söylemiş ile cümle
söylemiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
I need a hug" sözlerini söylemiştir.Sansheng powiedział: "Huiji".
Bu subay birliğindeki subaylara şunları söylemiştir.Całość zadedykował swoim kolegom z oddziału.
Alacakaranlık'ın sonunda Bella'ya Jacob aracılığıyla Edward Cullen'dan uzak durmasını söylemiştir.Pod koniec Bella wybiera miłość Edwarda, nie Jacoba.
Bu başarısı sebebiyle Tümgeneral Jack O'Neill ona nereye isterse oraya atanacağını söylemiştir.Jego miejsce zajął Jack O’Neill.
Askerlerden biri diğerine fraktallara dikkat etmesi gerektiğini söylemiştir.Ojciec mówił mu, że powinien dbać o najsłabszych.
(Nizamettin, Safiye'ye Polat'ın kendisinin peşinde olduğunu söylemiştir.)(Na uwagę zasługuje fakt, że Katylina popierał stronnictwo Sulli, któremu z kolei Sallustiusz był przeciwny.)
Seydi Baba da, "Geldim ama beni huzuruna kabul etmedi" diye söylemiş.Jak powiedział: „Bóg dał mi pieniądze”, tak też nie zamierzał nikogo za to przepraszać.
Ayın ışığını güneşten aldığını söylemiş ve ay tutulmasının doğru açıklamasını ilk olarak o yapmış.Jako pierwszy podał poprawne wyjaśnienie zaćmienia Słońca i Księżyca.
BBC 8 Haziran 2011 tarihinde yedinci sezonun on dört bölüm olacağını söylemiştir.BBC zleciła siódmą, czternasto-odcinkową serię 8 czerwca 2011 roku.
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.Na pokładzie samolotu znajdowało się 256 pasażerów, w tym dwoje niemowląt.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Myśleliście, że życie, które postanowiliście zagasić, to tylko życie nędznego chłopaka.
Maddi sıkıntı yüzünden benzincide çalışıp, araba camı sildiğini söylemiştir.Nagle czuje swąd przypalonego tosta i słyszy samochód.
Sana hareket etmemeni söylemiştim.Powiedziałem ci, żebyś się nie ruszał.
Sana hareket etmemeni söylemiştim.Powiedziałam ci, żebyś się nie ruszał.
Frank Donnie'ye geri kalan zamanı 28 gün, 6 saat, 42 dakika, 12 saniye olduğunu söylemiştir.Frank säger att världen kommer att gå under om 28 dagar, 6 timmar, 42 minuter och 12 sekunder.
Pryor yanlış zamanda yanlış yerde bulunduğunu söylemiştir.Jessica råkade bara befinna sig på fel plats vid fel tidpunkt.
Lübnan hükümeti, güneye yerleştirilecek birliklerin 15,000 asker gücünde olacağını söylemiştir.Libanon planerar att skicka 15 000 av sina egna soldater till området.
Amerika Birleşik Devletleri hakkında hayal kırıklığına uğradığını söylemiştir.Han uppgav sig hata USA.
Eko rüyasında Ana Lucia ve Yemi Locke’a yardım etmesini söylemiştir.Eko får i en dröm instruktioner av både Ana och Yemi att han måste hjälpa John Locke.
Olaylara öncülük edenler, ülke çapında 60,000 kişinin protesto eylemlerie katıldığını söylemişlerdir.I en petition till statsministern anhöll 60 000 personer om att detta skulle beviljas.
Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.Carion säger att rikedom inte kan köpa lycka.
Bunu Fleur ve Bill söylemiştir.Redan Aristoteles och Plinius beskrev den.
Her ikisi de aynı şeyden bahsederse birbirlerinin aksini değil, aynı şeyleri söylemiş olurlar.De är som sagt väldigt lika, utan att säga att de härmar varandra.
Ancak, Gelth'ler yalan söylemiştir ve sayıları birkaç milyondur.Litauer och tatarer räknade vardera några tusen.
Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup söylemiştir.Han läste vad han kom över och skrev också själv.
Shim, yaptığı açıklamada kendisinin ajanlıkla suçlandığını söylemişti.Shyne hävdar att han handlade i självförsvar.
Falco şarkının ilhamını seri katil Jack Unterweger'dan aldığını söylemiştir.Simon lär sig sanningen bakom Jack the Ripper.
Mvusi filmin yapımı sırasıda çok sayıda tartışma yaşandığını söylemiştir.Under samtalet ställer larmoperatören ett antal frågor.
Bir arkadaşının doğum gününde bir şarkı söylemiştir.Sången om en vän.
Frank Donnie'ye geri kalan zamanı 28 gün, 6 saat, 42 dakika, 12 saniye olduğunu söylemiştir.Френк каже Донні, що кінець світу відбудеться через 28 днів, 6 годин, 42 хвилини і 12 секунд.
1423-1430 civarında Roma'da Pisanello ile çalıştığını söylemiştir.Кажуть, що він працював з Пізанелло в Римі у 1423—1430 роках.
Sanatçı ameliyat sırasında ölümden döndüğünü söylemişti.Художник помер під час операції.
Robin Barney'e hamile olduğunu söylemiştir ve Barney çok mutludur.Робін думає, що вона вагітна і батьком є Барні.
İyi karşılanmış olmasına rağmen Noether sonradan tezinin “çerçöp” olduğunu söylemiştir.Хоча працю добре прийняли, Нетер пізніше назвала її «мотлохом».
Buda manastır yaşamını seçenlere, “kendi başına bir ada” gibi yaşamalarını söylemiştir.Монахам даються настанови Буддою жити як «острови в собі».
Clare bir Yahudidir ve ailesinin "dindar" olmadığını söylemiştir.Клер єврейка, але свою сім'ю описує як «нерелігійну».
Doktorlar aileme sakat kalabileceğimi söylemiş.Брати не змогли розділити спадок батька.
Kulüp bunun hata olmadığını söylemiştir.Це доводить, що газета не помиляється.
The Revival da kendilerinin masum olduğunu söylemişti.Мередіт стверджував про свою невинність.
2011 yılında Brezilyalı şarkıcı Michel Teló, bu şarkıyı söylemiş ve uluslararası bir başarı yakalamıştır.У 2011 році була виконана бразильським співаком Мішелом Тело, ставши після цього справжнім міжнародним хітом.
En sonunda topraklarımızı elimizden alacağını söylemişti.Наполеон I оголосив його позбавленим земель.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Дружина наполягає, щоб суддя купив їй подарунок.
İki yaşındayken, Logan annesine bir aktör olmak istediğini söylemiştir.У сім років Ліно сказав, що хоче стати актором.
Kendisi de defalarca söylemişti ki eğer canını da verirse bu yolda adım atacaktır.Також вона йому дуже вдячна за те, що він колись, ризикуючи власним життям, заступився за неї.
Bu nedenle Zenon, Akhilleus’un kaplumbağayı hiçbir zaman geçemeyeceğini söylemiştir.Швидконогий Ахіллес ніколи не зможе наздогнати черепаху.
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.У одному з інтерв'ю розповіла, що інколи курить «травку».
Daha sonra bunun, en şeref verici ödül olduğunu söylemiştir.Кожна пообіцяла за оголошення найпрекраснішою її велику винагороду.
Sonraları Van der Waerden, Noether’in özgünlüğünün “karşılaştırılamaz derecede” olduğunu söylemiştir.Ван дер Варден пізніше сказав, що її оригінальність була «абсолютно поза конкуренцією».
Seydi Baba da, "Geldim ama beni huzuruna kabul etmedi" diye söylemiş.Батько теж прийшов, але нічого не казав».
Clare serinin herhangi bir sıralamaya göre okunabileceğini söylemiştir.Заради корму готові видати будь-яку таємницю.
Bogdan, yarın orada olacağını söylemişti.Богдан сказав, що буде там завтра.
Higuita politik olarak daha aktif olmak istediğini söylemiştir.René Higuita vyjádřil také přání být více politicky aktivní.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.Král odpověděl, že udělá vše, co bude moci, aby těmto požadavkům vyhověl.
"Money Power Glory" ise Del Rey'in şöhretinin yükselişine ithafen yazdığını söylemiştir."Money Power Glory" je zase o jejím získání slávy.
Ölüm varken ben yokum, ben varken ölüm yok (çok benzerini Epikür de söylemiştir).O podílu, jenž tvořili mrtví a ranění na straně husitů, se prameny nezmiňují.
Ayrıca Disney'in 50 yıl kutlamasında 'When You Wish upon a Star'ı söylemiştir.Zahajovala oslavy padesátého výročí Disneylandu písní When You Wish upon a Star.
1423-1430 civarında Roma'da Pisanello ile çalıştığını söylemiştir.Někdy mezi roky 1423 a 1430 prý pracoval v Římě s Pisanellem.
Aarseth'in onun hakkında konuştuğunu hatırlıyorum, bana onun espri anlayışı olmadığını söylemişti.Vzpomínám si jak mi Aarseth o něm povídal, že Dead nikdy nebyl vtipný.
Grubun tekrar bir araya gelmesine katılacağını söylemiştir.Slíbí si, že se znovu potkají.
Beynin duyu merkezi olduğunu söylemiştir.Také on pokládal za centrum duševní činnosti mozek.