söyler ile cümle

söyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fritz geri döner ve David Suzel’ın evlenmesi için doğru kişiyi bulduğunu söyler.Lorsque Fritz revient, David lui annonce qu'il a trouvé un mari pour Suzel.
Lisette Madga'yı tanıyıp orada olduğunu Prunier'e söyler ama Prunier ona hata yaptığını bildirir.Lisette reconnait Magda, mais Prunier lui dit qu'elle se trompe et que le vin lui fait tourner la tête.
Ayrıca Doktor'a şarkısının yakında biteceğini söyler.Ood Sygma annonce aussi que le chant du Docteur va bientôt s'achever.
Polis gerekenin yapılacağını söyler ancak hiçbir şey yapılmaz.Elle va à la police mais on lui dit, qu'ils ne peuvent pas faire grand chose.
Onun için çok üzülen Deckard, bunun bir şaka olduğunu söyler.Surpris, Glenn croit qu'il s'agit d'une plaisanterie.
Shockwave, Megatron'a Omega Kilidi'nin hazır olduğunu söyler.Shockwave contacta Megatron en lui disant que le pont était prêt.
Tersine söylersek bir watt 1 J/s'ye eşittir.Un watt équivaut à un joule par seconde (1 J/s).
İlk/Nikki de "Ya sana beni kimin öldürdüğünü söylersem?" der.Et je venais de lui dire que le ferai. » (Mais qui a tué Maggie ?
Hastaneden kaçıp onu evine kadar takip eder ve artık onu hiç bırakmayacağını söyler.Il le chasse de chez lui et lui demande de ne plus jamais revenir.
Clara, altmış iki yıldır görüşmediklerini söyler.Il ne l'avait pas revue depuis seize ans.
Ricardo zincirlerden kurtulmaya çalışırken; karısını görür ve karısı ona cehennemde olduklarını söyler.Plus tard, alors qu'il est toujours enchaîné, Ricardo voit sa femme, morte, qui lui dit qu'ils sont en enfer.
Fakat Efesliler kendini hiç tanımadıklarını söylerler.Les terriens disent eux-mêmes ne jamais avoir entendu parler d'eux.
Çok utangaçtır,saçma sapan şeyler söyler.Nick est très bavard et dit des choses assez embarrassantes.
Sonrasında ise ilk bölümdeki yaratıcılık hakkındaki şarkıyı söyler.Plus tard, dans un bar, il chante le « Creativity song » de l'épisode 1.
Devrimci görüşlerini gerçekleştirmek için Kiev'e gitmeye karar veren Perchik, bunu Hodel'a söyler.Perchik annonce à Hodel qu’il doit repartir à Kiev pour préparer la révolution.
Onu sevmediğini söyler.Il peut dire qu'il ne l'aime pas.
Spike da Glory ve Ben'in aynı bedende olduklarını söyler.Spike découvre qu'il est le seul à se rappeler que Ben et Gloria partagent le même corps.
Şarkılarını kömey olarak da söylerler.Ils chantent aussi tous selon les morceaux.
Ardından bu subükücünün kendisi olduğunu söyler ve amiral orada onu öldürür.C'est un amiral, lui répondit-on. -- Et pourquoi tuer cet amiral ?
Ama sonunda onu sevdiğini söyler ve ilişkileri başlar.Elle lui dit que c'est lui qu'elle aime, et ils débutent une relation.
Geri geldiğinde ona kucak açacaklarını söyler.Elle lui dit de venir la voir lorsqu'il se réveillera.
Batman'in kendisi olduğunu söyler.Il rend Batman seul responsable de son état.
Michael onlara bunu zamanla ve küçük parçalar halinde gizlemelerini söyler.Michael lui explique qu'ils doivent s'en débarrasser petit à petit dans la cour.
Xander ise ona bunu başarabileceğini söyler.Wray répond qu'elle peut le faire.
In the Name of Love" / "Free Your Mind"ı söyler.Parlez-moi de lui (The Way of Love).
Laurie bunun doğru olmadığını söyler ve Lindsey ile onu yatağa yatırır.Il a été prouvé qu'il avait raison lorsque Stacy et House couchent ensemble.
Baharın ve çiçeklerin cazibesiyle ilgili bir şarkı söylerler.Primavera di fiori musicali.
Juliet, kız kardeşiyle vedalaşır ve doğumdan önce mutlaka geri dönüp yanında olacağını söyler.Elle lui dit au revoir en promettant de revenir avant de s'enfuir.
Marx metanın kullanım değeri denilen bir özelliği olduğunu söyler.C'est ce que Merton appelle un effet latent de la consommation.
Çetenin lideri, eğer silahlarını geri vermezse onları öldüreceğini söyler.Votre fils est notre prisonnier… Si vous ne vous rendez pas, nous le fusillerons.
Jack bunu bildiğini ve onu yine de takip edeceğini söyler.Elle appelle alors Jack et lui annonce qu'elle voit tout, lui demandant d'arrêter cela.
Carol hastalığın yayılmaması için onları yaktığını söyler.Ruth y a mis le feu pour empêcher la propagation de la maladie.
Başlarda hırçın şarkılar söylerken, şarkıları aşk şarkılarına doğru yön değiştirdi.Aussi tes fidèles Font en ce beau jour Vibrer ta chapelle De leurs chants d'amour.
Yemin ederek şöyle söyler: Kana susamış Kirus!On disait de lui qu'il était « un gouverneur assoiffé de sang ».
Sözleri söyler.Il tiendra parole...
Ayrıca onları beraber olup hapishaneden atarsak orada güvenle kalabileceklerini söyler.Il lui affirme également que s'il parvient à sortir de prison, il reviendra la voir.
Neil, kendisini öldürmek istemediğini söyler.Celle-ci lui demande pourquoi il ne l'a pas tuée.
Aurelian sekreterlerinden birisi (Zosimus, Eros olduğunu aktarır) basit bir şey için yalan söyler.Il s'avère que l'un des membres du Zodiaque, Saiyû (le singe) leur cache quelque chose.
Adam uçağın sadece üç kişilik olduğunu daha büyük bir uçak getirebileceğini söyler.Mais l'avion ne peut prendre que trois d'entre eux.
Amy River'a ve Doktor'a veda ederek Rory'i çok sevdiğini ve onsuz yaşayamayacağını söyler.Venue leur dire au revoir, Valérie se rend compte que c'est Mac et non Ted qu'elle aime.
Ben ötesini de söylerim arkadaş.”Vous le réserverez pour d'autres ennemis ».
Kahraman'a bunu söyler.C’est ce qu’elle offre aux héros.
Ağzında hiç laf tutamaz direk söyler.Il n'a pas de bouche, voyons.
Toby açıklama yapmaz fakat oğulları için yaptığını söyler.Elle ne sait pas quoi faire mais parle quand même à Toby.
Bize demokrasinin işe yaramaz olduğunu söylerdi.Il en vint à la conclusion qu'elle était inadaptée pour l'agriculture.
Prens onları tanımadığını ve böylece onların kendi ismini bilemiyeceğini söyler.Son maître dit : Peut-être ne les a‑t‑il pas connus.
Ancak eski adı Hala olarak bilinmektedir ve Halalılar kurmuştur ve hâla Hala olarak söylerler.L'origine du nom reste incertain, mais les personnes les plus âgés l’appellent toujours renfursà.
Konsolos bu şarkıya uymanın sonunda bir felaket getirebileceğini soyler.Ces contretemps, vont finalement, par un heureux hasard, permettre d'ajouter encore à la chanson.
Sonra masum bir kızı savunmak için geldiğini söyler.Le chevalier déclare qu'il est venu défendre une jeune fille accusée à tort.
Ona ya bir asker kaçağı olarak kurşuna dizileceğini ya da Prusya ordusuna katılırsa bağışlanacağını söyler.Ce dernier lui offre le choix soit d'être fusillé, soit de s'engager dans l'armée prussienne.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Elles y reviennent après avoir mis au monde leur bébé au Revier.
Usta keşiş, genç kadına artık iyileştiğini söyler ve kadını evine yollar.Lorsque le maître s'en aperçoit, la femme étant guérie, il la renvoie chez elle.
Makinist dışarıda hareket eden bir şey olduğunu söyler.L'appareil moteur avait la particularité d'être mixte.
İkisi birbirine olan çok büyük aşkları hakkında şarkı söylerler.Tous deux chantent leur amour.
Darcy, Elizabeth’e onu hala sevdiğini söyler ve Elizabeth, Darcy’nin evlenme teklifini kabul eder.Elizabeth, maintenant amoureuse elle aussi, lui avoue s'être trompée au sujet de Darcy.
Kazancakis bunu El Greko'ya Mektuplar'da söyler.)Eudoxe a emprunté ces doctrines à la Chaldée).
Bir daha ona bakarsa onu öldüreceğini söyler.Puis il lui annonce qu'il va la tuer.
Fakat Buffy yapmayacağını söyler.Peel déclara que non.
Bill, sadece anıların kendisinin gerçek olduğuna yettiğini söyler.Cela lui laisse croire que ses réminiscences sont authentiques.
Buffy şaşırır ve çocuğu olan bir avcıyı daha önce hiç duymadığını söyler.Tous sont surpris d'apprendre que Tucker a un fils, qu'il n'a jamais connu qui plus est.
İlgili Sayfalar