sözün ile cümle
sözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Einstein ise zarlardandı. Çünkü Einstein, "Tanrı evrenle zar atmaz." sözünün sahibiydi.Criou um Einstein feito de dados, porque, como Einstein disse: " Deus não joga dados com o universo".
Einstein ise zarlardandı. Çünkü Einstein, "Tanrı evrenle zar atmaz." sözünün sahibiydi.Einsteina z kostek, gdyż ten powiedział:"Bóg nie gra ze wszechświatem w kości."
Einstein ise zarlardandı. Çünkü Einstein, "Tanrı evrenle zar atmaz." sözünün sahibiydi.Urobil Einsteina z kociek, ako inak, keď Einstein povedal:" Boh nehrá kocky s Vesmírom".
Einstein ise zarlardandı. Çünkü Einstein, "Tanrı evrenle zar atmaz." sözünün sahibiydi.Vytvořil Einsteina z kostek, jak jinak, když Einstein prohlásil:
Einstein ise zarlardandı. Çünkü Einstein, "Tanrı evrenle zar atmaz." sözünün sahibiydi.Он создал портрет Эйнштейна из игральных костей, все-таки Эйнштейн сказал:
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Apostlene og de brødre som var omkring i Judea, fikk da høre at også hedningene hadde tatt imot Guds ord.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Apostolii şi fraţii, cari erau în Iudea, au auzit că şi Neamurile au primit Cuvîntul lui Dumnezeu.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Các sứ đồ và anh em ở xứ Giu-đê nghe tin người ngoại cũng đã nhận lấy đạo Ðức Chúa Trời.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Các sứ đồ và anh_em ở xứ Giu-đê nghe tin người ngoại cũng đã nhận lấy đạo Ðức_Chúa_Trời .
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.I usłyszeli Apostołowie i bracia, którzy byli w Judzkiej ziemi, że i poganie przyjęli słowo Boże.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Ja apostolit ja veljet ympäri Juudeaa kuulivat, että pakanatkin olivat ottaneet vastaan Jumalan sanan.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.유대에 있는 사도들과 형제들이 이방인들도 하나님 말씀을 받았다 함을 들었더니
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Meghallák azonban az apostolok és a Júdeában levõ atyafiak, hogy a pogányok is bevették az Istennek beszédét.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Men apostlarna och de bröder som voro i Judeen fingo höra att också hedningarna hade tagit emot Guds ord.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Men Apostlene og de Brødre, som vare rundt om i Judæa, hørte, at også Hedningerne havde modtaget Guds Ord.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Potom počuli apoštolovia a bratia v Judsku, že i pohania prijali slovo Božie.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Uslyšeli pak apoštolé a bratří, kteříž byli v Judstvu, že by i pohané přijali slovo Boží.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Zaslišijo pa apostoli in bratje, ki so bivali po Judeji, da so tudi pogani sprejeli besedo Božjo.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Ηκουσαν δε οι αποστολοι και οι αδελφοι οι οντες εν τη Ιουδαια οτι και τα εθνη εδεχθησαν τον λογον του Θεου.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Почули ж апостоли та брати, котрі були в Юдеї, що й погане прийняли слово Боже.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.При необрязани човеци си влизал и си ял с тях.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.Услышали Апостолы и братия, бывшие в Иудее, что и язычники приняли слово Божие.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.וישמעו השליחים והאחים אשר ביהודה כי קבלו גם הגוים את דבר האלהים׃
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.فسمع الرسل والاخوة الذين كانوا في اليهودية ان الامم ايضا قبلوا كلمة الله.
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.使 徒 和 在 猶 太 的 眾 弟 兄 、 聽 說 外 邦 人 也 領 受 了 神 的 道
Elçilerle bütün Yahudiyedeki kardeşler, öteki ulusların da Tanrının sözünü kabul ettiklerini duydular.使徒 和 在 猶太 的 眾弟兄 、 聽說 外邦人 也 領受 了 神 的 道
Errol Flynn gibi heyecanlı ya da cesur olmak, atik ya da çevik, dünyevi olmak, sözünü geçirmek,에롤 플린처럼 신랄하고 대담하다든지, 날렵하고 민첩하거나, 세속적이거나 남을 주도하는,
Errol Flynn gibi heyecanlı ya da cesur olmak, atik ya da çevik, dünyevi olmak, sözünü geçirmek,חי על הקצה ומעיז כמו השחקן ארול פלין, חריף וזריז, מלא חיים, בוטה, מתנשא ויהיר,
Errol Flynn gibi heyecanlı ya da cesur olmak, atik ya da çevik, dünyevi olmak, sözünü geçirmek,منفعل أو جريئ مثل ايرول فلين، أو ذكي أم رشيق ، دنيء، الاستبداد،
Errol Flynn gibi heyecanlı ya da cesur olmak, atik ya da çevik, dünyevi olmak, sözünü geçirmek,器用 機敏 世俗的 高圧的 ガンダルフように不思議で超常的
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A drugo soboto se je skoro vse mesto zbralo, da bi slišali besedo Božjo.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A következõ szombaton aztán majdnem az egész város egybegyûle az Isten ígéjének hallgatására,
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Am folgenden Sabbat aber kam zusammen fast die ganze Stadt, das Wort Gottes zu hören.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A nasledujúcu sobotu sa shromaždilo skoro celé mesto počuť slovo Božie.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.A w drugi sabat niemal wszystko miasto się zgromadziło na słuchanie słowa Bożego.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.De volgende sabbat liep bijna de hele stad te hoop om te horen wat er over Jezus Christus zou worden gezegd.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.El sábado siguiente se reunió casi toda la ciudad para oír la palabra de Dios
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Följande sabbat kom nästan hela staden tillsammans för att höra Guds ord.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Il sabato seguente quasi tutta la città si radunò per ascoltare la parola di Dio
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.În Sabatul viitor, aproape toată cetatea s'a adunat ca să audă Cuvîntul lui Dumnezeu.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.그 다음 안식일에는 온 성이 거의 다 하나님 말씀을 듣고자 하여 모이니
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Le sabbat suivant, presque toute la ville se rassembla pour entendre la parole de Dieu.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Men på den følgende Sabbat forsamledes næsten hele Byen for at høre Guds Ord.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Ngày Sa-bát sau, gần hết cả thành đều nhóm lại để nghe đạo Chúa.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Ngày_Sa - bát sau , gần hết cả thành đều nhóm lại để nghe đạo Chúa .
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.No sábado seguinte reuniu-se quase toda a cidade para ouvir a palavra de Deus.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Pada hari Sabat berikutnya, hampir semua orang di kota itu datang mendengar perkataan Tuhan
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.På den næste sabbat samlet da næsten hele byen sig for å høre Herrens ord.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.Seuraavana sapattina kokoontui lähes koko kaupunki kuulemaan Jumalan sanaa.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.V druhou pak sobotu téměř všecko město sešlo se k slyšení slova Božího.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.το δε ερχομενον σαββατον σχεδον ολη η πολις συνηχθη δια να ακουσωσι τον λογον του Θεου.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.А другої суботи мало не ввесь город зібрав ся слухати слово Боже.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.А юдеите като видяха множествата, изпълниха се със завист, опровергаваха това, което говореше Павел, и хулеха.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.В следующую субботу почти весь город собрался слушать слово Божие.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.ובשבת השנית נקהלה כמעט כל העיר לשמע את דבר יהוה׃
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.وفي السبت التالي اجتمعت كل المدينة تقريبا لتسمع كلمة الله.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.到 下 安 息 日 、 合 城 的 人 、 幾 乎 都 來 聚 集 、 要 聽 神 的 道
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.到下 安息日 、 合城 的 人 、 幾乎 都 來 聚集 、 要 聽神 的 道
Evlendiğimizde, bir karıncaya benim ismimi takma sözü vermişti, ve sözünü tuttu.Khi chúng tôi kết hôn, anh ấy hứa sẽ đặt tên một loài kiến theo tên tôi, và anh ấy đã làm thế --
Evlendiğimizde, bir karıncaya benim ismimi takma sözü vermişti, ve sözünü tuttu.저희가 결혼할때 남편이 제 이름을 따 개미를 명명하겠다고 약속했고 그렇게 했어요