Bu tamamen, kendini yetişkin hisseden bir kadın olmak ve onların ne istediğini söylemek içindir."Đây chắc chắn sẽ cổ động phụ nữ để nói và làm những điều mình muốn."
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.神々は常に真実を話す。
Bunu divanda kendisi söylemektedir.これを地盤沈下と言う。
Bu grubu Cilla Black şarkıları söylemek için kurmamıştım," demiştir.僕はシラ・ブラックの歌を演奏するためにグループを作ったんじゃない 」。
"Ne söylemek istediğim hakkında artık daha çok düşünüyorum.』くらいの事は云いたくなると思うなあ。
Yalan söylemekten kaçınmak.虚偽を避けよ。
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."また、人間の偽物は偽者(にせもの)と言う。
Uzmanlar bu tür depremlerin 100 yılda bir gerçekleştiğini söylemektedirler.専門家はこの地域での同様の地震は100年周期で起こると主張している。
Hooke’un görünüşteki amacı, Newton’a Kraliyet Derneği’nin mektuplaşmasını yönetmek için atandığını söylemekti.表向きの用件はフックが王立協会の通信(手紙)の管理をすることになったとニュートンに伝えるものだった。
İnsanın en büyük ve en kötü sıfatlarından biri yalan söylemektir.一、世の中で一番悲しい事は、うそをつく事です。
Bu mektubu sana tablomun kabul edildiğini söylemek için yazıyorum.絵の裏にはこの絵を娘に贈るというサインが書かれていた。
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.幼少の頃から歌うことが大好き。
Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse.公式戦を見ろと言っただろ?
Doğrusunu söylemek gerekirse Halilov’un başarısının sırrı da burada yatmaktadır.元々ウラディミール・ホロヴィッツが好んでレコードに録音していたのも事実である。
Bill'e hâlâ kör olduğunu söylemek zorunda kalır.その中で、ハルは自分が盲目であることを認識していくことになる。
Bunu kesin olarak söylemek zordur.これをきちんと説明するのは大変難しい。
Bu sebebple bunları kimin yaptığını söylemek zordur.誰がつくったのか、言い得て妙です。
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.水中より泥の中を泳ぐ方が動きが速い。
Kendilerini Çerkes olarak görmekte, Çerkesçe konuşmakta ve muhacir sülalesinden olduklarını söylemektedirler.短所は人見知りで自分からは話しかけるのがドキドキする(ところ)。
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.2つ目の部屋は、4つの言葉を4組記憶する。
"Que Diga Lo Que Quieran (Ne Söylemek İsterlerse Onu Söylesinler)" albümden çıkan ilk single çalışmasıdır.また「ルパンは銭形がいて初めて成立するキャラ」とも語っていた。
Örneğin, basit işler yaparken aynı zamanda yürümek, konuşmak veya şarkı söylemek.弾きながら語ったり、歌うこともできる。
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"」と必死で我慢している顔に超コーフンする俺!
Grup daha çok Romanş dilinde şarkılar söylemektedir.ほとんどの楽曲をロマ語で歌う。
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.知っている事を聞き出す。
"Türkü Söylemek Lazım".「けじめをつめなきゃいけないね」と。
Şimdi o günlerin nasıl olduğunu söylemek çok zor.現時点ではこの時代がどのようなものになるかを決定することは極めて困難である。
Kübalıların eşsiz olduklarını söylemektedir.つまり宦官の言っていることがおかしい。
Konserlerinde anadili, Rusça şarkılar da söylemektedir.コンサートでもロシア民謡などで優れた歌唱を聞かせた。
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.そうなんだ、そう乗るテもあるんだ、と思ったけど、それを言うわけにもいかないし、聞いてくれる人もいない。
Çocuklarından ve arkadaşlarından sakladı ama en sonunda bunu devam ettiremedi ve söylemek zorunda kaldı.当初は女、子供との作戦を嫌がっていたが、そうは言っていられなくなり、受け入れざるを得なくなる。
Yapabilecekleri tek iş şarkı söylemekti ve hemen bir grup oluşturdular.かえうたに出演し歌ったのが、バンド結成のきっかけ。
Koyu tenli Mısırlılar şarkıcıyı ırkçılık ve ayrımcılık içeren bir şarkı söylemekle suçladı.こうした黒人たちの讃美歌は、白人の讃美歌の歌詞や旋律を黒人のリズム・交互唱・シャウトにはめ込んだものと言える。
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.家族に嘘をつくことは許されない。
Konuşmak, şarkı söylemek içeriğiyle bağlantılıdır.その曲に歌唱が含まれるか否かは無関係。
Bazı araştırmacılar XV asra ait olduğunu söylemektedirler.多くの学者はアキロンをエクロンである主張している。
Broca afazisi olan hastalar, "ne söylemek istediklerini bilen ama onları söyleyemeyen" bireylerdir.言いたいことが言えない痛みを知っている当事者らが、自ら他人の『言いたいこと』を言えなくしているのはいかがなものか」と述べた。
100-200 yılları arasında olduğunu söylemektedir.100 - 200程度であろうと言われている。
Aslına bakarsan onun yalan söylemek gibi bir huyu var.実際彼には嘘をでっち上げる癖がある。
Doğruyu söylemek gerekirse bu restoranın sahibi benim bir arkadaşım.実際のところ、このレストランの持主は僕の友人だ。
İspanya’nın kendisi için barışa ve reforma ihtiyacının olduğunu söylemekteydi.他理解到西班牙需要改革,改革需要和平。
"İnsanların 'saldırgan beyni' olduğunu söylemek bilimsel olarak yanlıştır."认为人类有“暴力大脑”的说法在科学上是站不住脚的。
"Dünyanın her yerinde şarkı söylemek istiyorum".主打歌為《AROUND THE WORLD》。
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.鲍威尔称马克思和恩格斯误解了自己的说法。
Fakat diğer fizikçiler bu olayın bilginin ışıktan daha hızlı iletilmesine izin vermediğini söylemektedirler.」然而,其他物理學家說,這種現像無法讓訊息傳播得比光更快。
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.我明白了甚麼才是自己想說的。
Uzmanlar bu tür depremlerin 100 yılda bir gerçekleştiğini söylemektedirler.专家认为这种强度地震百年一遇。
Bir röportajında sadece şarkı söylemek istediği için bunu yaptığını söylemişti.她说自己想唱歌完全是凭兴趣。
S1, 9 Eylül 2014'te "Daha çok şey söylemek dileğiyle" etkinliğinin bir parçası olarak ilan edildi.Apple S1是在2014年9月9日的「Wish we could say more.」發表會上與蘋果手錶共同公開。
Serinhisar ilçesi halkı, halen Avşar olduklarını söylemektedirler.” 胡寅:“词曲者,古乐府之末造也。
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.應褫奪公權,漏未宣告褫奪公權。
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.“这是首我从小就一直在听的歌。
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.這顯示牠比異特龍更適合游泳。
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.高傲专横、违背誓言和怠慢客人也要遭到惩罚。
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.列宁讲的无产阶级专政决不是个人暴政。
Tarihçiler bu sayının 150.000 olduğunu söylemektedir.官方消息稱15万张。
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.我未来的整个生命对于我而言正如一个惊险的时刻。
Kendimizi şarkı söylemekten çok keyif alan bir metal grubu olarak görüyoruz.他介绍自己是特意来听松华演唱的盘索里爱好者。
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.당연 그 반대도 가능하다.
Bazı tarihçiler 1552'de doğduğunu söylerken, bazıları ise 1554 yılında doğduğunu söylemektedir.어떤 역사학자들은 월터 롤리가 1552년경에 태어났다고 하기도 하고, 다른 이들은 1554년이라고도 주장한다.