Ona doğruyu söylemekten hoşlanmıyorum.Ik zeg hem niet graag de waarheid.
Düşündüğünü söylemekte özgürsün.Je bent vrij om te zeggen wat je denkt.
Doğruyu söylemek gerekirse, benim için önemi yok.Het maakt me niet uit, om heel eerlijk te zijn.
Bana söylemek istemiyorsan, sorun değil.Als je het me niet wilt zeggen, geen probleem.
Söylemek istediğin başka bir şey varsa, sadece söyle.Als je iets anders wilt zeggen, zeg het gewoon.
Söylemek istediğin bir şeyin varsa acele et ve onu söyle!Als iets wil zeggen, schiet op en zeg het!
Bir şey söylemek istemiyorsan söylemek zorunda değilsin.Als je niets wil zeggen, hoef je niets te zeggen.
Doğrusunu söylemek gerekirse, kendimi seviyorum.Eerlijk gezegd, hou ik van mezelf.
Sparta yasası, bir Spartalı kralın Sparta dışında asla yaşamamış olması gerektiğini söylemektedir.Een Spartaanse wet zegt immers dat een Spartaanse koning nooit buiten Sparta mag hebben gewoond.
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."On jest osobą spokojną, wśród ludzi ma opinię kłamcy.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Chcę tylko powiedzieć, że całą radość mojego życia zawdzięczam tobie.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Można jednak stwierdzić przeciwnie.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Na Boga, powiedziałem im prawdę!
Tomsky onları eğlendirmek için neşeli bir şarkı söylemektedir.Tomski zabawia hazardzistów śpiewem.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Poznać to, co mówimy.
Grubun her üyesi şarkı söylemektedir.Ponadto, wszyscy członkowie zespołu śpiewają.
Ama, günümüzün sanatçıları da güncel hoyratlar söylemektedir.Jednocześnie autor opisuje czasy współczesne.
İspanya’nın kendisi için barışa ve reforma ihtiyacının olduğunu söylemekteydi.Hiszpania jak powietrza potrzebowała reform.
İnsanın en büyük ve en kötü sıfatlarından biri yalan söylemektir.Największym i jednym z najodleglejszych z nich jest Sedna.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Śpiewała od dzieciństwa.
Bunu daha detaylı olarak söylemek için belli bir n değeri alalım.Najedź na interesującą wartość, aby wyświetlić szczegóły.
Ancak Koçu, bu sayfanın sadece kopyasının elinde olduğunu söylemektedir.Z drugiej strony tylko Stwórca wie, co zostało zapisane na Tablicy.
Ertesi günkü hava durumunun nasıl olacağını söylemek bir öndeyi veya yordamadır.Nietrudno się więc domyślić co się stanie, gdy nadejdzie Dzień Przebudzenia.
Yılmaz Öztuna, Gülfem Hatun'un 1511 yılında Süleyman ile evlendiğini ve ikinci eşi olduğunu söylemektedir.Według tureckiego historyka Yılmaza Öztuny Gülfem wyszła za Sulejmana w 1511 i stała się jego drugą żoną.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.Grasz czy nie grasz?
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?O sobie mówił: „Jestem kłamstwem, które zawsze mówi prawdę”.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Generał nie był człowiekiem, od którego można było czegoś żądać lub go szantażować.
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.Piszę do Was, nie do druku, mam nadzieję, że mój list nigdy nie będzie wydrukowany.
Halk şairleri genellikle okur yazar değillerdir ve şiirlerini saz eşliğinde çalıp söylemektedirler.Nigdy nie jest dość wysiłków, aby wypowiedzi papieża czytać i dzielić się nimi z innymi.
Pek çok kaynak en az 500 bin Sovyet savaş esirinin doğrudan öldürüldüğünü söylemektedir.Historycy oceniają, że ofiarą bezpośredniej eksterminacji padło ponad 500 tys. jeńców sowieckich.
Bu tamamen, kendini yetişkin hisseden bir kadın olmak ve onların ne istediğini söylemek içindir."Wydaje mi się, że to właściwy sposób zapamiętania kogoś, kogo jest i będzie nam brakować”.
Bearer, üvey kardeşin bir gün intikam için döneceğini söylemekteydi.Rodzicielka obiecała im jednak, że pewnego dnia do nich wróci.
Hiç kimse bunun gerçek olduğuna inanmaz ancak kayıtlar doğruyu söylemektedir.Nikt nie mówi prawdy, a pozory mylą.
Niyeti hamile kalıp bebeğin Jose Miguel'den olduğunu söylemektir.Wkrótce dziewczyna odkrywa, że jest w ciąży z Juanem Miguelem.
Fakat, ilahi söylemek çoğu inançta belirli ibadetlerin sadece bir parçasını oluşturur.Bóg lub bóstwo – istota nadprzyrodzona, której istnienie uznaje większość religii.
Konuşmak, şarkı söylemek içeriğiyle bağlantılıdır.Mężczyźni zajęci są rozmową lub śpiewem.
Aynı şeyi Edis için de söylemek mümkün.Można przypuszczać, że podobnie postąpiono z Dypoldem.
4. sezonda Juliet Jin'e Sun'ın onu aldattığını söylemek zorunda kalır.To również nie skutkuje więc Juliet wyjawia Jinowi że Sun go zdradziła.
Uzun süredir sana söylemek istediğim bir şey var.Jest coś, co już od dawna chciałam ci powiedzieć
Uzun süredir sana söylemek istediğim bir şey var.Jest coś, co już od dawna chciałem ci powiedzieć
EXO-K Korece, EXO-M Çince söylemektedir.Exo-K framträder på koreanska medan Exo-M framträder på mandarin.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Allt för att sedan kunna idka utpressning.
Bilinen yazılı en eski belgeler bunu söylemektedir.De äldsta kända skriftliga uppgifterna om hurriterna nedtecknas.
Organizasyon, 220'nin üzerindeki Kuzey Amerika kampüslerinde yaklaşık 2.000 öğrenci olduğunu söylemektedir.Under sin livstid hade han över 220 amerikanska konstnärsstudenter.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Det har emellertid visat sig vara precis tvärtom.
Aynı şeyi Edis için de söylemek mümkün.Adam fick då svara på samma frågor.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Då säger man att fostren är monokorioniska.
Sonrasında Stefani, bir kaya üzerinde oturmakta ve kameraya bakarak şarkı söylemektedir.Stefani ses också sitta på marken och sjunga medan hon gråter.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tack för all glädje, det liv som är du.
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.De bekantar sig och hon lovar skriva, men breven kommer aldrig.
Bazı dinlerde ve inançlarda ilahi söylemek bir tür ibadettir.I många religioner anses bön eller meditation vara ett sätt.
Ancak pek zeki değildir ve kelime haznesinde sadece kendi ismini söylemek vardır.De är alltså inte stiftelser utan har endast ordet i sitt namn.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.Exakt vad detta innebär är dock svårt att säga.
Orada uşağı bir aşk şarkısı söylemektedir.I låten sjunger framföraren om en djup förälskelse.
Rita için bu gece şarkı söylemek çok zordu çünkü yarışmadan önceki gün ağabeyi kanserden öldü.Риті було дуже важко співати цю ніч, бо за день до конкурсу помер її брат від раку.
Kendimizi şarkı söylemekten çok keyif alan bir metal grubu olarak görüyoruz.Ми вважаємо себе метал-бандою яка любить багато співати.
Amanda, Michael'e çocuklarını Trevor'dan uzak tutmasını söylemektedir.Сама ж Аманда говорить Майклу, щоб тримав його подалі від неї і дітей.
Ayrıca Andrews gitar çalabilmekte ve şarkı söylemektedir...Крім акторства, Ендрюс грає на гітарі і співає.
100-200 yılları arasında olduğunu söylemektedir.Живе 100–200 років.
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.В нижній течії підходить для плавання.