sözün ile cümle
sözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Troede du på fjendens ord og mistede lysten til at kæmpe?
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Uskoit vihollista ja kadotit taistelutahtosi!
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Uwierzyłaś wrogowi na słowo i straciłaś wolę walki?
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Πίστεψες στα λόγια του εχθρού και έχασες τη θέληση να παλέψεις;
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Ты поверила слову врага и потеряла волю сражаться?!
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Acum, domnul meu să trimeată slujitorilor tăi grîul, orzul, untdelemnul şi vinul de care a vorbit.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Agora mande meu senhor para os seus servos o trigo, a cevada, o azeite, e o vinho, de que falou;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Ahora pues, envíe mi señor a sus siervos el trigo, la cebada, el aceite y el vino que ha prometido
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Azért most, a mely búzát, árpát, olajat és bort igért az én uram, küldje el az õ szolgáinak;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Kami menantikan kiriman kedua jenis gandum, anggur dan minyak zaitun yang Tuan janjikan itu
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.내 주의 말씀하신 밀과 보리와 기름과 포도주는 주의 종들에게 보내소서
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Lähettäköön siis herrani palvelijoillensa nisut, ohrat, öljyn ja viinin, niinkuin on sanonut.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Må alltså nu min herre sända till sina tjänare vetet och kornet, oljan och vinet som han har talat om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Maintenant, que mon seigneur envoie à ses serviteurs le froment, l`orge, l`huile et le vin dont il a parlé.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Min Herre skal derfor sende sine Trælle Hveden, Byggen, Vinen og Olien, han talte om;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Nu kan min herre sende sine tjenere hveten og bygget, oljen og vinen som han har talt om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Poslej naj pošilja torej gospod moj hlapcem svojim pšenice in ječmena, olja in vina, kakor je obljubil.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Pšenice však toliko a ječmene, oleje a vína, což řekl pán můj, nechť pošle služebníkům svým.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.So sende nun mein Herr Weizen, Gerste, Öl und Wein seinen Knechten, wie er geredet hat;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Stuur mij de tarwe, de gerst, de olijfolie en de wijn waarover u sprak,
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Teraz tedy pšenicu a jačmeň, olej a víno, o čom hovoril môj pán, nech pošle svojim služobníkom.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Vậy bây giờ xin chúa tôi hãy gởi cho các tôi tớ chúa lúa miến, lúa mạch, dầu, và rượu, mà chúa tôi đã nói đến;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.А пшеницу и ячмень, оливковое масло и вино, о которых говорил ты, господин мой, пошли рабам твоим.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.ועתה החטים והשערים השמן והיין אשר אמר אדני ישלח לעבדיו׃
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.والآن الحنطة والشعير والزيت والخمر التي ذكرها سيدي فليرسلها لعبيده.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小 麥 、 大 麥 、 酒 、 油 、 願 我 主 運 來 給 眾 僕 人
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小麥 、 大麥 、 酒 、 油 、 願我 主運來 給眾 僕人
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Če bi prav vsak, ki bo videl ta video, spregovoril in sporočil svoji vladi, imamo možnost, da zmagamo.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Dacă fiecare persoană care vede acest film va vorbi și va contacta autoritățile, vom avea o șansă să învingem.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Hvis alle, der ser denne video taler højt og kontakter deres regering, har vi fået en chance for at vinde.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.만약 모든 사람들이이 동영상을 보고 밖으로 말을 하 고 그들의 정부에 연결, 우리 우승의 기회를가지고 있다.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Nếu mỗi người xem video này lên tiếng và liên lạc với chính phủ của họ, chúng ta có thêm một cơ hội thắng.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Om alla som ser den här filmen talar ut och kontaktar deras regeringar, så har vi en chans att vinna.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Pokud každý, kdo vidí toto video, mluví otevřeně a osloví jejich vládu, pak máme šanci na výhru.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Se toda a gente que vir este flme se expressar e contacte o seu governo, temos uma chance a ganhar.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Se tutti quelli che vedono questo video ne parlano e contattano i propri governi, possiamo vincere assieme.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Si cada uno de los que ven este video alza la voz y contacta a su gobierno, tenemos una posibilidad de ganar.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Wenn jeder, der dieses Video sieht, sich dafür einsetzt und seine Regierung kontaktiert, können wir gewinnen.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Αν όποιος έχει δει το βίντεο μιλήσει και επικοινωνήσει με την κυβέρνηση, υπάρχει ελπίδα να κερδίσουμε.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.Если каждый кто посмотрит это видео, свяжется со своим правительством, у нас есть шанс на победу.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.אם כל מי שצופה בסרטון הזה יצא ויתן את דעתו לממשלה שלו, יש לנו סיכוי לנצח.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.فإذا تحدث كل من شاهد هذا الفيديو و اتصل بحكومته، فسوف تتوفر لنا فرصة للنجاح.
Eğer bu filmi izleyen herkes hükümetine ulaşarak sözünü söylerse, kazanma şansımız var.私たちはこのビデオを共有ヘルプします。
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.A gdybyście wiedzieli, co to jest: Miłosierdzia chcę, a nie ofiary, nie potępialibyście niewinnych;
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.A keby ste boli poznali, čo je to: Milosrdenstvo chcem a nie obeť, neboli by ste odsúdili nevinných.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Dacă aţi fi ştiut ce însemnează: ,Milă voiesc, iar nu jertfe,` n'aţi fi osîndit pe nişte nevinovaţi.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Ha pedig tudnátok, mi ez: Irgalmasságot akarok és nem áldozatot, nem kárhoztattátok volna az ártatlanokat.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.나는 자비를 원하고 제사를 원치 아니하노라 하신 뜻을 너희가 알았더면 무죄한 자를 죄로 정치 아니하였으리라
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Ko bi pa vedeli, kaj se pravi: „Usmiljenja hočem in ne daritve“, ne bi obsojali nedolžnih.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Mas, se vós soubésseis o que significa: Misericórdia quero, e não sacrifícios, não condenaríeis os inocentes.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Mutta jos tietäisitte, mitä tämä on: `Laupeutta minä tahdon enkä uhria`, niin te ette tuomitsisi syyttömiä.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Než kdybyste věděli, co je to: Milosrdenství chci a ne oběti, neodsuzovali byste nevinných.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Εαν ομως εγνωριζετε τι ειναι Ελεον θελω και ουχι θυσιαν, δεν ηθελετε καταδικασει τους αθωους.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.А коли б ви знали, що воно є: Милости хочу, а не жертви, то не осуджували б невинуватих.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.если бы вы знали, что значит: милости хочу, а не жертвы, то не осудили бы невиновных,
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.Но ако бяхте знаели що значи тая дума: “Милост искам, а не жертва”, не бихте осъдили невинните.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.ולו ידעתם מה הוא חסד חפצתי ולא זבח לא הרשעתם את הנקים׃
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.فلو علمتم ما هو. اني اريد رحمة لا ذبيحة. لما حكمتم على الابرياء.
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.『 我 喜 愛 憐 恤 、 不 喜 愛 祭 祀 。 』 你 們 若 明 白 這 話 的 意 思 、 就 不 將 無 罪 的 、 當 作 有 罪 的 了
Eğer siz, ‹Ben kurban değil, merhamet isterim› sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuzları yargılamazdınız.『 我 喜 愛憐恤 、 不喜愛 祭祀 。 』 你 們若 明白 這話 的 意思 、 就 不 將無 罪 的 、 當作 有罪 的 了