Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.Sebbene recentemente mi abbia detto che non posso dire che ha i capelli volumizzati, perché se lo dico,
Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.למרות, כך אמרה לי לאחרונה, שאסור לי לומר שיש לה שיער גדול.
Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.رغم انها اخبرتني انه لا يجب ان اقول انها تملك شعرٌ كثيف
Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.髪がふくらんでいるなんて言ったら
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.저의 질량은 70kg인 거지요.
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.Eigenlijk zou ik niet mogen zeggen gewicht, ik heb een massa van 70 kilo. Ik heb een massa van 70 kilo.
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.En fait, je ne devrais pas parler de poids mais plutôt de masse de 70 kilos. J'ai une masse de 70 kilogrammes.
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.Faktisk skulle jeg ikke sige vejer, jeg har en masse på 70 kilogram. En masse på 70kg.
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.V případě Sala... Vlastně bych neměl říkat "tíha", ale že má hmotnost je 70kg.
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.לא צריך להגיד משקל, יש לי מסה של 70 ק ג. יש לי גוש של 70 ק ג.
Aslında böyle söylememem gerekir, ağırlık dememeliym, benim kütlem 70 kilogram.لا ينبغي أن أقول وزن، لدى كتلة من 70 كيلوغراما. لدى كتلة من 70 كيلوغراما.
Babamla görüşmeme yardım edeceğini söylememiş miydin?Azt mondta, hogy az apámmal fogunk találkozni.
Babamla görüşmeme yardım edeceğini söylememiş miydin?Vous avez dit que vous alliez me faire voir mon père.
Babamla görüşmeme yardım edeceğini söylememiş miydin?Δεν μου είπες ότι θα με βοηθούσες να συναντήσω τον πατέρα μου!;
Babamla görüşmeme yardım edeceğini söylememiş miydin?الم تقل اننا سنلتقي بوالدي؟
Babam size şunu söylememi istedi- ve biz aynı şeyi ülkenin her yerindeki temsilcilerimize söylüyoruz-우리는 전국-호출 하 고
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.A on odpowiedział i rzekł: Azaż nie mam tego pilnować i mówić, co Pan włożył w usta moje?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.E ele respondeu: Porventura não terei cuidado de falar o que o Senhor me puser na boca?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.El a răspuns, şi a zis: ,,Nu trebuie oare să spun ce-mi pune Domnul în gură?``
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Él respondió diciendo: --¿Acaso no he de tener cuidado de hablar lo que Jehovah ponga en mi boca
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Er antwortete und sprach: Muß ich das nicht halten und reden, was mir der HERR in den Mund gibt?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Ez pedig felele és monda: Avagy nem arra kell-é vigyáznom, hogy azt szóljam, a mit az Úr adott az én számba?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Il répondit, et dit: N`aurai-je pas soin de dire ce que l`Éternel met dans ma bouche?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Jawab Bileam, "Saya hanya dapat mengatakan apa yang TUHAN suruh katakan.
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.대답하여 가로되 여호와께서 내 입에 주신 말씀을 내가 어찌 말하지 아니할 수 있으리이까
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Kterýž odpovídaje, řekl: Zdali toho, což Hospodin vložil v ústa má, nemám šetřiti, abych tak mluvil?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Maar Bileam antwoordde: "Kan ik iets anders zeggen dan wat de HERE mij opdraagt?"
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Men han svarade och sade: »Skulle jag då icke akta på vad HERREN lägger i min mun, och tala det?»
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Men han svarede: "Skal jeg ikke omhyggeligt sige, hvad HERREN Iægger mig i Munden?"
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Men han svarte: Skulde jeg ikke akte på det Herren legger i min munn, og tale det?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Mutta hän vastasi ja sanoi: "Eikö minun ole tarkoin puhuttava se, minkä Herra panee minun suuhuni?"
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Người đáp rằng : Tôi há không nên cẩn_thận nói điều Giê-hô-va đặt vào miệng tôi sao ?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Người đáp rằng: Tôi há không nên cẩn thận nói điều Giê-hô-va đặt vào miệng tôi sao?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Odpovedal a riekol: Či azda nemám zachovať to, čo Hospodin vloží do mojich úst, aby som to hovoril?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.On odgovori, rekoč: Ni li mi treba paziti, da govorim to, kar mi GOSPOD dene v usta?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Rispose: «Non devo forse aver cura di dire solo quello che il Signore mi mette sulla bocca?»
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Ο δε αποκριθεις ειπε, Δεν πρεπει να προσεξω ο, τι ο Κυριος εβαλεν εις το στομα μου, τουτο να ειπω;
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.А той в отговор каза: Не трябва ли да внимавам да говоря онова, което Господ туря в устата ми?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.И отвечал он и сказал: не должен ли я в точности сказать то, чтовлагает Господь в уста мои?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.ויען ויאמר הלא את אשר ישים יהוה בפי אתו אשמר לדבר׃
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.فاجاب وقال أما الذي يضعه الرب في فمي احترص ان اتكلم به.
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.他 回 答 說 、 耶 和 華 傳 給 我 的 話 、 我 能 不 謹 慎 傳 說 麼
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.他 回答 說 、 耶和華 傳給 我的話 、 我 能 不謹慎傳 說麼
Bana bunları söylememiş ol.Du hast das nicht wirklich gerade zu mir gesagt.
Bana bunları söylememiş ol.J'y crois pas que tu m'aies dit ça.
Bana bunları söylememiş ol.Non l'hai detto veramente vero?
Bana bunları söylememiş ol.Tu não acabaste de me dizer isso!!!!
Bana bunları söylememiş ol.Δεν το είπες αυτό σε μένα.
Bana bunları söylememiş ol.Будем считать, что я этого не слышал.
Bana bunları söylememiş ol.やめろよ!
Bana güveniyorsan, böyle şeyler söylememeliydin.Ha bíznál bennem, akkor nem mondtad volna azt.
Bana güveniyorsan, böyle şeyler söylememeliydin.Αν πίστευες σε εμένα, δεν θα έλεγες τέτοια πράγματα.
Bana güveniyorsan, böyle şeyler söylememeliydin.لو كنت تثق بي لما قلت لي تلك الاشياء
Bana söylememenin başka bir nedeni yok, değil mi?Nincs rá oka, hogy ne mondja el.
Bana söylememenin başka bir nedeni yok, değil mi?Δεν υπάρχει κάποιος άλλος λόγος που δεν μου έχεις πει, έτσι;
Bana söylememenin başka bir nedeni yok, değil mi?لا يوجد سبب اخر لعدم اخباري اليس كذلك؟
Başkan'ın servetinin tamamının senin olacağını... ...kendi ağzınla söylememiş miydin?N'avez-vous pas déclaré vous-mêmeNque les biens du Président seraient tout à vous ?
Başkan'ın servetinin tamamının senin olacağını... ...kendi ağzınla söylememiş miydin?Nem a saját szájával jelentette ki, hogy az Elnök vagyona a magáé lesz?
Başkan'ın servetinin tamamının senin olacağını... ...kendi ağzınla söylememiş miydin?Είπες με το στόμα σου ότι θα πάρεις όλα όσα άνηκαν στον Πρόεδρο θέτω όλη μου την πίστη σε αυτήν την δήλωση.
Başkan'ın servetinin tamamının senin olacağını... ...kendi ağzınla söylememiş miydin?لقد قلتها بفمك, ستأخد كل ما يملكه الرئيس