söylev ile cümle
söylev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı söylevlerde, bu görüş on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllara kadar devam etti.In some discourses, this view persisted into the eighteenth and nineteenth centuries.
Hortensius'un söylevleri günümüze ulaşmamıştır.Today, not a single speech by Hortensius is extant.
Metinler aynı konuşma tarzında yazılmış söylevlerdi.In some accounts they spoke with the same voice.
Nutuk, bir dinleyici kitlesine seslenme, söylev.'비정상회담' 홍혜걸, 여예스더의 무엇이든 물어보세요.
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.Interrogabat quis (qui) hoc (illud) dubitaret/dubitare posset.
Gizli söylev, Kruşçev döneminde gözlemlenen yumuşamanın bir parçasıdır.The sedation is lifted slowly during the critical part of the surgery.
Onlara göre söylevin amacı, ikna etmeyi sağlamaktır.His aim above all else was to ensure conviction.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.I did not start to make social commentary about my country.
Yapabildiği söylevsel olmayan birkaç yeteneği vardı.It had a couple of simple non-verbal skills it could do.
Boş sözlerle tartışır, Yararsız söylevler verir mi?Should he reason with unprofitable talk, or with speeches with which he can do no good?
Hayat Ekmeği SöyleviBread of Life Discourse
Birçok söylevcinin tersine söylevi gerçeği öğretmekten çok gerçeği açığa çıkarmak olarak gördü.Mancher verleumdet, indem er die Wahrheit sagt.
Bu eser söylevcilik konusundaki ilk yazılı eserdir.Dennoch ist dies das erste schriftliche Werk zu diesem Thema.
Söylevci ingilizce konuşuyordu.L'orateur parlait anglais.
Bazı İmparatorluk yasaları, "Senato'ya Söylev" formunu alırdı ve yasalaşmadan önce yüksek sesle okunurlardı.Certaines lois impériales prirent la forme de « discours au Sénat » et étaient lues devant l’assemblée.
Bazı söylevlerde, bu görüş on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllara kadar devam etti.Ce point de vue a persisté aux XVIIIe et XIXe siècles,.
Gelzer Sezar'ın quaestor olduktan sonra halası Julia'nın onuruna bir söylev verdiğinden bahseder.Gelzer ensuite dit que César, après être entré en fonction, fit une prière en l'honneur de sa tante Julia.
Fakat ne yazık ki söylevleri yazılı değildir.Il est prononcé mais non écrit.
Metinler aynı konuşma tarzında yazılmış söylevlerdi.Les mots déjà proposés dans la même grille.
Rousseau, Jean-Jacques, Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev,(Çev.Jean-Jacques Rousseau, Discours sur les sciences et les arts.
60 söylevden sadece 21 tanesi günümüze ulaşmıştır.De ce fait, sur 67 accusés, 31 seulement sont présents.
Bu eser söylevcilik konusundaki ilk yazılı eserdir.Elle est sans doute la toute première édition des procès-verbaux en question.
Publius Quinctius için söylev.Pour les articles homonymes, voir Quinctius Capitolinus.
Hortensius'un söylevleri günümüze ulaşmamıştır.Todos los discursos de Hortensio se han perdido.
Nutuk, bir dinleyici kitlesine seslenme, söylev.Venid, Escuchad la voz de un Profeta.
Bazı İmparatorluk yasaları, "Senato'ya Söylev" formunu alırdı ve yasalaşmadan önce yüksek sesle okunurlardı.Alcune leggi imperiali presero la forma di "Orazioni al Senato" e furono lette ad alta voce davanti al corpo.
Onlara göre söylevin amacı, ikna etmeyi sağlamaktır.Perché, per convincere, bisogna persuadere.
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.La mostra è un grande successo, nonostante le polemiche che la accompagnano.
Söylev Rousseau’ya birincilik ödülünü getirmiştir ve onun için bir başlangıç noktası olma özelliğini taşır.Il contributo valse a Rousseau il primo premio e una fama notevole.
60 söylevden sadece 21 tanesi günümüze ulaşmıştır.Su 230 richieste, sono state ottenute solo 98 risposte.
Bu söylev Atina’nın Kerameikos adlı semtinde okunurdu.تدور أحداثها كما هو واضح من الاسم في أثينا.
Onlara göre söylevin amacı, ikna etmeyi sağlamaktır.O logos sendo uma argumentação, pretende convencer.
Bazı İmparatorluk yasaları, "Senato'ya Söylev" formunu alırdı ve yasalaşmadan önce yüksek sesle okunurlardı.Algumas leis imperiais tinham a forma de "Orações ao senado" e eram lidas em público para os senadores.
Bu sayede başarılı bir söylevci olunabilirdi.Nós poderíamos ter tido um relatório conclusivo.
Yazdığı kitaplar ve verdiği eğitimle söylevciliğe olan katkısı çok büyüktür.Het aantal boeken waarvoor hij illustraties en boekband verzorgde is zeer uitgebreid.
Metinler aynı konuşma tarzında yazılmış söylevlerdi.De uitbreidingen werden in diezelfde stijl gedaan.
Gizli söylev ^ "Stalin Savunulmadan Marksizm Leninizm Savunulamaz".Vrij vertaald: Vertrouw het paard niet, Trojanen.
Bunların dışında siyasi veya hukuki amaçlı olmayan bir söylev türü daha vardı.Hij behandelt alles wat niet specifiek politiek of juridisch is.
Öğrencileri birçok konuda söylevler vererek deneyim kazanıyorlardı.Uczeni stosowali wiele wariantów zapisu danego słowa.
Bu eser söylevcilik konusundaki ilk yazılı eserdir.Była to zarazem pierwsza udokumentowana wzmianka o Cieszynie.
Onlara göre söylevin amacı, ikna etmeyi sağlamaktır.Wygląda to tak, jakby sami siebie chcieli przekonać, że podjęta decyzja jest słuszna.
Rousseau söylevde bilim ve sanatları doğuranın bizim kötü yanlarımız olduğunu belirtir.Rousseau dowodził, iż wyniki w nauce dziecka zależą od jego zainteresowań i potrzeb.
Birçok söylevcinin tersine söylevi gerçeği öğretmekten çok gerçeği açığa çıkarmak olarak gördü.Wśród tylu sprzecznych informacji trudno odróżnić prawdę od fałszu.
Bu eser söylevcilik konusundaki ilk yazılı eserdir.Detta är ett av de första skriftliga ställningstagandena emot abort.
Yaptığı söylevler hiçbir zaman Sovyetler tarafından kamuoyuna açıklanmadı.Hans verkliga lojalitet upptäcks aldrig av tyskarna.
Hortensius'un söylevleri günümüze ulaşmamıştır.На жаль, талановитий хормейстер не дожив до цього дня.
Bütün söylevlerinde demokrasiyi savundu, ve genel oydan yana çıktı.Látszólag tisztelte a demokráciát, és mindig elfogadta a kongresszus döntéseit.
Yaptığı söylevler hiçbir zaman Sovyetler tarafından kamuoyuna açıklanmadı.A nyomdát a szovjet hatóságok soha sem fedezték fel.
Bunların dışında siyasi veya hukuki amaçlı olmayan bir söylev türü daha vardı.Jogszabályokat és jogszabálynak nem minősülő egyéb jogi dokumentumokat közöl.
3. ^ Cicero, Oration for Publius Quinctius (Publius Quinctius için söylev), iii.Első nyilvános fellépése, a Quinctius érdekében tartott beszéde (Pro Quinctio, Kr. e.
Publius Quinctius için söylev.Suomentanut Markku Quintus.
Bu söylev Atina’nın Kerameikos adlı semtinde okunurdu.Είναι γνωστή μόνο μέσω μιας μαρτυρίας στους Δειπνοσοφιστές του Αθήναιου.
Thalia'nın bir parçası Athanasius'un Arianlara karşı Dört Söylev'ında alıntılanmıştır.Der findes tre kommentarer, der dækker alle Asconius' kommentarer.
3. ^ Cicero, Oration for Publius Quinctius (Publius Quinctius için söylev), iii.Cicero: Epistulae ad Atticum (Brev til Atticus) Oratorium for Publius Quinctius.
Düzenleme: (taxis/dispositio) Söylevin bölümlerinin düzenlenmesi.Hoppekreps deles i ti ordener (se taksoboks).
Nutuk, bir dinleyici kitlesine seslenme, söylev.Lupakan tentang percakapan yang cerdas, sebaliknya, jadilah seorang pendengar yang baik.
Orijinal anlamını baştan aşağı değiştirecek şekilde, metinden bir cümle veya söylev eklemek ya da çıkartmak.Menambahkan atau menghilangkan suatu kata atau kalimat sehingga mengubah makna sesungguhnya.
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.それに対して異議を唱えようとした者たちは沈黙と断罪を余儀なくされた。
Genel olarak Yunan söylevciliği MÖ 5. yüzyılda söylev kurallarını sınırlayan Syracuseli Koraks’a dayanır.ギリシアの修辞学は、一般に、紀元前5世紀に修辞学の法則を最初に考案したシュラクサイのコラクス(Corax of Syracuse)まで遡る。
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.至此,凡有疑难事卜卦的,有问必应声答复。