Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Det er overjeg'et, der fortæller os, hvad vi bør gøre.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Fader Coram siger at de er meget sjældne.
“Tek söylemek ve yaymak istediğim şey şuydu: Ben sadece sınırlarda barış istiyorum.Stille føjede han til: "Det var freden jeg ville."
Şarkı söylemek istemesinin nedenlerinden biri de Eichi’yi bulmak istemesiydi.Noen av grunnene til at Mitsuki vil bli sanger, er for å finne Eiichi.
Doktor, Jack'e babasının alkol zehirlenmesinden öldüğünü söylemektedir.En lege forteller at hans far døde av alkohol forgiftning.
Yine de bu şarkıyı konserlerinde sıkça söylemektedirler.Disse låtene blir ofte spilt på konserter.
Bill Kaulitz, 7 yaşından beri şarkı söylemekte ve yazmaktadır.Kaulitz begynte å synge og skrive sanger da han var 9 år gammel.
Aslında hiç birimiz şarkıyı sevmezdik ve sahnede söylemek istemezdik.De fleste av dem hadde ikke hørt våre sanger og ikke brydde de seg om dem.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Det var som å se hele fremtiden foran meg.
Romanov video'da oyuncuya Yuri'nin yaptığı darbeyi ve artık onun öldürülmesi gerektiğini söylemektedir.I videoen forteller Romanov at Yuri kontrollerer han og gir ordre til spilleren om å ta hånd om Yuri.
Fakat Anjali tam söylemek üzereyken Rahul Anjali’den önce davranır ve kendisinin Tina’ya aşık olduğunu söyler.Rahul faller for Tina, det er da Anjali finner ut av at hun er forelsket i Rahul.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Hun hevdet også at Valla løy til henne.
Filmin imza çizgisi “Aşk asla üzgün olduğunuzu söylemek zorunda kalmamak” anlamına gelir.Det populære filmsitatet «Love means never having to say you're sorry.» er fra denne filmen.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.Dette er det vanskelig å få bekreftet.
Buna göre, herkes Çin'in nasıl yönetilmesini istediğini söylemekte serbestti.Slik fikk omverdenen merke at det atter var kinesere som regjerte i Kina.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Jeg liker å vite hva som ventes av deg.
Falih Rıfkı Atay Osmanlı İmparatorluğu’nun bir kukla devlet olduğunu söylemektedir.Den hvite stjernen i det blå feltet viser at Chile er en enhetsstat.
Tüm bunların yanında bir de genç nüfusun mahallede pek barınmadığını söylemek gerekir.«I tillegg til dette må vi legge merke til at det fantes en del mindre foreninger i omlandet rundt byen.
Bu her şeyin Stonewall ile başladığını söylemekten çok daha komplikedir.Aristoteles forteller at det begynte med Xenofanes.
Tarihçiler bu sayının 150.000 olduğunu söylemektedir.Andre setter tallet så høyt som 150 000.
Grubun her üyesi şarkı söylemektedir.Samtlige medlemmene av gruppen synger dette verset sammen.
Orfe büyük bir yasa kapılır ve bu yasını çok uzunca bir matem ağıtı söylemekle gösterir.Orlando sverger på å slutte med et slik bedrag og i stedet ta et skikkelig oppgjør.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.Laget vant også de fire neste gangene på rad.
Adı ilk olarak 1 Samuel 22:5'te geçen Gad, Davud'a Yehuda topraklarına geri dönmesini söylemektedir.Pertama kalinya ia disebut pada ayat 1 Samuel 22:5 ketika memberitahu Daud untuk kembali ke tanah Yehuda.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Ia suka menyanyi sejak kecil.
Açık söylemek gerekirse böyle olan yalnız Tanrıdır."Demi Allah, dia adalah benar.”
Mütevâtir: Yalan söylemek üzere ittifakları âdete nazaran düşünülmeyen bir topluluğun verdiği haberdir.Misalnya, ajarannya dianggap obrolan bohong (dusta), bahkan seringkali dianggap sebagai tipu daya (sihir).
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Hai anak-anak-Ku, hanya seketika saja lagi Aku ada bersama kamu.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Saya tidak tahu apakah saya menangis, atau tertawa.
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.Berenang adalah gerakan sewaktu bergerak di air.
Bu sebebple bunları kimin yaptığını söylemek zordur.Karena siapa yang menyatakan hal-hal ini sehakekat?
Bunun aksini söylemek de zaten mümkün değil.Anda belum cukup dewasa untuk mengatakannya seperti itu.
Yalan söylemekten kaçınmak.Berbohong demi perang.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Apapun yang Allah ajarkan adalah benar.
Stephen Hawking Galileo'nun modern bilimin doğuşuna çok büyük katkıları olduğunu söylemektedir.Menurut Stephen Hawking, Galileo dapat dianggap sebagai penyumbang terbesar bagi dunia sains modern.
Hareket faydacılığına göre en doğru hareket yalan söylemektir.Untuk menyelamatkan diri dari situasi yang sulit ia terpaksa berbohong.
Doğrusunu söylemek gerekirse Halilov’un başarısının sırrı da burada yatmaktadır.Juga pemukiman Novyye Lyady termasuk di dalamnya.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Meski ia harus berbohong pada ayahnya.
Pek söylemek istemese de, Daphne'den hoşlanmaktadır.Secara faktual, ia tidak menyukai Eurovision.
Bazı akademisyenler ise, Sovyet işgalinin 1989 yılına kadar devam ettiğini söylemektedir.Các học giả khác cho là cuộc chiếm đóng của Liên Xô kéo dài cho tới 1989.
Budist rahip ise samuray ve karısını cinayet günü gördüğünü söylemektedir.Còn theo nhà sư thì ông ta đã thấy samurai và người phụ nữ đi cùng nhau vào ngày xảy ra vụ án mạng.
EXO-K Korece, EXO-M Çince söylemektedir.Phiên bản tiếng Hàn do EXO-K thể hiện còn phiên bản tiếng Trung do EXO-M thể hiện.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Mọi thứ cậu ấy nói luôn là sự thật.
S1, 9 Eylül 2014'te "Daha çok şey söylemek dileğiyle" etkinliğinin bir parçası olarak ilan edildi.Nó được công bố vào 9 tháng 9 năm 2014 như một phần của sự kiện "Wish we could say more.".
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padme không tin ông và không chịu tiết lộ nơi ở của Anakin, biết rằng Obi-Wan sẽ cố gắng để giết anh.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Cô bắt đầu hát từ khi còn rất nhỏ.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Em nghĩ là anh hiểu ý em muốn nói.
Olaylar başladığında, Moskova kaynaklı haberlerde, protestocuların 200 kişi civarında olduğu söylemekteydi.Các báo cáo ban đầu từ Moskva cho biết khoảng 200 người đã tham gia vào các cuộc bạo loạn.
Bazıları bir ordu subayının halka ateş açma emrini reddettiğini söylemektedir.Những người trong các tòa nhà yêu cầu một lệnh ngừng bắn từ chính quyền.
Hatta sosyal yaşamın çok önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür.Bối cảnh xã hội cũng có thể rất quan trọng.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Chó Husky Alaska không được coi là giống thuần chủng.
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.Chúng có cánh ngắn được điều chỉnh phù hợp để bơi dưới nước.
Grubun her üyesi şarkı söylemektedir.Điều đặc biệt là cả ba thành viên đều phải hát.
"Ne söylemek istediğim hakkında artık daha çok düşünüyorum."Tôi bắt đầu suy nghĩ nghiêm túc những gì mình đang làm.
Açık söylemek gerekirse böyle olan yalnız Tanrıdır."Chỉ có như vậy mới được lòng thiên hạ".
Orada uşağı bir aşk şarkısı söylemektedir.Chuyện kể rằng có chàng họa sĩ yêu thầm một cô ca sĩ.
Sanatçı filmde bu şarkıyı, bir açık mikrofon gecesinde söylemektedir.ASP trình bày lại bài hát này trong Stille der Nacht.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.Nhà thờ này cũng gồm 4 nguyện đường bên cạnh.
Ama unvanını anlatıcıya söylemek istemez.Sử không cho biết hậu duệ của ông.
Bu seviyeden sonra da hava bulunduğunu söylemek doğrudur fakat bu bölümün meteoroloji ile bir ilişkisi yoktur.Với loại thị trường này, tuy rằng vẫn tồn tại điểm cân bằng, nhưng điểm này không phải là điểm tối ưu Pareto.