söylenmek ile cümle

söylenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Вона повинна лунати голосно, так, щоб її музика звучала і у вухах, й на язиці.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Он должен звучать громко, чтобы ощущать его музыку в ушах и на языке.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Той иска да бъде скандиран на глас, да излее музиката си в ушите и върху езика.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.היא רוצה להישמע בקול שירה, להשמיע את המוסיקה שלה באוזן ומהלשון.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.أنها تريد أن تُهتف بصوتٍ عال، لتُسمع موسيقاها بالأذن وباللسان.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.耳の中へ 舌の上で奏でられる音楽なのです つまり英語版のコーランは
Belki söylenmek istenen eski ve yeninin diyalektiksel kapsamda kilitli olduğudur."아마도 여기에서 말하고 싶은 것은, 서로 상반되는 것을 묶는 방식으로 old와 new가 함께 묶여 있다는 것입니다.
Belki söylenmek istenen eski ve yeninin diyalektiksel kapsamda kilitli olduğudur.אולי מה שרוצה להאמר זה שהישן והחדש נעולים בחיבוק דיאלקטי,
Belki söylenmek istenen eski ve yeninin diyalektiksel kapsamda kilitli olduğudur.ربما ما يمكن قوله هنا ان القديم والجديد محصوران في مسميات تلقينية
Belki söylenmek istenen eski ve yeninin diyalektiksel kapsamda kilitli olduğudur.互いに定義しあってダンスしているということだ"
Buraya söylenmek için gelmedim.Așa că nu am venit aici să mă plâng.
Buraya söylenmek için gelmedim.Donc je ne suis pas venu ici pour me plaindre.
Buraya söylenmek için gelmedim.Ich bin also nicht hier, um mich zu beschweren.
Buraya söylenmek için gelmedim.Ik ben hier dus niet om te klagen.
Buraya söylenmek için gelmedim.Jadi saya kemari bukan ingin berkeluh-kesah.
Buraya söylenmek için gelmedim.불평하려고 여기 온 것은 아닙니다.
Buraya söylenmek için gelmedim.Nên tôi đến đây không phải để phàn nàn.
Buraya söylenmek için gelmedim.Nie przyszedłem tu się uskarżać.
Buraya söylenmek için gelmedim.Non sono venuto qui per lamentarmi.
Buraya söylenmek için gelmedim.Pero no he venido aquí a quejarme.
Buraya söylenmek için gelmedim.Portanto não vim aqui para me queixar.
Buraya söylenmek için gelmedim.Szóval nem azért jöttem ide, hogy panaszkodjak.
Buraya söylenmek için gelmedim.Takže jsem si sem nepřišel stěžovat.
Buraya söylenmek için gelmedim.Έτσι δεν ήρθα εδώ για να παραπονεθώ,
Buraya söylenmek için gelmedim.Затова не съм дошъл да се оплаквам.
Buraya söylenmek için gelmedim.Так что я пришёл сюда не жаловаться.
Buraya söylenmek için gelmedim.אז לא באתי לפה כדי להתלונן.
Buraya söylenmek için gelmedim.وانا لم اات هنا لكي اشتكي
Buraya söylenmek için gelmedim.生活を幸せにし安心させてくれるものにも恵まれています
Kabaca 5000-10000 erkekten birinde hemofili görüldüğü söylenmekte. -돌연변이가 나타날 확률은 제가 찾아본 바에 의하면
Kabaca 5000-10000 erkekten birinde hemofili görüldüğü söylenmekte. - -Направих справка преди видеоклипа, че честотата на хемофилията при мъжете е 1 на 5000 - 10 000.
Kabaca 5000-10000 erkekten birinde hemofili görüldüğü söylenmekte. -فلنقول ان تكراره-- وبحثتها من قبل فى الفيديو--
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Ci viene detto quale dovrebbe essere la nostra forma.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Disseram-nos qual a forma que temos que ter. Mas tu também.] (Risos)
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Er wordt ons verteld in welke vorm we moeten zijn.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.És megmondják milyen formájúnak kéne lennünk.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir. (Gülüşmeler)Казвали са ни в каква форма е трябвало да бъдем (Смях)
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Hovoria nám, ako by sme mali vyzerať.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Kita diberi tahu bentuk badan kita yang seharusnya.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.우리가 어떤 체형이어야 하는지 듣습니다. [네, 큰 사이즈입니다. 하지만 손님도 크네요.]
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Man sagt uns, welcher Form wir uns anpassen sollen.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Mówi się nam jak powinniśmy być ukształtowani.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Ni se spune în ce formă ar trebuie să ne aflăm.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.On nous dit dans quel moule nous sommes censés être.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.("růžová") Říkají nám, jakou máme mít postavu.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Se nos dice qué figura debemos tener.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Ta được nói rằng mình nên trông như thế nào.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Vi blir tillsagda vilken form vi ska vara i.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Нам, говорят, каких мы должны быть форм.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.Чи яких ми повинні бути форм.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.אומרים לנו באיזה מצב אנחנו אמורים להיות.
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.الشكل الذي يجب ان نبدو عليه
Ne şekilde olmamız/davranmamız gerektiği bize söylenmektedir.(大きい服ですが お客様もです)
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.로미오 이렇게하고, 내 사랑은 미친 듯이 날뛰다 준비 입찰.
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.ROMEO Ali je temu tako, in ponudbo, moj sladki pripravijo na Bastard.
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.ROMEO Czy tak, a oferta moja słodka przygotować się do zbesztać.
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.ROMEO dělat tak, a nabídka můj sladký připravit peskovat.
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.ROMEO Doe dat, en bod voor te bereiden op mijn lieve berispen.
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.ROMEO ¿Es así, y la oferta de mi dulce se preparan para reprender.
ROMEO, benim tatlı söylenmek hazırlamak teklif.ROMEO face acest lucru, şi suma licitată dulce-mi pregătească pentru mustra.

İlgili Sayfalar