söylenemez ile cümle
söylenemez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Daha fazlası söylenemez.No more can be said.
Bu dünyada ölüm ve vergiler hariç hiçbir şeyin kesin olduğu söylenemez.In this world nothing can be said to be certain, except death and taxes.
Pek katıldığım söylenemez.I'm not completely in accord.
Fakat 2008 remixi kadar üne kavuştuğu söylenemez.However, it was not until 1998 that Ruccolo became recognized.
Normalde sakindir savaş yanlısı olduğu söylenemez.I feel passionately prepared to insist that war is never an answer.
Ancak pek başarılı olduğunu söylenemez.I’m not sure it’s entirely successful.
Ne var ki, bu amaca her zaman ulaşıldığı söylenemez.However the party does not seem to ever have the capacity to reach that target.
Demem o ki, Pirate Bay'in pek de idealist olduğu söylenemez.Thus The Pirate Bay isn't idealistic.
Dolayısıyla yine çok bir neşe veya keyif olduğu söylenemez.So again, there wasn't an awful lot of joy or fun to be had.
Eğlenceli biri olduğu da söylenemez.And he's no fun.
Meksika'nın tam olarak Birleşik Devletler ile aynı seviyede olduğu söylenemez ama oldukça yakınlar.Mexico is not at all on par with the United States, but they are quite close.
Uzun saçlarım olsun istiyorum, pek gerşekleştiği söylenemez.I would like to have long hair, although it doesn't seem to be working.
Pek iyi olduğum da söylenemez.And I'm really not very good at it.
-Haklısın -Sana karşı memnuniyetsizliği konusunda pek sessiz kaldığı söylenemez- He hasn't exactly been quiet about his displeasure with you.
Her ne kadar yanlış olmasa da, öykünün bütünü olduğu da söylenemez.And, while this isn't wrong, it isn't quite the whole story either.
Suda yaşayan hayvanların hepsinin tüysüz olduğu söylenemez. Mesela deniz samuru tüylüdür.You can't say all aquatic animals are naked, because look at the sea otter.
Ancak, bunları gerçekleştirecek imkanların mevcut olduğu söylenemez.But we don't necessarily have the means to do so. So there are challenges to be met.
Bir metaforun bildik anlamda doğru olduğu da olmadığı da söylenemez.A metaphor isn't true or untrue in any ordinary sense.
Doğrusunu söylemek gerekirse, annemi pek de hatırladığım söylenemez.To tell you the truth, I don't really remember her.
Bu durumda yapılması gereken çok şey var. Pek pürüzsüz gittiği söylenemez.There are so many restrictions, sure seems like a formidable task.
Daha çok çalışıp daha geç emekli olması istenen sıradan vatandaşın bunu pek beğendiği söylenemez.That's not sitting well with ordinary citizens, who are being asked to work longer and retire later.
Gerekli kanunlar yürürlükte olmakla birlikte, bunların yeterince uygulandıkları söylenemez.Even when regulations are in place, they are not being adequately implemented.
Hatta beni kabul ettikleri bile söylenemez. Bu anlaşılabilir bir durum.Albanians from Kosovo were difficult to get along with, or did not accept me at all.
Herkesin DNA'da çalışmak için can attığı söylenemez”, diyor.One cannot tell there is an enthusiasm to work with the DNA," Macovei admits.
Bununla birlikte, aktigrafi polisomnografinin tamamıyla yerine geçebileceği söylenemez.However, actigraphy cannot be considered as a substitute to polysomnography.
Bunun dışında gerçek hakkında hiçbir şey söylenemez.Nothing could be further from the truth.
İsmail'e iyi davrandığı söylenemez.Izzie dit qu'elle va bien.
Alışılmış bir değneğin olağan insanlara herhangi bir etkisi yokken, bir asa için aynı şey söylenemez.Comme pour les équations différentielles ordinaires, nous ne savons pas résoudre une EDS dans le cas général.
Pek zeki oldukları söylenemez.On prétend qu'ils ne sont pas intelligents.
Ancak birçok sanatçının da Schopenhauer'ın bu bilgisinden esinlenerek sanatçı oldukları söylenemez.Certains historiens pensent que Schlözer n'est pas le compositeur de ces études.
Örneğin "Dikensiz gül olmaz." atasözü "Gül dikensiz olmaz" şeklinde söylenemez.Une autre vidéo populaire est celle où il est expliqué pourquoi le rose n'est pas une « vraie » couleur.
Süreç içerisinde gerek rakipleri, gerekse insanlar tarafından pek de sevildiği söylenemezdi.Ce n'étaient pas des ennemis à combattre, c'étaient des hommes à sauver.
Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez.Nada en ellas es predecible u obvio.
Ama bunun Emma'yı çok rahatsız ettiği söylenemezdi.Esto disgusta mucho a Emma.
Ne var ki, bu amaca her zaman ulaşıldığı söylenemez.La respuesta es que generalmente no podemos prometer que lo consigamos.
Ancak pek başarılı olduğunu söylenemez.Ni siquiera soy tan exitoso.
Örneğin "Dikensiz gül olmaz." atasözü "Gül dikensiz olmaz" şeklinde söylenemez.Así que cuando digo "no comercial en términos de radio", estoy siendo vaga.
Buna karşın birinin diğerinden daha üstün olduğu söylenemez.Hasta el momento no es posible decir cuánto es una persona más alta que otra.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Mars’ta organizmaların olmadığı ya da hiç yaşamamış olduğu söylenemez.Non si sa se possedesse o meno una scala sempre in marmo.
Ama bunun Emma'yı çok rahatsız ettiği söylenemezdi.Questo affligge Emma.
Bunun dışında gerçek hakkında hiçbir şey söylenemez.Non rimane loro di dire la verità.
İlk yılları dışında Milan'da başarılı olduğu söylenemez.Nei primi mesi la vita a Milano è piuttosto difficoltosa.
Çok akıllı olduğu da söylenemez.Неизвестно, может ли он быть разумен.
Ama popüler olabildikleri söylenemez.Популярность они не получили.
Ve bunun Derketo'nun onuruna olduğu söylenemez."Но это не та работа, которую мы все ожидали от г-на Харца».
Buna karşın birinin diğerinden daha üstün olduğu söylenemez.فيما يتعلّق بالفعاليّة فمِن غير المعروف إن كان أحد هذه الأدوية أفضل من الأخر.
Buna karşın birinin diğerinden daha üstün olduğu söylenemez.Com respeito à eficácia, não se sabe se um é superior a outro.
İlk yılları dışında Milan'da başarılı olduğu söylenemez.Os anos seguintes, entretanto, não foram fáceis para o Milan.
İsmail'e iyi davrandığı söylenemez.Czego się nie robi dla swoich idoli!
Ancak farklı anlayışların kurumsallaşması anlamında Muhammed'in zamanında mezhep olduğu söylenemez.Nie istnieje żadne świadectwo przemawiające za tym, by w czasach Mahometa ten stosunek był inny.
Şimdilerde çok popüler olduğu söylenemez fakat yavaş yavaş tekrar yükseliyor.Namnet har länge varit ovanligt, men ökar nu snabbt i popularitet.
Bununla birlikte Dünya-dışı yaşamın nitelenmesinin yerine oturmuş olduğu pek söylenemez.Men man kan lika gärna tala om en hel världs oförlösta längtan.
Çok akıllı olduğu da söylenemez.Du skall inte tro att du är klokare än vi.
Ne var ki, bu amaca her zaman ulaşıldığı söylenemez.Не можна сказати, що успіх завжди приходив до нього легко.
Ve bunun Derketo'nun onuruna olduğu söylenemez."Nevím, zda to samé platí pro název Git."
Bunun dışında gerçek hakkında hiçbir şey söylenemez.Zde už o pravdivosti hovořit nelze.
Süreç içerisinde gerek rakipleri, gerekse insanlar tarafından pek de sevildiği söylenemezdi.Ale vypadá to, že k většině závodů nebudou ani pozváni, co jsem tedy měl dělat?
Kuşkusuz bu egemenliğin yanı sıra ahşap kirişlemeli düz tavan örtünün tümüyle ortadan kalktığı söylenemez.Neméně hloupé by však bylo se domnívat, že okamžikem uzavření chrámu přestalo existovat úplně.
Fakat hiçbir durumda birebir aynı oldukları söylenemez.Sigur că nu putem spune că toate au fost de acest gen.
Örneğin "Dikensiz gül olmaz." atasözü "Gül dikensiz olmaz" şeklinde söylenemez.Nu există sculptură fără roșu, spune Roman.