ettiğim kitap.This is the book I was telling you about yesterday.
Sana bir iş bulacağıma söz veriyorum.I promise I'll find you a job.
Sami'nin kız arkadaşı, o hapse girdiğinde onu bekleyeceğine söz verdi.Sami's girlfriend promised that when he went to jail, she would wait for him.
Onu yapmaya söz vermeyeceğim.I'm not going to promise to do that.
Onu yapmak için söz vermeyeceğim.I'm not going to promise to do that.
Sami kendi dilini geliştirdi. Eşyalar için kendi sözleri vardı.Sami developed his own language. He had his own words for things.
Latince bir sözlüğe ihtiyacım var.I need a Latin dictionary.
Sözlük nerede?Where's the dictionary?
Tom bunu yapacağına dair henüz bana söz vermedi.Tom hasn't promised me yet that he'd do that.
Tom bana bunu yapacağına dair henüz söz vermedi.Tom hasn't yet promised me that he'd do that.