söyler ile cümle

söyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gerçeği bilseydi, bana söylerdi.Se avesse saputo la verità, me l'avrebbe detta.
Şarkı söylerken o, bana gülümsedi.Mentre cantava, mi sorrise.
Buraya nasıl geldiğini bana söyler misin?Potresti dirmi come sei arrivato qui?
Biz sana neden yalan söylerdik?Perché dovremmo mentirti?
Unutmazsam Tom'a söylerim.Se non me ne dimentico lo dico a Tom.
Lütfen Tom'a onun yardımına ihtiyacımız olduğunu söyler misin?Potresti per favore dire a Tom che abbiamo bisogno del suo aiuto?
Trigorin bunun kolay bir hayat olmadığını söyler.Trigorin risponde che non è una vita facile.
Bazı biyologlar, Jack Cohen gibi, bu yaklaşımın çok sınırlayıcı ve kısıtlı olduğunu söyler.Alcuni biologi come Jack Cohen pensano che questa affermazione sia troppo restrittiva.
Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin?Disse : «Cosa mai ti impedisce di prosternarti, nonostante il Mio ordine?».
Takuto’nun elini tutarak konseri için son şarkısını söyler ve sonunda Eichi’nin ruhu ondan ayrılır.Tenendo la mano di Takuto, canta l'ultima canzone per un concerto e finalmente l'anima di Eichi la lascia.
Flamand Kontes'e sevgisini söyler.Flamand dichiara il proprio amore per la Contessa.
Jin, Sun'a sadece babası ne isterse onu yaptığını söyler.Jin allora dice a Sun che fa ciò che suo padre gli dice di fare.
Bunu yaparken Eva'ya daha sonu tamamlanmamış çok güzel şarkıyı duyduğunu Eva'ya söyler.Mentre lavora, racconta a Eva di aver sentito una bellissima canzone, cui mancava solamente la fine.
Michael Jin'e saati verir, ona kendisinden ve oğlu Walt'tan uzak durmasını söyler.Michael gli restituisce l'orologio e dice a Jin di stare lontano da lui e da Walt.
Varys ise Tyrion'ı Daenerys Targaryen'ın yaşadığına dair bilgilendirir ve üç ejderhası olduğunu söyler.Più tardi Varys informa Tyrion che Daenerys Targaryen è ancora viva e che possiede tre draghi.
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.Locke afferma che l'isola è "speciale" e tutto ciò che accade su di essa, accade per una ragione.
Deneylerinden birinde doktor Woyzeck'e bundan böyle sadece bezelye yemesi gerektiğini söyler.Per un esperimento, il dottore comanda a Woyzeck di non mangiare nient'altro che piselli per un lungo periodo.
Ve ona şunu söyler: “Bunun gibi öyküler bizlerle birlikte yaşar.”Gli altri gli dissero: «Veniamo anche noi con te».
"Just Dance"in kısa versiyonunu söylerken kendisine eşlik eden dansçılar "deniz insanı" görünümüne büründü.Viene cantata una breve versione di Just Dance, con i suoi ballerini vestiti come "gente di mare".
Kahin ona kızı Danae'nin bir erkek çocuğu olacağını ve bu çocuğun onu öldüreceğini söyler.Il dio gli rispose che sua figlia Danae avrebbe avuto un figlio che lo avrebbe ucciso.
Locke, Jack'e diğer herkesin bir lidere ihtiyacı olduğunu ve o liderin de Jack olması gerektiğini söyler.Locke dice a Jack che il gruppo dei sopravvissuti ha bisogno di un leader e che dovrebbe essere lui.
Sidney elmalı turta söyler.Esempio: Simone mangia una mela.
Bir gün, Sarah şarkı söylerken yerel bir tavernanın sahipleri onun sesini duydular.Un giorno i proprietari turchi della taverna locale sentirono Sarah cantare.
Sahilde Jin Sun'a babasının saatinin Michael'da olduğunu, o yüzden ona saldırdığını söyler.Sulla spiaggia, Jin dice a Sun che Michael ha l'orologio del padre di lei.
Sun, Michael'a hamile olduğunu söyler.Jennsen comunica a Tom di essere incinta.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Al mattino pensa di aver sognato.
Martha bu sesi tanıdığını söyler.Bart sa di aver trovato la sua vocazione.
Bilbo'ya yüzüğünün tek yüzük olduğunu söyler.Gandalf inizia a sospettare che l'anello di Bilbo sia l'Unico Anello.
Michael onu umursamaz, adını ve bulunduğu yeri söyler.Edward insiste comunque per sapere nome e luogo.
Ancak Rıfkı bu kişilere yağmurun bugün yağmayacağını söyler.Notevoli anche I Think It's Going to Rain Today e Living Without You.
İki sevgili, hiçbir zaman onun şerefini lekelemediklerini söylerler.I due amanti giurano di non rivelare mai il loro segreto.
Ancak bunu söylerken atlı arabanın çatısında bir cesedin bulunduğundan bahsetmemektedir.Quello che non sa è che nel portabagagli è nascosto un cadavere.
O kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratıldığı söyler ve secde etmez.Così il fuoco non li toccò affatto, non fece loro alcun male, non diede loro alcuna molestia".
Jack, Ennis'e bir kart gönderir ve onu ziyaret etmek istediğini söyler.Rita gli manda un altro sms dicendogli che vuole vederlo.
Swift arkadaşına, "Şimdi konuşsaydın ne söylerdin?" diye sordu.Ha chiesto all'amica se ella avrebbe "parlato adesso".
"Ölmeden" önce Buffybot, Dawn'a gerçek kız kardeşinin hayata geri döndüğünü söyler.Prima di "morire" però rivela a Dawn che la vera Buffy è tornata.
Çünkü 'Sertab iyi İngilizce söyler, Türkçe söyleyemez.' diyorlardı.Perché, diavolo, la metà di loro non parla nemmeno inglese".
Mary Lou asanın Credence'a ait olduğunu düşünür, fakat Modesty kendisine ait olduğunu söyler.Mary Lou li scopre e crede che la bacchetta sia di Credence, ma Modesty si prende la colpa.
Jaqen da Arya'ya gece yarısı yola koyulmalarını söyler.Tuttavia Aleksei lo sfida ad affrontarlo a mezzanotte.
Zuko babasına Avatar'ın yaşadığını ve ona katılacağını söyler.Zuko affronta suo padre e gli dice che si unirà all'Avatar.
Şarkının orijinal videosunda Jackson bir hapishanede şarkıyı söylerken gözükmektedir.Il video originale, mostrava Jackson che cantava in una prigione degli Stati Uniti.
Kocası onunla bu olayla ilgili olarak yüzleştiğinde, "bebeklerle oynadığını" söyler.Cercando di impaurire i due giovani, l'uomo urlò loro contro: «You know where you are?
Severus Snape, "dengi olarak işaretleyecek" kısmını duymaz ve kehaneti Lord Voldemort'a söyler.Severus Piton riesce ad origliare una parte di questa profezia, riferendola al suo signore, Voldemort.
Jack, babasını gördüğünü ve bunun halüsinasyon olduğunu söyler.Jack gli dice che vede sull'isola suo padre, ma che sono delle allucinazioni.
İnsanlara bunun bir kaza olduğunu söylerler.Però tutti mi hanno detto che è stato un incidente.
Yara, Theon'a sadakatinin kime olduğunu ve buna göre seçim yapmasını söyler.Yara dice a Theon di scegliere dove riporre la sua lealtà.
Durdurmanın ise tek bir yolu olduğunu söyler Giles: Dawn'u öldürmek.C'è però una condizione che Tom deve rispettare: uccidere Isabelle.
Ben, Juliet'e Rachel'in kanserinin tamamen bittiğini söyler.Subito dopo si scopre che il cancro di Rachel è sparito.
Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler.No, diciamo sì a Renzi perché vuole innovare.
Sonunda bir nişe geldiklerinde Montresor Amontillado'nun içeride olduğunu söyler.Arrivati ad una nicchia, Montresor dice alla sua vittima che l'Amontillado è all'interno di essa.
Şamanlar büyülü şarkı (atuatuułłuk, atuułłuk, atuutluk) söylerler.I poeti haridasa composero canti religiosi (devaranama).
Buffy ise Spike'ı öper ve yaptıklarını asla unutmayacağını söyler.Buffy infine ringrazia Spike e lo bacia dicendo che non dimenticherà questo suo gesto.
Ve kilise inşaatını bitirmesini söyler.Terminata la costruzione della chiesa.
Bunu hemen Jack'e söyler.La donna lo indirizza da Jack.
Ardından Brooke, Lucas'a hamile olduğunu söyler.Simona, nel frattempo, rivela a Luca di essere incinta.
Punklar kendilerini punk olarak adlandırır ve ne sol ne de sağ ile ilişkili olmadıklarını söylerler.Gli AG rifiutano tale appellativo, definendosi né di destra né di sinistra.
Bir denklem iki ifadenin eşit olduğunu söyler.Un'equazione è l'affermazione che due espressioni sono uguali in alcuni casi.
Dilbilimciler Allah kelimesinin Al-ilahtan türediğini söylerler.Secondo i musulmani il Corano è dettato parola per parola da Dio.
Şimdi ne yapacakları sorulduğunda, Richard'ın bildiğini söyler.Richard, dopo averlo saputo, chiede alla Grey di dirgli ciò che sa.
Aliyyu’l-Karî, bu Söz'ün Açık bir Küfür olduğunu söyler.I Samaritani affermano che la pronuncia sia iabe.
İlgili Sayfalar