söyler ile cümle
söyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.Nel finale, i due si chiedono se si amano a vicenda e rispondono affermativamente.
Geç kaynaklar ikisinin arzularının imparatorluğu ikiye böldüğünü söyler.Fonti successive ipotizzano che i fratelli volessero dividere l'impero in due metà.
Baygın olan prens etrfında toplana denizkızları neşe ile şarkı söylerler.I marinai, credendolo morto, esultano con un canto di gioia.
Doktor, Hanım'a kaçmasını söyler.Il Dottore gli chiede dove si trovi la ragazza.
Bir dahaki gelişinde ona test yapacağını söyler.Gli promette che un giorno gli insegnerà a prepararlo.
Öykü de bunun yalan olduğunu söyler.La storia ci ha mentito.
Belge şunları söyler: "Nazizm kökenlerini Hristiyanlıktan alan bir görüngü değildir.Secondo il Commissario europeo: " La politica agricola europea non è un dominio riservato ai soli agricoltori.
Prokopius, yedi yıldır barışın kabul edildiğini ve Perslere bazı ödemelerin yapılabileceğini söyler.Lo storico Procopio afferma che aveva durata sette anni, ed è probabile che prevedesse pagamenti ai Persiani.
Berna, Bekir'den hamile kaldığını söyler.Maria dice a Darnley che è incinta.
Sayid, onu öldürdüğünü söyler.Sydney afferma di averlo ucciso.
İyi şarkı söyler.È molto bravo a cantare.
Babası ondan özür diler ve onunla gurur duyduğunu söyler.Il padre si scusa con lei, dicendo che era ubriaco.
Kız ise büyücüler tarafından kovalandığını söyler.Si scopre poi che è un cacciatore di streghe.
Çavuş Beckmann!" diye şarkı söylerler.Il primo febbraio: «Sergeant Pepper suona bene.
O'nu kurtarmaya geldiklerini söyler.Egli promette di salvarla.
Suçlunun ismini bile söyler.Inoltre appare il nome del magistrato.
Ve ona ölmeyi haketmediğini söyler.Dimmi che non vuoi morire.
Simon, annesine bu olanların bir kâbus olduğunu söyler ve onu inandırır.Will si sveglia e crede sia stato un incubo.
Ayıldığında kendisini annesinin yanında bulur, kötü bir rüya gördüğünü söyler.Piedino si sveglia spaventato, e ella gli dice che è stato solo un brutto sogno.
Tanrı, ölümün yeni tanrı olduğunu söyler; artık insanlar sadece ölüme inanmaktadır.Alla richiesta di spiegazioni l'uomo afferma che Dio è morto, ovvero che nessuno crede più veramente.
Jim o çukurları neden kazdığını açıklayamaz ancak onları sadece gördüğü bir rüya sebebiyle kazdığını söyler.Jim non è in grado di spiegare il motivo delle sue azioni ma dice di aver fatto un sogno.
Doktor, Davros'a Clara'yı kurtarması için yalvarır, ama Davros dalekleri kontrol edemediğini söyler.Il Dottore supplica in ginocchio Davros di risparmiare Clara, ma i Dalek disintegrano pure lei.
Thomas, Bruce'a korkmamasını söyler.Graves gli disse di non preoccuparsi.
Ama delikanlı onu üzgün üzgün süzüyor, ona nasıl söyler ki onu sevdiğini.Il giovane le rivela ciò che veramente prova per lei, dicendole che l'ama.
Ona, insanlara gerçek kimliğini açıklayacağını söyler.Però lui vuole avere una possibilità di mostrare alla gente chi è veramente.
Şarkı söylerken falsetto tekniğini oldukça sık kullanır.Utilizza spesso la tecnica dell'overtone singing.
Kıyafetleri beyazlattıktan sonra Michael, Sucre'ye kıyafetleri kurutmasını söyler.Per vivere, Christopher puliva le scarpe.
Şeytanların onu terk etmeyeceğini söyler.Il demone gli promette di farla sparire.
Angel onun kararını değiştirir ve ona son anlarında yanında olacağını söyler.Marissa gli dice però con un filo di voce di rimanere con lei in quel momento finale.
Cin, Peter'ın üç adet isteğini yerine getireceğini söyler.Madam Web vuole mostrare a Peter un'ultima cosa.
Konsey başkanı herkesi sankinleştirmek için her şeyin yolunda olduğunu söyler.Il responsabile del caos riesce per fortuna a sistemare tutte le cose.
Birlikte aşka dair kaside söylerler (İkili: "Bei Männern welche Liebe fühlen") ve ayrılırlar.I due dunque si lasciano andare e fanno l'amore ("I Believe").
Ercüment, katili bulduğunu söyler ve Behzat'ın öldürmesini ister.Così convince il gregge che si debba trovare l'assassino e il suo movente.
Normal konuşma sesi bariton aralığında olmasına karşın şarkı söylerkenki sesi tenor idi.A Orgosolo la tradizione del canto a tenore è molto viva.
Doktor, Clara'ya bir daha kendisini geri yollamayacağını söyler.Hal si rende conto che forse non rivedrà mai più suo fratello.
Üçüncü görevi bizzat açıkça söylerler.Parla di sé stessa in terza persona.
Orada bir şarkı söyler.Contiene Una canzone per te.
Ama Saffi kendini her halde ve her zaman seveceğini söyler.Richard, però, dichiara di amarla sempre e comunque.
Jack, onun bunu istemediğini söyler ve kafese geri götürülür.Lei dice a Jack che deve andarci per portarlo indietro.
Demeter’le bir düet söyler.Pare abbia un rapporto con Demeter.
Lois kocasına bakar ve gidip beyaz çoraplarını giymesini söyler.Grace si risveglia in camera sua: indossa un vestito bianco.
Sansa, Ramsay'e ertesi gün öleceğini söyler.La signora Ramsay assicura a James che il giorno dopo andranno sicuramente al faro.
Glenn ise Maggie'nin hayatta olmasının, onun duygularından daha önemli olduğunu söyler.Diane sembra più preoccupata di come dirlo a Maggie che della gravità della patologia riscontrata.
Bu süre içinde bombardımanı durdurmalarını söylerler.Riescono a neutralizzare il complotto all’ultimo minuto.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Lei poi gli dice che sta portando in grembo il suo bambino.
"Wrecked" bölümünde Amy, Willow'a kendi büyülerini çok fazla harcadıklarından Rack'i ziyaret etmesini söyler.In Fuori controllo Amy convince Willow ad andare da Rack dopoché hanno esaurito tutto il loro potere magico.
Wurm Kont'a bu şirin Rodolfo tarafından da bilindiğini söyler.È la prova che il conte Rodolfo aveva ragione.
Farid, Menendez'in onu zorladığını söyler.E così Johannes ìntima a Menelik di obbedirgli.
Doktor yalnız olduğunu söyler.Ma il dottore non è solo.
Marie onun eskiden Marie'nin hayatını kurtarmış olan bir yerel Tirollu genç olduğunu söyler.Viene liberato da Marie che afferma che il ragazzo le ha salvato la vita.
Ondan ayrılmak için eşcinsel olduğunu söyler ama işe yaramaz.Lei lo prega di andarsene, ma invano.
Tosca ona her ikisini de kurtarmak için Scarpia'yı öldürdüğünü söyler.Molly muore dicendosi di averli salvati entrambi.
Grup şarkıyı söylerken oyuncularda etraflarında dolanıp, dans eder, şarkı söyler ve enstrüman çalmaya çalışır.Attraversa le strade della città mentre balla, canta e suona un tamburello.
Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Schoen rispose di non saperne nulla.
Annesi ölmeden önce Rosalie'nin gerçek annesi olmadığını, onun aslında bir soylu olduğu söyler.In punto di morte, la donna tenterà di rivelare a Rosalie di non essere la sua vera madre.
Tüm gece boyunca odasında kalmasını söyler kızına.La ragazza lo ospita a casa sua per la notte.
O çok açık sözlüdür her düşündüğünü söyler.Dice sempre ciò che pensa.
Mime'nin üç sorusuna doğru cevap veren Votan şimdi Mime'ye kendi soruları olacağını söyler.Ora tocca a quest'ultimo proporre tre quesiti, e Mime dovrà rispondere pena la vita.
Hank onların diğer mutantları bulmalarını sağlayacak bir cihaz yapabileceğini söyler.Adam lo traccia fino a individuare un altro New Mutant.
Menderes türküyü beğenir ve Çınar'a radyoyu denemesini söyler.E poi accende la radio e dice di voler ballare la Macalana.
İlgili Sayfalar