Ana içeriğe geç
Sözlük

söylemek ile cümle

söylemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir şey söylemek istemiyorum." açıklamasını yapmıştır.ألن تجعلوني أشرح لكم."
Büyükannesi ve annesi yerel partilerde ve gece kulüplerinde şarkı söylemekteydiler.والدتها وجدتها كانتا كلاهما لهن تجربة متواضعة في الغناء في المناسبات والحفلات المحلية والنوادي الليلية.
Organizasyon, 220'nin üzerindeki Kuzey Amerika kampüslerinde yaklaşık 2.000 öğrenci olduğunu söylemektedir.وتدّعي المنظمة أنها دربت ما يقرب من 2000 طالب في أكثر من 220 من جامعات أمريكا الشمالية.
Yalan söylemekten kaçınmak.لتجنب التسرب.
Ayrıca Andrews gitar çalabilmekte ve şarkı söylemektedir...كذلك كان يلعب على الغيتار ويغني أندروز.
"Türkü Söylemek Lazım".يجب أن تكونوا سباقين!"
Fitnat'a bunu söylemek için gider ancak odanın kapısı kilitlidir.فقمت اطلب مفتاح الباب فنودي:الباب مفتوح.
"Türkçe şarkı söylemek lazım".وأفكر بالغناء".
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?أنا كذبة دائما ما تقول الحق.
Hiçbir söz söylemekten sakınılmamış, halkın ve gençliğin dili sahneye konulmuştur.لعبة لم يذكرها القاموس، ولا اللسان، ولا الثعالبي في ثمار القلوب.
Bilinen yazılı en eski belgeler bunu söylemektedir.وتعد أقدم وثائق تذكر المنطقة تم العثور عليها.
Hatta sosyal yaşamın çok önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür.الوجوه هي جزء مهم من الحياة الاجتماعية.
Bununla ilgili söylemek istediğin bir şey var mı?هل لديك ما تقوله بخصوص هذا الأمر؟
Tom onu tekrar tekrar söylemek zorunda değildi."توم" ليس مجبرا على إعادة التحدث عنه.
Ali Al Deek Lafarfash: Kudüs için şarkı söylemekten onur duyuyorum↑ علي الديك لفرفش: يشرفني أن أغني للقدس نسخة محفوظة 06 أغسطس 2018 على موقع واي باك مشين.
Bill'e hâlâ kör olduğunu söylemek zorunda kalır.Ele então é forçado a admitir a Bill que está cego.
Ayrıca insanlar için bazı şeyleri uzaktan söylemek daha kolay, daha güvenli diye düşünüyorum.Eu também acho que isso é muito fácil para pessoas que dizem coisas de longa distância; é mais seguro.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Canta desde criança.
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.No artigo, Bauer alegou que Marx e Engels não o haviam compreendido.
Büyükannesi ve annesi yerel partilerde ve gece kulüplerinde şarkı söylemekteydiler.Sua avó e mãe eram cantoras ocasionais em festas locais e casas noturnas.
Bu grubu Cilla Black şarkıları söylemek için kurmamıştım," demiştir.Eu não formei um grupo para cantar músicas de Cilla Black".
Bazı akademisyenler ise, Sovyet işgalinin 1989 yılına kadar devam ettiğini söylemektedir.Outros estudiosos datam a ocupação soviética até 1989.
Koladera kelimesi köken olarak dışarıya çıkıp colá müziği söylemek anlamına gelmekteydi.A palavra koladera significava originariamente o acto de sair à rua e cantar o colá.
Camila Bordonaba Luisana'nın yerine söylemektedir.Camila Bordonaba canta as partes de Luisana nas turnês.
Doktor meditasyon yapması gerektiğini söylemektedir ama bunu yapamamaktadır.O Doutor responde que ele deve meditar, mas tem dificuldade em fazê-lo.
Olaylar başladığında, Moskova kaynaklı haberlerde, protestocuların 200 kişi civarında olduğu söylemekteydi.Os relatórios iniciais de Moscou afirmavam que cerca de 200 pessoas estiveram envolvidas nas manifestações.
"Ne söylemek istediğim hakkında artık daha çok düşünüyorum.Eu prefiro dizer o que penso.
Bu tamamen, kendini yetişkin hisseden bir kadın olmak ve onların ne istediğini söylemek içindir."Em última análise, a única coisa que é loucura está pedindo desculpas por ser você mesma".
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Não devemos mentir nem roubar, nem cometer adultério.
“Bu filmin, ‘içindeki çocuğu’ anlatan filmlerden biri olduğunu söylemek istemiyorum.Estou muito feliz em faça parte deste filme dedicado às crianças ".
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Eu não tinha hábitos saudáveis, minha pele era péssima e eu via pelos crescendo no meu rosto!”
Bilinen yazılı en eski belgeler bunu söylemektedir.São os documentos mais antigos que se conhecem a provar a ocupação deste área.
Bazı yorumcular, şovun politik olduğunu ve solcu tarafgirliğ müsait olduğunu söylemektedir.Alguns comentaristas dizem que a série é de natureza política e suscetível a um viés de esquerda-direita.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Faz-me sentir que todo o trabalho que eu fiz foi valendo a pena.
Anlatmak, söylemek anlamları vardır.Saber Escrever, Saber Falar.
Pop, Country ve Adult contemporary müzik tarzlarında şarkı söylemektedir.Focava em um público adulto e em música adult contemporary.
Müzik ve şarkı söylemek ise ona çok uzak terimlerdi.Compor músicas significou muito para ele.
Tomsky onları eğlendirmek için neşeli bir şarkı söylemektedir.Tomski zingt een grappig liedje.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Het tegendeel kan juist het geval zijn.
Matüridîlere göre ise, böyle bir şey söylemek doğru olmaz.Zo onbescheiden ben ik wel dat ik dat kan zeggen.
Diğer hukuki mercilerin de bu dönemde getirildiğini söylemek makuldür ancak bu konuda bilgi bulunmamaktadır.Ook de drievoudige vorm van ik wordt daar soms aangetroffen: Dat weet ik ik niet...
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Ik moest precies weten wat ik wilde.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.Die is moeilijk aan te geven.
Ancak pek zeki değildir ve kelime haznesinde sadece kendi ismini söylemek vardır.Ze zijn erg aardig en kunnen niets anders zeggen dan hun eigen naam.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Slecht spreken: Opscheppen, roddel, liegen, enz. worden niet toegelaten.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.De speler heeft ook de mogelijkheid om niet te antwoorden of te liegen.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Het blijkt dat ze toch niet wilde dat haar dochter voor haar kwam liegen.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
Sözlerin de genellikle zor yorumlanacak şekilde olduğunu söylemek mümkündür.Termen die van zichzelf ook moeilijk te definiëren zijn.
Orada Martin'e direkt olarak “So Red Rose” şarkısını hangi anahtardan söylemek istediğini sordular.Men koos voor de zangeres Marie Line met het lied "Où aller".
Aynı yıl Şirinler filmi için şarkı söylemek üzere stüdyoya girdi.Hetzelfde jaar speelde hij in de film A time to sing.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Ze zingt vanaf haar jeugd.
Shane, halen ısrarla samanlığın zombilerden temizlenmesi gerektiğini söylemektedir.Op deze manier kan Johan uitleggen hoe de indianen zich moeten beschermen.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Ik voel ik ben daertoe niet bekwaem. 't Hooft loopt mij om."
Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse.Dit was de opmaat voor diplomatieke rol.
Ama, günümüzün sanatçıları da güncel hoyratlar söylemektedir.Ook hedendaagse kunstenaars kunnen er regelmatig tentoonstellen.
Kumun içinde yüzerek hareket ettiklerini söylemek daha doğru olur.In de bron treffen ze zwemmende Hopsa's aan, die zeggen daar te moeten zwemmen.
Ben bir şarkı söylemek istiyorum.Ik wil een liedje zingen.
Söylemek yapmaktan kolaydır.Gemakkelijker gezegd dan gedaan.
Gerçeği söylemek, yalan söylemekten çok daha kolaydır.De waarheid zeggen is veel gemakkelijker dan liegen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod