Ama şunu da söylemem gerek.Den burde også fortelles her.
Yalan söylememek.“Jangan berbohong!
Vali ise kimseye söylememesi durumunda kendisine gerçeği söyleyeceğini söyler.Pemenang tidak akan ditanya apakah dia mengatakan yang sebenarnya".
Ancak Wednesday henüz son sözünü söylememiştir.Tampaknya Bernat tidak berniat menjaga janji terakhir ini.
Eğer bir şarkıyı sevmezsem güzel söylemem.Tidak, lagu-lagu pertama saya tidak bisa mengatakan saya sangat menyukainya.
Yalan söylememek.Không được nói dối.
Kaliteli oyuncular olduklarını söylemem lazım.Cả hai đã thể hiện mình là những cầu thủ giỏi.
Stefan bunu Andrei'ye söylememiş ve Dağıstanlı'nın mekanını basmıştır.Có lần Pierre đến thăm Andrei và đã phê phán cách sống đó.
Annesi babasına büyücü olduğunu evleninceye kadar söylememişti.また妻子を守るため、自分が魔法使いであることを妻にも教えなかった。
Yalan söylememek.嘘がつけない。
Ama şunu da söylemem gerek.また、こうも申し上げたい。
Kaliteli oyuncular olduklarını söylemem lazım.全員が架空選手。
Yani birine bir şey söylemem gerekirse söyleyeceğim.私に何かできることがあるなら教えてください。
Bran'e bunları söylememesini yoksa kendisini suçlayacağını söyler fakat Bran hepsini duyar.ブランが自分自身を責めることを心配して、ルーウィンはこのことをブランに知らせないようオシャに頼むが、ブランは二人の会話を盗み聞きする。
Mercury HIV taşıdığını grup arkadaşlarına söylese de bunu basına henüz söylememiştir.ステュワートの主治医からステュワートが多重人格であることを知らされていたが、敢えてそのことをステュワートに告げなかった。
Onun hiçbir şey söylememesini garip buluyorum.彼女が何も言わなかったのは変だと思う。
Yalan söylememek.不曾說謊。
Kaliteli oyuncular olduklarını söylemem lazım.被怜認為是有資質的選手。
Yaş takıntısı vardır ve hiçbir yerde yaşını söylememektedir.他永远长不大,也没有人知道他的年龄。
Yalan söylememek.거짓말하지 말아라.
Ama şunu da söylemem gerek.또 이런 말도 있습니다.
Bizim söz söylememiz anlam ifade etmez.라는 말을 한마디도 안 했었다고 한다.
Eğer bir şarkıyı sevmezsem güzel söylemem.זה לא שאני לא אוהב את השיר.
Ancak Wednesday henüz son sözünü söylememiştir.היידיש עדיין לא אמרה את המילה האחרונה.
Yani birine bir şey söylemem gerekirse söyleyeceğim.זאת דרך אחת להגיד משהו.
Çocuklar etrafındayken bu çeşit şeyler söylememelisin.אל תגיד דברים כאלו כשילדים נמצאים בסביבה.
Şimdi bunu dinlemek için havanda olmayabilirsin ama sana önemli bir şey söylemem gerekiyor.Сега може и да не си в настроение да чуеш това, но трябва да ти кажа нещо много важно.
Şarkının bitiminde, Madonna seyircilere "Daha fazla şarkı söylememi istiyormusunuz?" diye sorar.Zatim pjeva pjesmu, a pri kraju pita publiku "žele li čuti još?".
Ben şarkı söylemem.Ja ne pjevam.
Kaliteli oyuncular olduklarını söylemem lazım.Visi jie gerai žinomi aktoriai.
Genç kız isminin Melisande olduğunu söyler ama nereden geldiğini aslının ne olduğunu söylememekte ısrar eder.Ji prašo Marlou pasakyti paskutinius Kurco žodžius, o Marlou pameluoja, kad jis prieš mirtį ištaręs jos vardą.
Aslında oradan alınabileceğini söylememiştir, sadece ima etmiştir.Šiuo atveju nebuvo pasakyta, kad ten galima įsipilti benzino, tik implikuota.
Tom'a söylemem gerekiyor.Man reikia pasakyti Tomui.
Yani birine bir şey söylemem gerekirse söyleyeceğim.Las ma kurat ütlen teile midagi, las ma ütlen teile midagi.
Annesi babasına büyücü olduğunu evleninceye kadar söylememişti.Tema ema sünnitas ta enne abiellumist tema bioloogilise isaga.
Timberlake'e birkaç ay yüksek sesle konuşmaması ve şarkı söylememesi önerildi.Pärast operatsiooni soovitati tal vähemalt paar kuud mitte laulda ega kõvasti rääkida.
Söylememiz gerekenleri söyleme hakkına sahibiz." diye belirtti.On tähtis, et kuulaksime, mida ta öelnud on".
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, longontsteking -- ik kan zien dat je al geïnteresseerd raakt alleen al bij het horen van deze namen.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, Lungenentzündung - ich sehe sie sind begeistert wenn sie auch nur genannt werden.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, viêm phổi -- Tôi có thể thấy rằng các bạn bắt đầu thấy hứng thú, chỉ khi nghe tên của các vấn đề này.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zapalenie płuc - widzę, że się ekscytujecie już samymi nazwami.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zápal plic -- vidím, jak jste najednou natěšení, už když vyslovím názvy těchto věcí.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, πνευμονία, -- βλέπω ότι ανυπομονείτε, και μόνο στο άκουσμα αυτών των πραγμάτων.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.에이즈, 폐렴 등등. 여러분들이 이런 단어를 듣는 것만으로 귀가 쫑긋 서는 것이 제 눈에 보입니다.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.--l'AIDS, la polmonite-- e posso vedere la vostra attenzione accendersi al solo nominarli.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, neumonía; se que ustedes se entusiasman tan sólo con nombrar estas cosas.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, pneumonia-- vad ca deveniti interesati doar la auzul acestor probleme.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, pneumonia -- vejo que começam a ficar entusiasmados, apenas com o simples nome dessas coisas.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.СПИД, пневмония -- Я вижу, что вы взволнованы уже от самих названий.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.СПИН, пневмония -- виждам как се оживявате, при самото споменаване на тези неща.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.איידס, דלקת-ריאות - אני רואה כמה אתם מתרגשים, רק מעצם ציון שמות הדברים האלה.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.- الإيدز, والإلتهاب الرئوي - ويمكنني أن أرى الإثارة التي تبدو عليكم, بمجرد ذكر هذه الأمراض.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.興奮してきているのがわかりますよ。 これらの問題解決には、幅広い技能を必要とします。
Ama, ben sana kimseyi kaybetmeyeceğimizi söylememiştim.난 절대 말하지 않았나 우리 사람을 잃고 않을
Ama, CDE üçgeninin FGH üçgenine benzer olduğunu biliyorsak, tersini söylememiz mümkün değildir. -우리는 삼각형 CDE가 아직도 삼각형 FGH와 닮았다고 말할 수 있는 것입니다 하지만 반대의 경우는 성립하지 않습니다
Ama, CDE üçgeninin FGH üçgenine benzer olduğunu biliyorsak, tersini söylememiz mümkün değildir. -Takže jistě víme, že CDE je také podobný s FGH, ale nemůžeme říci nic dalšího.
Ama, CDE üçgeninin FGH üçgenine benzer olduğunu biliyorsak, tersini söylememiz mümkün değildir. -Тобто, можна сказати, що CDE подібний до трикутника FGH. Але навпаки це не працює!
Ama, CDE üçgeninin FGH üçgenine benzer olduğunu biliyorsak, tersini söylememiz mümkün değildir. -Тогава знаем, че фактически CDE също е подобен на триъгълник FGH, но не можем да кажем обратното.
Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."Ik wil deel uitmaken van de geschiedenis".
Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti...샤넬의 시대는 결코 그렇게 끝나지 않았습니다.