sözü ile cümle
sözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat Angelo yine sözünü tutmaz.André wird diesen Tag nie mehr vergessen.
Bir diğer deyişle, son sözü Zewditu söylüyordu.Vor allem hat der letzte Begriff mich beeindruckt.
Müzisyen, şarkı sözü yazarı, oyuncu ve model olan Zooey Deschanel'in ablasıdır.Sein neuestes Projekt ist eine Kooperation mit Schauspielerin Zooey Deschanel.
Daha sonra bu kanıdaki sözünü Science dergisinde yayınladığı bir mektupta geri çekti.Dieses Geständnis wiederholte er unter Tränen in einer Pressekonferenz.
Yerleşme bir Sisam kolonisi olup Herodot'un da sözünü ettiği Heraion Teikhos adlı kenttir.Sie seien das größte Volk nach den Indern, schrieb Herodot.
Aynı zamanda sözü geçen 4 parçacıktan sadece bir tanesi kalır.Auch von den vier Decksteinen war nur einer erhalten geblieben.
Sezar en ünlü deyişi olan 'Veni, Vidi, Vici' (geldim, gördüm, yendim) sözünü bu vesileyle söylemiştir.Ein anderes berühmtes Beispiel ist Caesars Veni, vidi, vici ‚Ich kam, ich sah, ich siegte‘.
Bununla birlikte yukarıda sözü edilen akarsuların kuruduğu hiç görülmemiştir.Dabei hatte er nie die Absicht, die zugesagten Artikel zu liefern.
Crassus'a ise ileride bir konsüllük sözü verilmişti.Für seine Siege bekam Crassus einen Triumph bewilligt.
WWE'nin sahibi Vince McMahon'nun sözünü hiç dinlememesiyle ünlüdür.Von all dem weiß der Millionär Jimmy Winter nichts.
Bir kimse sana Allahın buyurmadığı sözü söylese sen onu kabul etme.Einen Gott, der dies zulasse, könne es nicht geben.
Antik çağın büyük düşünürü Aristoteles'in yazılarında bile sözü edilmektedir.Die vermutliche älteste Darstellung physiognomischen Wissens findet sich in den Schriften von Aristoteles.
Ancak sözünü yerine getiremeden hastalığı çok kötüleşti.Die Erkrankung verschlimmerte sich gleichwohl beständig bis zu seinem Tod.
Ünlü sav sözünde Spinoza, "Tanrı ya da Doğa" (Deus sive Natura) demektedir.Diese nennt Spinoza Gott bzw. Natur.
Asılmadan evvel kendisine son bir sözü olup olmadığı soruldu.Ohne Präzedenzfall war die Rückgabe seines ihm verliehenen Ordens.
(Tertullian'ın yanlış anlaşılmış sözü.Dabei war man dem Taufverständnis Tertullians gefolgt.
Tanrı'nın Sözü adıyla anılır.Der Dienst am Wort Gottes.
Böylece Mesleme sözünü tutmuş oldu.Sie haben ihr Versprechen gehalten.
Ancak 1482'de bu sözünden vazgeçti.Diese Position gab er 1482 auf.
Sözü edilen dönemin sonuna gelindiğinde, Japonya yüksek ücretli bir ekonomi haline geldi.Während seiner ersten Amtszeit begann Japan als asiatische Großmacht zu erscheinen.
Haydi farzediniz ki buracıkta size pek çok sözü kapsayan bir de başlangıç yayımlayayım.Uwe Wesel: Geschichte des Rechts: Von den Frühformen bis zur Gegenwart.
Şarkının sözü Gülşen'e, müziği ise Gülşen ve Ozan Çolakoğlu'na aittir.Dort war das Lied noch mit dem Text Und der Herrgott lacht, weils ihm Freude macht zu hören.
Elhamdülillah sözünün Kur'an'da en bilinen kullanımı, Fatiha Suresi'ndedir.Das Motto lautet More news your way (etwa: „Mehr Nachrichten auf Ihre Art“).
Burada sözü edilen demokrasi halkın doğrudan demokrasisidir.Eine Volksbefragung ist ein Instrument der direkten Demokratie in Deutschland.
13 yıl önce verdiği bir sözü tutmasının zamanı gelmiştir.Seine angenommene Lebensdauer beträgt 13 Jahre.
Sözünüzü kestiğim için affedin ama pencereyi açabilirsiniz.Pardonnez-moi de vous interrompre, mais pourriez-vous ouvrir la fenêtre.
Sözünü bozman sorumsuzca bir hareketti.Rompre ta promesse est irresponsable de ta part.
O sözüne bağlı kalmadı.Il n'a pas respecté sa promesse.
Son kez sözünden dönmüş olacaktı.Il serait le dernier à rompre sa promesse.
Şundan emin olabilirsin ki asla sözümden dönmeyeceğim.Tu peux compter sur le fait que je ne romprai jamais ma promesse.
Sözümü kesmeye devam ediyordu.Elle continuait à m'interrompre.
Sözümü kesmeyi bitirmiyordu.Elle ne cessait de m'interrompre.
Ben konuşurken sözümü kesmemenizi dileyebilir miyim?Puis-je demander de ne pas m'interrompre pendant que je parle ?
Sözünü kestiğim için üzgünüm.Désolé de t'interrompre.
Konuşan birinin sözünü kesmek kabalıktır.C'est impoli d'interrompre quelqu'un qui parle.
O sözünü tuttu.Elle tint sa promesse.
Rica ediyorum onunla konuşurken sözümü kesmeyin.Je vous prie de ne pas interrompre ma conversation avec lui.
Kuzenim sözünden dönecek bir insan değildir.Mon cousin n'est pas le genre de personne qui romprait jamais une promesse.
O, sözünü tuttu.Il tint parole.
Sözümüzü tuttuk.Nous tînmes parole.
Sözümün kesilmesinden hoşlanmam.Je n'apprécie pas d'être interrompu.
Birkaç yıl sonra hâlâ ona verdiği sözü hatırlayacak mı?Est-ce que, dans quelques années, elle se rappellera encore ce qu'elle lui a promis ?
Sözünüzü unuttunuz mu?Avez-vous oublié votre promesse ?
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."Mais l’homme qui se présente est un imposteur.
Allah’ın sözü ise en yücedir.Selon le Coran Il fut élevé par Allah à un haut rang.
Çünkü O benden önce vardı’ diye sözünü ettiğim kişi budur."("¡Si antes era dueña, ahora soy redueña¡").
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.Pharaon dira des enfants d’Israël : Ils sont égarés dans le pays ; le désert les enferme.
Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»Donc, je ne me soucie pas de ce que les gens disent".
Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım."Ô vérité ! mon intérêt ne fut jamais rien devant toi ; qu'il ne souille en rien le culte que je t'ai voué ».
Tanrı, onlardan tamamen vazgeçmeyeceğinin sözünü verir.Dieu ne prétend pas y renoncer.
Halbuki "ol" sözü de Kur'ân'dadır.De même, dans le Coran, "Il dit Sois !, et elle est".
Don Pasquale verdiği sözü tutmamaktadır.Scène 2 : Don Pasquale n'en peut plus d'attendre sa promise.
Adalet sisteminde reform sözü verir.Réforme de la justice.
Onuncu Doktor'un son sözü "gitmek istemiyorum" olmuştur.Le script de Davies se finissait par les derniers mots du dixième Docteur : « Je ne veux pas m'en aller ».
Papa'nın ısrarıyla Venedik ve İmparator Friedrich yardım sözü verdi.À la demande pressante du pape, Venise et l’empereur Frédéric promirent leur aide.
1932 yılı Temmuz ayında bir mahkeme, bu sözün Alman ordusuna hakaret içermediği yönünde bir karar verdi.Un tribunal estime en juillet 1932 que cette phrase ne constitue pas une offense pour la Reichswehr.
Bu sözün tercümesi şöyledir.Comment traduire ce terme ?
Çünkü önceden Rhaegar’a verdiği sözü tutamamıştır.Celle-ci lui rappelle qu'il l'avait promise auparavant à Ramble.
Bilimsel çalışmalarda hizmetin ilk sözü 2015 yılında alınmıştır.La première mention de ce service dans les travaux scientifiques remonte à 2015.
Ziyadesiyle dikkat edip sözünüzü doğru çıkarmalısın.Prends bien garde, ma fille, à ce que tu diras.