"Aaa, belki bu da şuna eştir." gibi şeyler söylemek istemiyoruz.Nechceme jen hádat, že tohle je stejné jako toto.
"Aaa, belki bu da şuna eştir." gibi şeyler söylemek istemiyoruz.Vi vil ikke gætte os frem til det, vi skal vise det ved hjælp af matematik.
"Aaa, belki bu da şuna eştir." gibi şeyler söylemek istemiyoruz.Не искаме да кажем, че това ще е равно на онова.
Açık açık söylemek gerekirse, Amerika'daki politik olanaklar Zeki ve dürüst insanların aleyhinedir.Burdust sagt, politiska möjligheter i USA försvåras kraftigt för dem som samtidigt är intelligenta och ärliga.
Açık açık söylemek gerekirse, Amerika'daki politik olanaklar Zeki ve dürüst insanların aleyhinedir.Povedané bez obalu, americké politické možnosti sú zaťažené proti tým, čo sú inteligentní a úprimní zároveň.
Açık açık söylemek gerekirse,솔직하게 말하자면 미국의 정치적 기회는
Açık açık söylemek gerekirse,אלא אם יהיו מוכנים לשקר בנוגע לאמונותיהם.
Açık açık söylemek gerekirse,بصراحة، الفرص السياسية الامريكية..
Açık açık söylemek gerekirse,知的でかつ誠実である人々にとって
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -Een snellere manier is eigenlijk om de keuzes uit te werken en te vergelijken.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -Một cách nhanh hơn thẳng thắn, để làm điều này có thể đã chỉ nhân này ra và nói, đó là điều tương tự.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -Rychlejší způsob je to prostě vynásobit, a říct, to je to samé.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -Szczerze, szybszym sposobem może być wymnożenie tego i przekonanie się, że to to samo.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -Un metodo più veloce per farlo poteva essere svolgere questo quadrato e dire, sono la stessa cosa.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -Честно казано, по-лесен начин би било да умножим това тук и да кажем, да, това е същото.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -דרך מהירה יותר בכנות, כדי לעשות זאת היה יכול להיות רק כדי להכפיל את זה וזה אומר אותו הדבר.
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -ان الطريقة الاسرع للقيام بهذا هي ان نضرب هذا ونقول، انه نفس الشيئ
Açıkça bunun hızlı yolu sadece bunu çarpıp söylemektir, ve bu da aynı şey. -これを乗算してみて、この元の式と同じものを得る。 とにかく、次の問題。
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Aby povedali, že by to škodilo organizácii a že je to neľudské.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Aby řekli, že to naruší organizaci a že je to nelidské.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Để nói rằng việc này sẽ cản trở phong trào và rằng đó là vô nhân đạo.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Es würde die Vereinigung schädigen und sei außerdem inhuman.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.För att säga att det skulle skada rörelsen och att det var inhumant.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Fueron para decir que lastimaría el movimiento y que era inhumano.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Hogy elmondják, hogy a mozgalomnak árt és embertelen.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.동물보호운동에 피해를 주고 또 비인도적이라는 거였죠.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Li accusavano di danneggiare il movimento e che tutto questo era inumano.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Pentru a spune că ar dăuna mişcării şi că era inuman.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Untuk mengatakan bahwa hal itu merugikan pergerakan dan tidak manusiawi.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Ze zeiden dat het de beweging zou schaden en dat het onmenselijk was.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Zeznawać, że zaszkodziłoby to ruchowi i byłoby niehumanitarne.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Вони казали, що це буде заважати руху, і що це — негуманно.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Да кажат, че това ще навреди на организацията и че е нехуманно.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.Чтобы сказать, что это повредит движению и что это негуманно.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.הם התעקשו. ונתן הלך ישירות לקהילה.
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.ويقولوا أن ذلك سيضر الحركة وان ذلك لا أخلاقي
Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için.彼らは粘り強かった ネイザンは直接コミュニティにかけあった
Adamın aslında söylemek istediği şey şu ki 30 günlük Dapsone'u o sabah köpeğine vermiş olmasıydı (Gülüşmeler)그 농부는 사실 30일치 약을 사료로 줬습니다. 그날 아침, 그가 기르던 개에게 말이죠.
Adamın aslında söylemek istediği şey şu ki 30 günlük Dapsone'u o sabah köpeğine vermiş olmasıydı (Gülüşmeler)30日分のダプソンを、今朝まとめて 犬に飲ませたということです (笑)
Adamın aslında söylemek istediği şey şu ki 30 günlük Dapsone'u o sabah köpeğine vermiş olmasıydı (Gülüşmeler)למעשה מה שהבחור התכוון לומר זה שהוא האכיל במנה של 30 יום דפסון את הכלב שלו, היום בבוקר.
Adamın aslında söylemek istediği şey şu ki 30 günlük Dapsone'u o sabah köpeğine vermiş olmasıydı (Gülüşmeler)ما كان يعنيه في الواقع هذا الشخص هو أنه أطعم جرعة 30 يوما من الدابسون لكلبه ذلك الصباح.
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekAdler, da niti ne omenjamo pol ducata drugih
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekAdler, ganz zu schweigen von einem halben Dutzend anderer
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekAdler, nemluvě o půl tuctu dalších
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekAdler, nie mówiąc już o pół tuzina innych
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekAdler, pour ne rien dire d'une demi-douzaine d'autres
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemek애들러는 대여섯 전혀 다른 말
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekאדלר, שלא לדבר על חצי תריסר אחרים
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemekأدلر ، ناهيك عن عشرات من النصف الآخر
Adler, yarım düzine başka bir şey söylemek近所の人人で私がいた
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Azt szeretném mondani, hogy fontos felismerni Afrika alapvető gyengeségeit.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Ich will sagen, dass es wichtig ist zu sehen, dass Afrika fundamentale Schwächen hat.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Ik wil zeggen dat het belangrijk is om te erkennen dat Afrika fundamentele zwakheden heeft.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Istotnym jest dostrzec, że Afryka ma wiele fundamentalnych słabości.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Je veux dire qu'il est important de reconnaitre que l'Afrique a des faiblesses fondamentales.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.아프리카가 근본적인 취약점을 가지고 있다는 것을 이해하는 것이 중요하다고 말하고 싶습니다.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Quero salientar que é importante reconhecer que África tem fraquezas importantíssimas.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Quiero decir que es importante reconocer que África tiene debilidades esenciales.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Saya ingin mengatakan, sangat penting untuk mengetahui bahwa Afrika mempunyai kelemahan prinsip.
Afrika'nın temel zayıflıklarının olduğunun kabul edilmesinin önemli olduğunu söylemek isterim.Tôi muốn nói rằng, vấn đề quan trọng là phải nhận ra: đúng, châu Phi có những điểm yếu cơ bản.