Kimi tarihçiler tapınağın Kuşan İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş veya yenilenmiş olduğunu söylemektedir.Деякі історики вважають, що храм був побудований або перебудований у часи Кушанської імперії в I столітті.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Я слухав, притаївши дух; волосся у мене піднялося дибом!
Hiç kimse bunun gerçek olduğuna inanmaz ancak kayıtlar doğruyu söylemektedir.Втім, немає історичних доказів того, що легенда каже правду.
Fabian, bu parçayı konserlerinde hala söylemektedir.Доллі й досі виконує спіричуали на концертах.
Türk tarihçiler bu kuşatmanın yaklaşık 24 yıl sürdüğünü söylemektedir.Хоч історики зазвичай припускають, що там зазначено 24 роки.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Ми знаємо, що хочемо ними сказати.
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?Парадокс можна сформулювати так: хтось стверджує: я завжди брешу.
Herkese perilerin var olduğunu söylemektir ama Timmy yüzünden herkes ona güler.Вона всюди переслідує його, через що над Брайсом сміється весь клас.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Співає з дитинства.
Bunların gerçekten olup olmadığını söylemek zordur.Важко повірити, що все це правда.
Broca afazisi olan hastalar, "ne söylemek istediklerini bilen ama onları söyleyemeyen" bireylerdir.Людей, які знають краще і говорять те, у що ти знаєш, що вони не вірять».
Malign tümörü oluşturan hücreler o kadar farklılaşmışlardır ki orijinlerinin ne olduğunu söylemek imkânsızdır.Деякі рослини так видозмінились, що важко навіть визначити їх предків.
Videonun başlangıcında Allen bir karavanın içinde şarkı söylemektedir.На початку відео показано гурт перед виконанням пісні на радіо.
Tom geç kalacağını Mary'ye söylemek için aradı.Том зателефонував, щоб сказати Мері, що він запізниться.
Tom ne söylemek istediğini biliyor.Том знає, що він хоче сказати.
Senin için şarkı söylemekten memnun olurum.Я буду радий заспівати для тебе.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Je tomu ale úplně naopak.
Coenler bu cinayetlerin, Minnesota'da olmasa bile, gerçekten işlendiğini söylemektedir.Uvádí, že vraždy se skutečně staly, ne však v Minnesotě.
Bazı tarihçiler 1552'de doğduğunu söylerken, bazıları ise 1554 yılında doğduğunu söylemektedir.Někteří historikové se domnívají, že to bylo roku 1552, jiní uvádějí rok 1554.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.To jde velmi obtížně skloubit.
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.To já, když napíšu, že napíšu, tak napíšu a nepíšu, že napíšu, když nenapíšu.
Şimdi o günlerin nasıl olduğunu söylemek çok zor.Dnes si těžko můžeme představit, jak byly tyto kroky v tehdejší době razantní.
Ama durum işten çıkarılmaya gelince, Thea çözümü hamile olduğunu söylemekte bulur.Jednoho dne má ale Thea dostat padáka, a tak řekne, že je těhotná.
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.Pro plavání na otevřeném moři jsou dobře přizpůsobeny.
Solist James Hetfield artık şarkı söylemek istemiyordu, çünkü bu işi iyi yapamadığını düşünüyordu.HANKA HAJDOVÁ - Muziku nepřestaneme dělat, protože bychom ztratili smysl života .
"Ne söylemek istediğim hakkında artık daha çok düşünüyorum.Prosím, přemýšlejte o tom, co říkám!
Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse.Vedlo to k diplomatické roztržce.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Citově či jinak vydírá nebo vyhrožuje.
Yani bu durumda 8.çocuğun da bu savaşa tanık olduğunu söylemek doğru olur muydu?Jak vysvětlit osmiletému klukovi, že má tátu nenávidět?
İlk Ucube ise Andrew'a Warren şeklinde gözükerek Jonathan'ı öldürmesini söylemektedir.Ve skutečnosti však chce, aby zabil Andrewa Warnera.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Doopravdy můžu věřit jen tomu, co je přímo před mýma očima.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tot ce vreau să spun e că îți datorez ție toată fericirea vieții mele.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Am putea spune că dimpotrivă.
Ayrıca insanlar için bazı şeyleri uzaktan söylemek daha kolay, daha güvenli diye düşünüyorum.Cred că este mult mai ușor pentru oameni să spună lucruri de la o anumită distanță; este mai sigur.
Kane, artık Undertaker'ın yok olduğunu söylemekteydi.Kane a mers mai departe și a spus că Undertaker a fost înmormântat de viu.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.Când anume, este mai greu de precizat.
Filmde Spears'ın karakteri şarkıyı bir karaoke barda söylemektedir.Personajul lui Spears, Lucy, interpretează cântecul într-un bar de karaoke.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.A compus cântece încă din copilărie.
Yalan söylemekten kaçınmak.A te abține să minți.
Aynı şeyi Edis için de söylemek mümkün.Același lucru poate fi spus și despre Paula .
Ronnie O'Sullivan tarafından bir değil birçok kere Dünya Şampiyonu olacağını söylemektedir.Ronnie O'Sullivan este singurul multiplu finalist care nu a pierdut niciodată finala.
Aslında hiç birimiz şarkıyı sevmezdik ve sahnede söylemek istemezdik.Dirijorii de astăzi nu iubesc cântul și nu înțeleg teatrul.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Astfel, Scorpions înșiși s-au declarat Unbreakable.
Kısaca söylemek gerekirse, o, onun önerisini geri çevirdi.Mai pe scurt vorbind, el i-a refuzat propunerea.
Kısaca söylemek gerekirse, o, onun önerisini geri çevirdi.Mai pe scurt vorbind, el i-a respins propunerea.
Yalan söylemek utanç verici.Să spui minciuni este ruşinos.
Söylemek yapmaktan daha kolaydır.Este mai ușor de zis decât de făcut.
Doğruyu söylemek gerekirse bilmiyoruz.Ca să fim sinceri, nu știm.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sincer, nu sunt de aceeași părere.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sincer, nu sunt de acord.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sinceră, nu sunt de aceeași părere.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sinceră, nu sunt de acord.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Ennek érdekében nem rest azt sem hazudni, hogy az anyja meghalt.
Gaga şarkı boyunca sürekli olarak Fransız aksanıyla Almancaya benzer saçma şeyler söylemektedir.Gaga újra meg újra francia akcentussal németnek hangzó értelmetlen szövegen beszél a dal során.
S1, 9 Eylül 2014'te "Daha çok şey söylemek dileğiyle" etkinliğinin bir parçası olarak ilan edildi.2014. szeptember 9-én jelentették be a „Bárcsak többet mondhatnánk” esemény keretén belül.
Yalan söylemekten kaçınmak.Tartózkodni a hazugságtól.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.A hatalom megszerzése érdekében nem riad vissza sem zsarolástól, sem vesztegetéstől.
Pek söylemek istemese de, Daphne'den hoşlanmaktadır.Don Juannak természetesen nagyon megtetszik a terv.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Ennek ellenére tartja magát a hiedelem, hogy a Stradivariusok egyedülállóak.
Açık söylemek gerekirse böyle olan yalnız Tanrıdır."A lélek pedig ilyen, s Isten is ilyen.”