Dinleyin çocuklar, bir şey söylemem gerekiyor gibi hissediyorum.Escutem, rapazes, sinto que deveria dizer alguma coisa...
Dinleyin çocuklar, bir şey söylemem gerekiyor gibi hissediyorum. Hiç birşey söylemek zorunda değilsin.Les garçons, j'ai l'impression que je dois dire quelque chose.
Dinleyin çocuklar, bir şey söylemem gerekiyor gibi hissediyorum.Hört mal Leute, ich habe das Gefühl ich muss was sagen.
Dinleyin çocuklar, bir şey söylemem gerekiyor gibi hissediyorum.Ακούστε παιδιά, νομίζω ότι πρέπει να πω κάτι.
Dinleyin çocuklar, bir şey söylemem gerekiyor gibi hissediyorum.А я - да. Ребята, я должен вам кое что сказать.
Dinleyin çocuklar, bir şey söylemem gerekiyor gibi hissediyorum.何も言わなくてもいいのよ
Doğrusunu söylemem gerekirse, hani orada "küçük adam" diyor ya, işte bu bana çok koydu.[웃음] 저는 여러분께 '키가 작다'라는 말은 제게 매우 상처가 된다고 말하고 싶습니다
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Bym był nie przyszedł, a nie mówił im, nie mieliby grzechu; lecz teraz nie mają wymówki z grzechu swego.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Ha nem jöttem volna és nem beszéltem volna nékik, nem volna bûnük: de most nincs mivel menteniök az õ bûnöket.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Kdybych byl nepřišel a nemluvil jim, hříchu by neměli; ale nyní výmluvy nemají z hříchu svého.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Keby som nebol prišiel, a nebol im hovoril, nemali by hriechu, ale teraz nemajú výhovorky zo svojho hriechu.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.내가 와서 저희에게 말하지 아니하였더면 죄가 없었으려니와 지금은 그 죄를 핑계할 수 없느니라
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Ko ne bi bil prišel in jim ne bi bil govoril, ne bi imeli greha; sedaj pa nimajo izgovora za greh svoj.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Se eu não viera e não lhes falara, não teriam pecado; agora, porém, não têm desculpa do seu pecado.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Si yo no hubiera venido ni les hubiera hablado, no tendrían pecado; pero ahora no tienen excusa por su pecado
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Если бы Я не пришел и не говорил им, то не имели бы греха; а теперь не имеют извинения во грехе своем.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.Коли б я не прийшов і не глаголав їм, гріха не мали б вони; тепер же вимовки не мають вони за гріх свій.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.לולא באתי ודברתי אליהם לא היה בהם חטא ועתה לא יוכלון להתנצל על חטאתם׃
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.لو لم اكن قد جئت وكلمتهم لم تكن لهم خطية. واما الآن فليس لهم عذر في خطيتهم.
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.我 若 沒 有 來 教 訓 他 們 、 他 們 就 沒 有 罪 . 但 如 今 他 們 的 罪 無 可 推 諉 了
Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur.我 若沒 有 來教訓 他 們 、 他 們就沒 有罪 . 但 如今 他 們 的 罪無 可 推諉 了
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Ak by tam zostali, neexistovala by možnosť, aby som znova niekedy spievala.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Als ze erin bleven zou ik nooit meer kunnen zingen.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Dacă mai stătea acolo, nu mai aveam şanse să cânt vreodată.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Ha benne maradtak volna, akkor soha nem tudtam volna megint énekelni.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Jeżeli zostałyby na miejscu, nie byłoby szans abym jeszcze kiedykolwiek zaśpiewała.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Jika pipa itu terus ada di sana, tidak mungkin saya bisa bernyanyi lagi.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.그 튜브들이 붙어 있는 한, 제가 다시 노래를 부를 방법은 없었죠.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Nếu chúng cứ đặt ở đó, chắc chắn tôi không bao giờ hát được nữa.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Se ficassem dentro, não haveria hipótese de cantar outra vez.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Se fossero rimasti all'interno, non ci sarebbe mai più stato modo di cantare.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Si je restais là, je ne chanterais plus jamais.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Si permanecían ahí, no habría forma de que volviera a cantar.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Wenn sie drin blieben, gab es keinen Weg, dass ich jemals wieder singen würde.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Αν έμεναν εκεί, δε θα τραγουδούσα ποτέ ξανά
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Ако останеха на място, нямаше никакъв шанс да пея отново.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Если бы они остались там, то я бы уже никогда не запела.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.אם הם היו נשארים בגרון שלי, אין סיכוי שהייתי שרה אי פעם.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.وان اضطروا لإبقائها .. فإنه من المحال ان استطيع الغناء مجدداً
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.そこでクリニックでも名高い
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Aber bevor ich das mache, erzähl ich Ihnen ein paar Dinge, die dies ermöglicht haben.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Ale predtým mi dovoľte povedať pár vecí, ktoré toto umožnili.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Avant ça, je vais vous parler un peu de ce qui a rendu possible cette expérience.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Înainte, daţi-mi voie să vă relatez câteva lucruri care au făcut asta posibil.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.본격적으로 시작하기 전에, 이런 시도를 가능케 한 두 가지 요인에 대해 얘기해 보겠습니다
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Ma prima di cominciare lasciate che vi spieghi che cosa ha reso possibile tutto ciò.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Mas, antes de fazê-lo, vou dizer-vos algumas coisas que tornaram isso fosse possível.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Mielőtt azonban erre rátérnék, hadd mondjak el pár dolgot, ami ezt lehetővé teszi.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Nhưng trước hết tôi sẽ tiết lộ cách thức làm được điều đó.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Pero antes de comenzar, déjenme decirles algunas cosas que han hecho esto posible.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Przedtem jednak opowiem, jak to w ogóle możliwe.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Vooraf vertel ik jullie een paar dingen die dit mogelijk maakten.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Όμως, πριν προχωρήσω σε αυτό, αφήστε με να σας αναφέρω κάποια πράγματα μέσω των οποίων, έγινε αυτό δυνατό.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Но перед этим, позвольте рассказать о паре вещей, которые сделали это возможным.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.Преди да направя това, нека ви кажа няколко неща, които направиха възможно това.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.אבל לפני שאעשה זאת, הרשו לי לספר לכם שני דברים שמאפשרים את זה.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.لكن قبل أن أقوم بذلك، دعني أخبركم عن بعض الأمور التي جعلت ذلك ممكناً.
Fakat bunu yapmadan önce, bunu mümkün kılan bir çift şey söylememe izin verin.まずは どうやってそれができるのか 説明したいと思います 今では 健康を害することなく 脳の活動が観察できます
Fakat şunları söylememe izin verin.Aber lass mich nur einige Worte sagen.
Fakat şunları söylememe izin verin.Bene, concludo qui l'incontro perché è stato molto lungo, ma lasciatemi soltanto dire due parole.