söyler ile cümle
söyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kızkardeşinin, kuşunun ölümünden hemen sonra doğduğunu söylerdi.Dessen Mutter war nach dem frühen Tod ihres Mannes nach Aachen gezogen.
Gecenin bir yarısı Hazel'a telefon gelir, Augustus benzin istasyonuna yeni bir paket almaya gittiğini söyler.Eines Abends ruft Gus Hazel in panischem Zustand an und bittet sie, zu ihm an eine Tankstelle zu kommen.
Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler.Ansonsten sieht man ihn die Kakerlaken jagen.
Fiesco, Boccanegra’ya zehirlendigini söyler.Fiesco glaubt das nicht und verflucht Boccanegra.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Doch schließlich schafft sie es aber, das Kind auf die Welt zu bringen.
Bu paritde insanlara para dağıtacağını söyler.Er entscheidet sich, das Geld der Stadt zu schenken.
Taşınmaya hazır olmalarını ve Cehennem Ağzı'na gideceklerini söyler.Sie halten sich in den Armen und bereiten sich zusammen darauf vor, in den Tod zu gehen.
Kahin ona kızı Danae'nin bir erkek çocuğu olacağını ve bu çocuğun onu öldüreceğini söyler.Er glaubt, dass das Mädchen Tanja eine Lügnerin und vielleicht sogar die Mörderin ist.
Ebe birini bulduğunda (gördüğünde) o kişinin adını yüksek sesle söyler ve o kişi ebelenmiş olur.Als sie ihm dies offenbart und ihn an sein Heiratsversprechen erinnert, wird sie von ihm zurückgewiesen.
Ama bunu yalnızca onlar şarkı söylerken yapabilir.Nur den Sängern kann es noch gelingen.
İnsanlar onun bir inek olduğunu söyler.Er hatte darauf hingewiesen, dass Rinder Herdentiere seien.
Emily ise tek suçlunun Charlie olduğu söyler.Emily beteuert immer wieder, dass Charlie für diese Taten verantwortlich sei.
Kızına bir daha Johnny ile görüşmemesini söyler.Sie will stattdessen ihren Mann Johnny wiedersehen.
Phaeton bir günlüğüne babasının Güneş Arabası'nı sürmek istediğini söyler.Phaethon erbittet sich nun, für einen Tag den Sonnenwagen lenken zu dürfen.
Bu nedenle onlara yardım etmeyeceğini söyler.Er bedauere, dass er nicht habe helfen können.
Thor Asgard'a dönerek Odin'e Dünyada kalacağını söyler.Gemeinsam wollen sie Odin überreden, Thor zurück nach Asgard zu holen.
Becky başını sallayarak anladığını belirtir ve Michale'a Pope'un onun hakkındaki düşüncelerini söyler.Thud Butt erinnert dies an seine Mutter, und er spricht mit Peter darüber.
Barney Marshall'a onu kovmasını söyler.Er fordert Marsh auf, ihm das Gewehr zu geben.
Rigsy anahtar deliği olduğunu söyler.Radschloss Schloss einer Vorderladerwaffe.
Mitchell her şeyin daha yeni başladığını söyler.Chloe sagt ihm, dies sei erst der Anfang.
Sonra kertenkelelerin koçu bir zaman makinesi bulacaklarını söyler.Die Menschen wollen die Maschinen ein für alle Mal vernichten.
Tucker, onun bir Merkür gezegeni olduğunu söyler.Atget ist ein Einschlagkrater auf dem Planeten Merkur.
Sansa, Ramsay'e ertesi gün öleceğini söyler.Hooky sagt ihnen, dass er ihnen Maria am nächsten Tag übergeben wird.
Nikki, Robin'e her zaman görev için çalışması gerektiğini söyler.Nick soll immer wieder Aufträge in der Wirklichkeit erledigen.
Diğer biliminsanları ise bunun yetersiz olduğunu söyler.Andere Quellen bestreiten, dass er es sei.
Geri geldiğinde ona kucak açacaklarını söyler.Als sie wieder zu sich kommt, gibt sie ihm einen innigen Kuss.
Adam, Frank'e gitmesini, kadının ne olduğunu bilmediğini söyler.Er beklagt es, nicht genau zu wissen, was die Frau für ihn empfinde.
Amerikalılar düşündüklerini açıkca söyler.Les Américains disent franchement ce qu'ils pensent.
Herhangi bir doktor size sigarayı brakmanızı söylerdi.N'importe quel docteur vous dirait d'arrêter de fumer.
Benim yerimde olsan ne söylerdin?Que dirais-tu à ma place ?
Ne zaman geri döneceğinizi söyler misiniz?Dites-moi quand vous reviendrez ?
İsterseniz size söylerim.Je te le dirai si tu veux.
Bu bağlamda ne söylerdin?Que dirais-tu, dans ce contexte ?
Tüm tembeller tam olarak aynı şeyi söyler.Tous les paresseux disent précisément ça.
Tom'a Mary'nin aradığını söyler misin?Peux-tu dire à Tom que Marie l'a appelé ?
Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.S’ils ne produisent pas de témoins, alors ce sont eux, auprès d’Allah, les menteurs.
Kadınlar Tamino’ya onu kendilerinin kurtardığını söylerler.Les trois dames révèlent à Tamino qu'elles lui ont sauvé la vie.
Bunlardan bâzıları: "De ki: 'Allah doğru söyler.Ceux-ci lui répliquèrent juste après : « God damnit Leeroy! ».
Düğüm, Donna'nın kütüphaneden ayrıldığını ve kurtarıldığını (saklandığını) söyler.Celui-ci explique que Donna a quitté la bibliothèque et a été sauvée.
Michael ona kaçışın psikiyatri koğuşunun bodrum katından başlıyacağını söyler.Michael lui révèle que l'évasion doit débuter à partir de la cave de la section psychiatrique.
Will gösteriden eve dönünce Terri ona hamile olduğunu söyler.Quand Will rentre chez lui, Terri lui apprend qu'elle est enceinte.
Böylece, modern fiziğin bu dili uzay zamanının dört boyutlu olduğunu söyler.Ainsi, dans le langage de la physique moderne, l'espace-temps est dit à quatre dimensions.
Bazıları da filmin 1970'lerin Amerika'sındaki gençlerin ahlaksızlığının sosyal eleştirisi olduğunu söyler.D'autres y ont vu une critique sociale de l'immoralité des jeunes dans l'Amérique des années 1970.
Onlar, kendilerine muhalif olanların çocuklarının, ebedi olarak cehennemde kalacağını söylerler.Et tout comme eux, ils ont un point faible : le feu, qui annule leurs pouvoirs.
C-Note saatide Geary'e verir, Geary hücrenin zaten 700 dolara satıldığını söyler ve gider.Quand C-Note donne la montre à Geary, celui-ci lui révèle qu'il a déjà vendu la cellule pour 700 dollars.
Her zaman süslü sözler söyler.Il a toujours un mot gentil à dire.
Tommy ise bunu yapmaya kalkışırsa ölecek olanın Lance olacağını söyler.À cause de cela, Lin décide qu'il sera le premier à mourir.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Jack fait semblant d'aller chercher un médecin.
Şunu da söylerler: "İşittik ve boyun eğdik!Ils lui dirent: Propose ton énigme, et nous l'écouterons.
Emily ise tek suçlunun Charlie olduğu söyler.La petite fille dit alors que le seul coupable est Charlie.
Jaime, Eddard'a babasını ve abisini Aerys'in öldürdüğünü söyler.Jaime rappelle à Eddard qu'Aerys avait assassiné le père d'Eddard et son frère.
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.Bien que le Docteur estime qu'il n'y a rien qu'il puisse faire, Clara insiste pour qu'il essaye.
Sanatçı şarkıyı şatonun kapısının önünde söyler.Bush interprète la chanson devant la porte d'entrée du château.
Bir gün, Sarah şarkı söylerken yerel bir tavernanın sahipleri onun sesini duydular.Un jour, Sarah est entendue chanter par des propriétaires turcs d'une taverne locale.
Bunu hemen en iyi arkadaşı Sam'e söyler.Il va aussitôt voir son meilleur ami, Alfred.
Bart, içki içmeye başlayınca Dean Martin'in "Hey, Brother, Pour the Wine" şarkısını söyler.Lorsque Marge est ivre, elle chante Hey brother pour the wine de Dean Martin.
O kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratıldığı söyler ve secde etmez.Certes il n'y eût ni de coups de feu, ni bombes, ni tués.
Takım, kütüphane 100 yıldır mühürlü olduğu için buraya gelmeye karar verdiğini söyler.L'équipe est venue afin de comprendre pourquoi la bibliothèque s'est scellée 100 ans auparavant.
Richard izleyicilere dönüp şunu söyler: Ben Warwick Kontu'nun en küçük kızı ile evleneceğim.Il dit franchement à l'assistance : « J'épouserai la plus jeune fille de Warwick.
Kiralık katil Diane'e, iş bittiğinde sözleşilen yerde mavi bir anahtar bulacağını söyler.Le tueur à gages explique à Diane que quand le travail sera fait, elle trouvera une clef bleue.
İlgili Sayfalar