söyleyen ile cümle

söyleyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Problemin ne oldugunu soyleyene bir odul vermiyorlar, degil mi?لا توجد جوائز لاخبارنا ما هي المشاكل، هل هناك جوائز؟
Problemin ne oldugunu soyleyene bir odul vermiyorlar, degil mi?問題があることはみんな認識しています
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Chúng ta chỉ việc tuân lệnh cái giọng chỉ bảo trên màn hình.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Ci limitiamo a seguire una voce sul pannello di controllo.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Elles ne font qu'obéir à la petite voix sur le tableau de bord.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.단지 차 계기판 위에서 나오는 목소리를 따라갈 뿐이죠.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Nós só estamos a obedecer a uma pequena voz falante no nosso painel de instrumentos.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Podążamy za głosem z tablicy rozdzielczej.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Prostě posloucháme hlásek z přístrojové desky.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Solamente estamos obedeciendo a una vocecita que nos habla desde el tablero.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Vi adlyder bare en lille talende stemme på vores instrumentbræt,
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.We gehoorzamen alleen aan dat stemmetje op ons dashboard.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Wir folgen nur noch der kleinen Stimme auf unserem Armaturenbrett.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Υπακούμε απλώς μια φωνούλα που βγαίνει από το ταμπλό μας.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Мы просто повинуемся маленькой говорящей коробочке на приборной панели.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.Слушаме говорещия глас от таблото.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.אנו רק מצייתים לקול מדבר קטן שעל לוח המחוונים שלנו.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.نحن مجرد نطيع صوت المتحدث في لوحة المعلومات لدينا.
Sadece, bize nereye gitmemizi söyleyen küçük ekrana uyuyoruz.そのような働きをするはずの脳の部分は
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyen오프라는 (카톨릭) 교황보다더 큰 도덕 권한이 있다고,
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyenOprah é un'autorità morale superiore al Papa,
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyen Oprah Papa'dan daha büyük ahlaklı kişi.Oprah e o autoritate morală mai mare decât Papa, ceea ce spune ceva pentru că e o catolică ferventă.
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyen Oprah Papa'dan daha büyük ahlaklı kişi.Oprah jest większym autorytetem moralnym niż papież co wiele znaczy, ponieważ jest gorliwą katoliczką.
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyen Oprah Papa'dan daha büyük ahlaklı kişi.Oprah nagyobb erkölcsi tekintély a pápánál, ami mond valamit, mert anyám hívő katolikus.
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyenאופרה היא סמכות מוראלית גדולה יותר מהאפיפיור,
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyenأوبرا هي مثال رائع للأخلاق أكثر من البابا نفسه
Sadık bir katolik olduğundan herzaman bir şey söyleyen母は敬虔なカトリックだから これって実際すごいことよ
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Họ sẽ không nhận ra nếu cậu không nói ra.
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Kau tidak mengenaliku sampai aku memberitahumu
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Te sem ismertél fel, amíg el nem mondtam neked.
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Toi même tu ne m'as pas reconnu avant que je te le dise.
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Tú no me reconociste hasta que te lo dije.
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Tú no me reconociste hasta que te lo dije.
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Tu non mi hai riconosciuto finché non te l'ho detto.
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.Ty mnie nie poznałaś dopóki ci nie powiedziałam
Sana söyleyene kadar sen beni tanımadın.أنت لم تعرفيني حتى أخبرتك
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Auzi voci care îþi spun sã nu o faci?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Befehlen dir vielleicht Stimmen, nicht zu essen? Glaubst du, das Essen sei vergiftet?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Czy słyszysz głosy zakazujące ci jedzenia?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Tu entends une voix qui te dit de ne pas manger ?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Ακούς φωνές να σου λένε να μη φας;
(Şarkı söyleyenler)(Canto)
(Şarkı söyleyenler)(chants)
(Şarkı söyleyenler)(hát)
(Şarkı söyleyenler)(Nyanyian)
(Şarkı söyleyenler)(Śpiew)
(Şarkı söyleyenler)(Zingen)
(Şarkı söyleyenler)(Zpěv)
(Şarkı söyleyenler)(Τραγούδι)
(Şarkı söyleyenler)(Поют)
(Şarkı söyleyenler)(שירה)
(Şarkı söyleyenler)(غناء)
"Shady Grove (Gölgeli Koruluk)" adli parçayı çalan ve söyleyenByła to piosenka
"Shady Grove (Gölgeli Koruluk)" adli parçayı çalan ve söyleyen그 음악은 독 왓슨이
"Shady Grove (Gölgeli Koruluk)" adli parçayı çalan ve söyleyenVà đó là Doc Watson hát và chơi bài "Shady Grove."
"Shady Grove (Gölgeli Koruluk)" adli parçayı çalan ve söyleyenوكان "دوك واتسون"
"Shady Grove (Gölgeli Koruluk)" adli parçayı çalan ve söyleyen「シェイディ・グローブ」でした
Şimdi yalan söyleyen biri ile nasıl konuşmak ve bir yalanı nasıl gözlemlemek hakkında biraz konuştuk.Agora já falámos um pouco sobre como falar com alguém que está a mentir e sobre como detectar uma mentira.
Şimdi yalan söyleyen biri ile nasıl konuşmak ve bir yalanı nasıl gözlemlemek hakkında biraz konuştuk.Am văzut cum să vorbim cu o persoană care minte și cum să detectăm minciuna.
Şimdi yalan söyleyen biri ile nasıl konuşmak ve bir yalanı nasıl gözlemlemek hakkında biraz konuştuk.Hemos hablado un poco sobre cómo hablar con alguien que miente y cómo detectar una mentira.

İlgili Sayfalar