söz konusu ile cümle

söz konusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Söz konusu 55 üye her dört yılda bir düzenlenen seçimler ile belirlenmektedir.Este format din 45 membrii aleși la fiecare 4 ani.
Fakat bu çalışmalar söz konusu döneme ilişkin olarak pek güvenilir sayılmazlar.Nu cred că lucrurile sunt așa de complicate când vine vorba de inimă.
Söz konusu %4 olarak belirlenen işsizlik oranı içerisinde kadın nüfusunun işsizliği dahil edilmemişti.Pentru 4% din populație, apartenența etnică nu este cunoscută.
Söz konusu gazın canlılar üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır.Prin urmare, zborul spațial are multe efecte negative asupra organismului.
Sibirya'da da benzer bir durum söz konusudur, ancak daha çok tayga bulunmaktadır.Siberia prezintă o secvență similară, dar acolo predomină taigaua.
Söz konusu bilgi, açıklanacak sözcükten daha uzun olur.Termenul de informație are însă un înțeles mai larg decât cel de știre.
Hastanın uyandırılamaması söz konusudur.Acest test nu produce disconfort pacientului.
Bundan sonra toplanan San Remo Konferansında da Araplara bağımsızlık söz konusu bile değildi.Conferința de la San Remo a început sub auspicii nefavorabile independenței arabilor.
Söz konusu köyde 4-5 ay kış yaşanır.În partea superioară a muntelui iarna poate să dureze 4-5 luni.
Söz konusu tarikatların hepsi sadece ülke yasalarına aykırı işlere yol vermedikleri halde çalışabilir.În timp ce ambele pot legifera, statele membre nu pot legifera decât în măsura în care UE nu a făcut-o.
Söz konusu saldırı kuzeyde gerçekleşen son büyük çarpışmaydı.Mai îngrijorător pentru ei era însă zgomotul de bătălie dinspre sud.
Söz konusu bölgeler kendi içerisinde ayrıca 71 adet ilçeye ayrılmış konumdadır.Prefecturile sunt mai departe divizate în 71 de subprefecturi.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.Noțiunea însăși permite totuși restrângerea problemei la unele teme comune.
Ayrıca projenin amacının dikkati söz konusu problemlerden uzaklaştırmak olduğu iddia edilmiştir.Procesul verbal caută să ascundă motivele crizei.
Söz konusu elmasın parçalarının bir bölümü İngiliz Kraliyet ailesine ait mücevherlerde kullanılmıştır.A fost tăiat în mai multe pietre încorporate în coroana regală britanică.
Bu tutuma paralel olarak da İngiliz taraftarlığı söz konusudur.Într-o oarecare măsură, acest tip de venerație este împărtășit și de anglicani.
Onun dışında gözle görülebilen herhangi bir değişimi söz konusu değildir.Orice modificare ce nu îi compromite acest statut este binevenită.
Dolayısıyla bu ögelerin kendi üzerinde etkisi de söz konusudur.Așadar efectele lăptișorului de matcă vorbesc de la sine în acest exemplu.
Bu durumda herhangi bir termal iş söz konusu değildir.Aici nu este implicată nicio chestiune de prestigiu.
Söz konusu eserlerin tarihi eser olmadığı belirlenmiştir.Complexitatea pieselor este nemaiîntâlnită până atunci.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur.În opinia ei, ceea ce Apocalipsa ne învață este răbdarea.
Kümülatif bir artış söz konusudur.Ordinea implicită este crescătoare.
Söz konusu suçun cezası 8 günden 6 aya kadar hapis veya para cezasıdır. ...A büntetés 8 naptól 6 hónapig terjedő szabadságvesztés vagy pénzbüntetés..
Günümüzde söz konusu bölge üzerinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti bulunmaktadır.Ma ezen a területen a Kongói Demokratikus Köztársaság található.
Söz konusu metin genel Google hizmet koşullarından alınmıştı.A kérdéses szövegrész az általános Google felhasználási feltételekből származott.
Not: "En Büyük Üçüncü Etnik Grup" sütününde söz konusu etnik grup parantez içinde veriliyor.Megjegyzés: A „Harmadik legnagyobb etnikai csoport” oszlopban az etnikai csoport zárójelben szerepel.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Hiszen senki sem ment el úgy, hogy valaki hozzátartozóját itt ne hagyta volna."
Öyle ki o dönemde yasaklanmaları söz konusu olmuştur.Ezt az eljárást már az alkalmazásának évében betiltották.
Toplar, söz konusu dönemdeki güçlü kale duvarlarına karşı etkisiz kalmaktaydı.Ezek azonban rendre eredménytelenek voltak az erős falak ellen.
Bunun için hangi maddelerin söz konusu olduğu şu ana kadar tespit edilememiştir.Sajnos ezidáig nem sikerült beazonosítani a kezében tartott tárgyat.
Evde, işte, sosyal yaşamda işlev bozukluğu söz konusudur.SOTE házinyomda A prostitúció, mint társadalmi konfliktus.
Söz konusu olan, bunları, prosedürler sahnesindeki olaylar olarak ortaya çıkarmaktadır.”Jelentését az határozza meg, hogy a tárgyalás során később milyen tételek vonatkoznak rájuk."
Ancak söz konusu pazar yeri muhtemelen hiç inşa edilmemiştir.A külső burkolat valószínűleg sosem készült el teljesen.
Kadınların işgücüne katılımı ile ev hanımlığı arasında ters bir ilişki söz konusudur.Az úrnő és szolgálólány ábrázolása között éles kontraszt figyelhető meg.
Aplikasyonda yaştan yaşa çalışmada yer değiştirme faktörü söz konusu değildir.Idősebb korban nem kell módosítani az adagot.
Lütfen veri referansları için söz konusu bulutsu makalesine bakın.Lásd a Külső hivatkozások Incidensek linkejeit.
Kümülatif bir artış söz konusudur.A Visnu szó jelentése kiterjesztő.
Söz konusu mağaralar koruma altına alınmıştır.A barlang fokozott védelem alá került.
Hayvan dillerinde böyle bir bölünme ve eklemlenme özelliği söz konusu değildir.A nem helyi fajok bevezetésének és terjedésének korlátozása.
İlçe de sosyal hareketlilik söz konusu değildir.Ne mondjátok, hogy a társadalmi mozgalom kizárja a politikai mozgalmat.
Daha sonra söz konusu yerleşim alanı şimdiki yerine taşınmıştır.Ezután építették fel a települést a mai helyén.
Cevabı aramaya çalışırken söz konusu kitapları okumaya başladı.Kíváncsi természete volt, és a választ keresve olvasta a könyveket, amelyekhez hozzájutott.
O tarihte ne Kosova savaşı ne de Niğbolu savaşı söz konusudur.Nem az afgán-háborúban készült, sőt nem is egy megtörtént harci helyzetet idéz fel.
Tanımdaki herhangi bir kelimeyi tıklamak, söz konusu kelimeyi sözlükte tekrar arar.Minden állítását ugyanabban a mondatban kétségbe is vonja.
Aynı şey Simone Weil için de söz konusudur.Mitä Simone Weil on minulle opettanut.
Ancak dağlar gibi bölgeler de söz konusu olabilir.Sen elinalueet saattavat olla myös vuoristoista.
Ancak söz konusu pazar yeri muhtemelen hiç inşa edilmemiştir.Tätä ennen HalpaHalli myymälät eivät ole koskaan aiemmin olleet auki sunnuntaisin.
Tanrı ile insan arasında İsa'dan başka bir aracı söz konusu olamaz.Jumalan ja ihmisen väliin ei saa tulla mikään meidän tekomme, vaan yksin Kristus.
Anhedonide hayattan zevk alamama söz konusudur.Anhedonia tarkoittaa kyvyttömyyttä kokea mielihyvän tunnetta.
Söz konusu topraklar şu an Rusya kontrolü altındadır.Alue kuuluu nykyisin Venäjään.
Söz konusu nekropol sahası günümüzde kömür ocakları havzası altında kalarak yok olmuştur.Kulsialan kirkon kivisakasti on säilynyt nykypäiviin Hattulan Lepaassa.
Ancak bundan sonra bir ilerleme söz konusu olacaktı.Tilanteen kohentamiseksi oli jotakin kuitenkin tehtävä.
CNC makinelerin programlanmasında iki çeşit standart söz konusu olmaktadır.NFC-protokollan mukaisessa kommunikaatiossa on aina kaksi osapuolta.
Bu kısıtlamalar artık söz konusu değildir.Sen sisältöön ei voida enää puuttua.
Bu durum klasik fizik için söz konusu olmayan bir özelliktir.Suhteellisuus ei ole klassiselle fysiikalle vieras käsite.
"Bölgede Amerikan askerlerinin varlığı söz konusu, ancak bölgeye öylece birliklerimizi gönderemeyiz.Yhdysvallat käyttää alueella sotimiseen miehittämättömiä lennokkeja, mutta sotilaita se ei voi viedä sinne.
Söz konusu hadis şudur: ...Morseaakkosissa Z merkitään: --..
Söz konusu bölgeler kendi içerisinde ayrıca 71 adet ilçeye ayrılmış konumdadır.Se sijaitsee valtion pohjoisissa osissa ja siihen kuuluu 71 saarta.
Ancak dini kullanımlarda kelimenin anlam kayması söz konusu olabilir.Tämä saattaa johtua siitä, että civil religion -käsite sisältää molemmat puolet.
Söz konusu elmasın parçalarının bir bölümü İngiliz Kraliyet ailesine ait mücevherlerde kullanılmıştır.Näistä syntyi jalokivikokoelma, joka kuuluu Englannin kruununjalokiviin.

İlgili Sayfalar