söyler ile cümle
söyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Richardson, orada ona onun ve adamlarının Ayarlama Bürosu'ndan gelen ajanlar olduğunu söyler.Richardson explica que él y sus hombres son de "Los Agentes del Destino".
Volk sorguda Makarov'un Prag'da bir otelde toplantı yapacağını söyler.Volk da información acerca de una reunión con Makarov en Praga.
Geçenlerde onları ziyaret ettiğini ama evde olmadıklarını söyler.También dice que les visitó una vez, pero no estaban en casa.
Bazen Belarusian TV'de gözükür, çeşitli olaylarda ev sahipliği yapar ve şarkı söyler.Ella aparece en la televisión bielorrusa de vez en cuando, presentando y cantando en varios eventos.
Sayid, onu öldürdüğünü söyler.Sayid le dice que murió por su culpa.
Bir şarkıcı ve dansçı olmaya orada karar verdiğini söyler.Fue allí, dijo, que decidió convertirse en cantante y bailarina.
Dale geri çekilir ancak Shane'in insanlığını kaybettiğini söyler.Dale cede ante Shane, pero le advierte sobre perder su humanidad.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Tal como él dice: "es algo que no descubres hasta más tarde".
Wilson etkisi, aslında güneş lekelerinin yüzeydeki çöküntü olduğunu söyler.Es más, Wilson concluyó que las manchas solares eran de hecho depresiones en la superficie de la fotosfera.
Bir gün, Sarah şarkı söylerken yerel bir tavernanın sahipleri onun sesini duydular.Un día, los propietarios turcos de una taberna local escucharon cantar a Sarah.
Michael fazla zamanı olmadığını söyler ve ordan ayrılır.Michael responde que no tiene mucho tiempo de sobra.
Phaeton bir günlüğüne babasının Güneş Arabası'nı sürmek istediğini söyler.Faetón quiso conducir su carruaje (el sol) un día.
Michael Jin'e saati verir, ona kendisinden ve oğlu Walt'tan uzak durmasını söyler.Él devuelve el reloj y dice a Jin que se aleje de él y de Walt.
Utanarak oradan ayrılır ve olanları unutmasını söyler ve Quinn'e geri döner.Avergonzado, él se va, diciéndole a Rachel que olvide que eso sucedió, y vuelve con Quinn.
Menajer, güçsüz düşen Donghae’ye dinlenmesi için programının iptal edildiğini söyler.El mánager le dice al debilitado Donghae que su agenda han sido cancelada a fin de que descanse.
Sahilde Jin Sun'a babasının saatinin Michael'da olduğunu, o yüzden ona saldırdığını söyler.En la playa, Jin le dice a Sun que Michael tiene el reloj de su padre.
Bir dahaki gelişinde ona test yapacağını söyler.Entonces ella le dice que en la siguiente visita le gustaría hacerle una pequeña prueba.
Takım, kütüphane 100 yıldır mühürlü olduğu için buraya gelmeye karar verdiğini söyler.El equipo ha llegado para investigar por qué la biblioteca se ha sellado a sí misma 100 años atrás.
Babasının anlattığı hikâyelerden hala etkilenmeyen Will gerçeği öğrenmek istediğini söyler.Molesto por las historias de su padre, Will pide que le cuente la verdad.
Rachel mesajı yanlışlıkla siler ama Ross'a mesajı söyler ve onu cevap vermemeye ikna eder.Rachel accidentalmente elimina el mensaje y convence a Ross en no llamarla.
Warren yanına gelir ve ona yapacak çok işleri olduğunu söyler.Holden se marcha diciendo que tiene cosas por hacer.
Hegel ruhu “fikrin (idea) gelişiminin kendisi” olduğunu söyler.Hegel dice que el alma es el autodesarrollo de la idea.
Öykü de bunun yalan olduğunu söyler.Verás que todo es mentira.
Sun, Charles'a ikisinin de amacının Benjamin Linus'u öldürmek olduğunu söyler.Ella le dice que ambos desean matar a Benjamin Linus, lo que significa que tienen un interés común.
Desdemonna Otello'dan kendini affetmesini söyler.Desdémona le pide perdón a Otelo.
Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyler.Me dijo que fuera a verlo a su casa en California.
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.En ese momento solo se preguntan el cómo sabe que son hermanos ya que nunca lo han dicho.
İyi şarkı söyler.Ella canta muy bien.
Joffrey de sadist bir şekilde Ros'a emir vererek Daisy'yi dövmesini söyler.Joffrey entonces obliga sádicamente a Ros a golpear a Daisy con su cetro.
Birinci hayalet ona Macduff'dan korkamasını söyler.La primera le aconseja que se cuide de Macduff.
Joffrey de eğer kendisinin gerçek kral olduğunu söylerse onu bağışlayacağını söyler.Entra Hervey y dice que el rey los ha perdonado.
Will gösteriden eve dönünce Terri ona hamile olduğunu söyler.En el estacionamiento, luego del show, Terri le dice a Will lo impresionante que estuvo la presentación.
Adam 200 yaşında bir vampir olduğunu söyler.Ángel Es un vampiro con más de doscientos años.
Kendisinin aslında istihbaratçı olduğunu söyler.Finalmente revela que en realidad es un científico.
Neyin yapılacağını söyler ancak nasıl yapılacağını söylemez.Establecen qué debe hacer el sistema, pero no cómo hacerlo.
Martin Heidegger Stirner’i asla okumadığını söyler.Sterling Morrison:Nunca digas nunca jamás.
Kate ona Jack'in kendilerini seks sırasında monitörlerden gördüğünü söyler.Ella explica que Jack los vio hacer el amor a través de los monitores de la vigilancia.
Ardından Sebastian, Clary'e Simon'ın hapsedildiğini söyler.En ese mismo momento Clary se da cuenta que Simon esta en la cárcel.
Xander ise ona bunu başarabileceğini söyler.Homer le promete que así lo hará.
Abruzzi onu hayal kırıklığına uğratır ve farklı yöntemler kullanmasını söyler.Abruzzi le responde que no y le recomienda que busque otra forma de encontrarlo.
Joey Chandler'ı yalnızca bir gün boyunca bir kutuda yaşarsa affedeceğini söyler ve Chandler da bunu yapar.Joey perdona a Chandler solo después de hacerle pasar un día en una caja como castigo.
Don Magnifico üvey kızı Külkedisi'ne kendileri ile birlikte saray balosona gidemiyeceğini söyler.Pero don Magnifico dice desdeñosamente que ella no puede acompañarles al baile.
Meg, Neil'a, ondan hoşlanmıyor oluşunun, onun ölmesini istediği anlamına gelmediğini söyler.Meg reconoce tener algo de aprecio por Neil y comenta que aunque no le guste, no significa que le caiga mal.
Carol, Lizzie'ye güçsüz biri olduğunu ve bu dünyada artık güçsüzlere yer olmadığını söyler.Ella sin rodeos le dice a Lizzie que ella es débil, y en este mundo tiene que ser fuerte.
Tonio, Canio'ya temsil sırasında Nedda'nin sevgilisini mutlaka kendini ele vereceğini söyler.Tonio le dice a Canio que su amante seguramente se traicionará a sí mismo en la obra.
Bu türde tüm dizeleri herkes söyler.Todas las lenguas cuentan con este tipo de consonantes.
Angel onun kararını değiştirir ve ona son anlarında yanında olacağını söyler.Angel le asegura que ella misma se los dirá, llegado el momento.
Meyhaneyi kötüler, ona lâyık bir yer olmadığını söyler.El camarero en el pasillo dice que no hay nada de qué preocuparse.
Posa Carlos'a İspanya'dan ayrılıp Flandra'ya gitmesini tavsiye edebileceğini söyler.Posa le anima a abandonar España y marchar a Flandes.
Carol ona onu sevdiğini söyler.Percy dice que él aún la ama.
Sonra Wurm gelir bababsinin idam edileceğini ona söyler.Finalmente llega la sentencia donde les comunica que el can será sacrificado.
Emilia İago'dan Otello'nun karşısını ihanetle itham etmesini inkar etesini söyler ama İago bunu kabul etmez.Emilia exige que Yago niegue la acusación de Otelo; él se niega.
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.Charlie no quería que la utilizaran, pero Claire le dijo que quería hacerlo.
İnsanlar bu özdeyişi ihanete uğradıklarını hissetikleri zaman söylerler.Dice que estas personas le han traicionado.
34 Petrus daha bunları söylerken bir bulut gelip onlara gölge saldı.34 Mientras él decía esto, vino una nube que nos cubrió; y tuvieron temor al entrar en la nube.
Rosalinde Frank gelince durumunu açıklama şarkısı söyler.Cuando Claire llega éste le dirige la misma pregunta.
İlgilenenlerden biri tuvaletin su sızdırdığını söyler.El temazcalero pregunta si algunos de los bañistas tiene dolor.
Bu saf kafalı genç Herzeleide adında bir annesi olduğunu ve yayı kendisi yaptığını bildiğini söyler.El joven dice que tiene una madre, Herzeleide, y que el arco lo hizo él mismo.
Şarkılarını kömey olarak da söylerler.Ella también canta canciones de alabanza.
Doktor Grenvil, Annina'ya Violetta'nın ancak iki üç saat daha yaşayabileceğini söyler.El doctor Grenvil le dice a Annina que Violetta no vivirá mucho puesto que su enfermedad ha empeorado.
İlgili Sayfalar