Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.Deci ca să îți faci o idee cât de repede s-a petrecut totul, convocarea Stărilor Generale asta a fost în mai.
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.Om je een idee te geven hoe snel dit allemaal gebeurde: de samenroeping van de Staten
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.Para dar uma idéia de quão rápido tudo isso aconteceu, a Convocação dos Estados Gerais foi em Maio.
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.Więc żeby dać wam poczucie jak szybko to wszystko się stało, Zwołanie Stanów Generalnych, to było w maju.
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.Και για να έχετε αίσθηση του πόσο γρήγορα συνέβησαν όλα, η Συνέλευση των Τάξεων ήταν τον Μάιο.
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.Щоб хоч приблизно уявити, наскільки швидко все відбувалося: Збори Генеральних штатів були в травні;
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.של כמה מהר כל זה קרה, אסיפת המעמדות הכללית הייתה במאי.
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.كيف تم ذلك , الجمعية العامة للطبقات وكانت في أيار/مايو.
Olayların gelişme hızını anlamanız için, États généraux'un Mayıs'ta toplandığını söylememde yarar var.三部会があったのが 5月でした。 テニスコートの誓いは6月。
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.A válaszom több részből áll. Egyrészt, az emberi elme, erről nem kell külön beszélnem.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Ensinnäkin, ihmisaivo -- Siitä minun ei tarvitse sanoa mitään.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Erstens, das menschliche Gehirn -- darüber muss ich wohl nichts sagen.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.För det första så fungerar den mänskliga hjärnan - jag behöver inte säga någonting om det.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.For det første, den menneskelige hjerne -- jeg behøver ikke at sige noget om den.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.먼저, 인간의 두뇌, 제가 세상에서 일어나고 있는 문제들에 대해서
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Mai întîi, creierul uman. Nu e nevoie să spun nimic despre el.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Po pierwsze, mózg ludzki, nie muszę wam o tym mówić, teraz kiedy już wiemy, jakie na świecie są problemy,
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Premièrement, le cerveau humain. Je n'ai pas besoin d'en dire plus.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Primeiro, o cérebro humano — não preciso dizer mais nada sobre isso.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Primero, el cerebro humano -- no necesito decir nada al respecto,
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Primo, il cervello umano - non c'è bisogno di dire nulla.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Ten eerste, het menselijke brein -- daar moet ik niets over zeggen.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Za prvé: Lidský mozek - to teď nemusím rozebírat...
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Πρώτον, ο ανθρώπινος εγκέφαλος -- δεν χρειάζεται να πω κάτι γι' αυτό.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Во-первых, человеческий мозг - мне не надо отдельно о нем говорить.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Перш за все, людський мозок... Мабуть, далі не треба продовжувати.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.Първо, човешкият мозък - няма нужда да казвам нищо относно това.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.ראשית, המח האנושי -- אני לא צריכה לומר שום דבר לגבי זה.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.أولاً، العقل البشري --لا احتاج لأن أقول أي شيء عن ذلك.
Öncelikle, insan beyni- onunla ilgili bir şey söylememe gerek yok.表面化した世界の問題点は
Öncelikle, İspanyolca'mın yarı Portekizce olduğunu söylemem lazım.Per prima cosa, il mio spagnolo è un semi-portoghese.
Öncelikle, İspanyolca'mın yarı Portekizce olduğunu söylemem lazım.Primero a decir que hablo castellano, pero es más "portuñol".
Ondan, yanında olsa söylemeyeceğin hiçbir şeyi söylememen çok önemli.Anche quando non possono parlare [Hannelore] Ok
Ondan, yanında olsa söylemeyeceğin hiçbir şeyi söylememen çok önemli.Por eso es tan importante no decir nada que no dirías si estuviera en plenas condiciones.
Ondan, yanında olsa söylemeyeceğin hiçbir şeyi söylememen çok önemli.Затова е толкова важно никога да не казваш нещо, което не би казала, ако всичките им сетива работеха.
Onu karşımıza alıp gerçekleri söylememiz lazım.Beh, e' necessario sederci ed esporgli i fatti.
Onu karşımıza alıp gerçekleri söylememiz lazım.Wir mussen ihm dan später hinsetzen und ihm den fakten geben.
Onu karşımıza alıp gerçekleri söylememiz lazım.Πρέπει να τον δούμε και να του δώσουμε τα στοιχεία της υπόθεσης.
Onu karşımıza alıp gerçekleri söylememiz lazım.Мы должны поймать его и задавить фактами.
Onu karşımıza alıp gerçekleri söylememiz lazım.トッドが事件に関係あるのは明らかだって
Onun karın olduğunu söylememiş miydin?Em tưởng anh nói cô ta là vợ anh chứ!
Onun karın olduğunu söylememiş miydin?Pensaba que habías dicho que era tu mujer.
Onun karın olduğunu söylememiş miydin?Tu ne disais pas que c'était ta femme ?
Onun karın olduğunu söylememiş miydin?Не каза ли, че тя ти е жена.
Onun karın olduğunu söylememiş miydin?Я думала, что она ваша жена.
Otelde tıkılı kalmak istemediğini söylememiş miydin?Ne disais-tu pas être prisonnière d'un hôtel ?
Otelde tıkılı kalmak istemediğini söylememiş miydin?Nem azt mondta, hogy bezárva érzi magát?
Otelde tıkılı kalmak istemediğini söylememiş miydin?Είπες ότι το ξενοδοχείο είναι άβολο.
Otelde tıkılı kalmak istemediğini söylememiş miydin?الم تقولي انك مللت من البقاء في الفندق؟
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üç자동 조사 기계 수에 게 해야 할 피리, 3
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçChcete-li automatické zjišťování musím říct stroj počet flétny, tři
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçCsinálni kell, hogy a gép a számos automatikus szondázás fuvolák, három
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçCzy automatyczne wykrywanie muszę powiedzieć maszynie numer flety, trzy
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçDazu die automatische Überprüfung ich sagen, der Maschine die Anzahl der muss Flöten, drei
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçĐể thăm dò tự động tôi cần phải nói với các máy tính số flutes, 3
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçFor at gøre den automatiske sondering jeg nødt til at fortælle maskinen antallet af fløjter, tre
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçOm te doen de automatische indringende ik moet vertellen de machine het aantal fluiten, drie
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçPara fazer a sondagem automático eu preciso dizer a máquina, o número de flautas, três
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçPara hacer el sondeo automático necesito hablarle a la máquina el número de flautas, tres
Otomatik makine sayısını söylememe gerek sondalama yapmak flütler, üçPentru a face automat probeze trebuie să spun masina numărul de flutes, trei