Ana içeriğe geç
Sözlük

söylemek ile cümle

söylemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Birine söylemek isteyip de söyleyemediğin ve içinde yük olan en büyük şey ne?¿Qué es lo que quisiste decirle a alguien pero no se lo dijiste y se convirtió en tu mayor carga?
Bu konuda ben de birkaç şey söylemek istiyorum.Yo también quiero decir algo sobre este tema.
Gelmeyeceğini söylemek için aramış.Llamó parar decir que no iba a venir.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Temo que sea lo opuesto.
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.Bauer afirmó que Marx y Engels habían malinterpretado lo que él había querido decir.
Doktor, Jack'e babasının alkol zehirlenmesinden öldüğünü söylemektedir.El doctor dice que el padre de Jack murió por intoxicación etílica.
Sonrasında Stefani, bir kaya üzerinde oturmakta ve kameraya bakarak şarkı söylemektedir.Stefani, más adelante, aparece sentada en una roca junto al mar y cantando a la cámara.
Bill'e hâlâ kör olduğunu söylemek zorunda kalır.Se ve obligado a admitir, ante la estupefacción de Bill, que está ciego.
Yalan söylemekten kaçınmak.Abstenerse de mentir.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Siempre dice la verdad.
Bazı yorumcular, şovun politik olduğunu ve solcu tarafgirliğ müsait olduğunu söylemektedir.Algunos comentaristas dicen que la serie es de naturaleza política y susceptible a una tendencia de izquierda.
Daha sonra "Hair"ı söylemek için kıyafetini değiştirdi.Más tarde, realizó un cambio total de vestuario para interpretar «Applause».
Sanatçı filmde bu şarkıyı, bir açık mikrofon gecesinde söylemektedir.Es la primera ocasión en la que interpreta esta canción totalmente en vivo con un micrófono de mano.
"Ne söylemek istediğim hakkında artık daha çok düşünüyorum.Y hay todavía algunas cosas de las cuales quiero hablar con Uds.
Bersi kimseden korkmadığını söylemekte ve kendisinin de bir ihtilal çocuğu olduğunu iddia etmektedir * (Temer?Por ello ordeno que el propio Starkad nunca tenga un hijo o una hija y su familia termine con él.'
Sözlerin de genellikle zor yorumlanacak şekilde olduğunu söylemek mümkündür.Sus composiciones no suelen ser fáciles de interpretar.
Anlatılanlara göre Pisagor doğadaki tüm büyüklükleri rasyonel sayılarla ifade edilebileceğini söylemekteydi.Los pitagóricos habían llegado a la conclusión de que el número racional lo explicaba todo.
Candace, kardeşlerinin yaptıklarını Linda'ya söylemek konusunda takıntılıdır.Candace acepta que su hermano es necesario para la diversión.
Kendisi fotoğraf sanatçısı tanımını kabul etmeyip foto muhabiri olduğunu söylemektedir.¿Por qué no aprender fotografía, deviniendo reportera?
Dahası bu durumun Google'ın, Firefox'u finanse etmesinde etkili olmaması gerektiğini söylemektedir.Reía incluso cuando parecía imposible rescatar a Penélope.
Babalara söylemek uygun görülmez.No es bueno engañar al Padre Tiempo.
Daland'in evinde bir grup genç kız hem yün iplik eğirmekte hem de şarkı söylemektedirler.Un grupo de chicas locales están cantando e hilando en la casa de Daland.
Sinagogun yeri ve şekli konusunda bir şey söylemek mümkün değildir.La fachada no manifiesta la forma ni la escala de la iglesia.
Fabian, bu parçayı konserlerinde hala söylemektedir.José Feliciano también la ha parodiado en sus conciertos.
Hepsi birden tek şey söylemektedir; Willow öldürülmeli.Tenemos que detenerlo-tenemos que destruir Halo.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Di la verdad, o por lo menos no mientas.
Yer tembellerinin monofiletik bir grup teşkil etmediğini söylemek gerekir.Obsérvese que no se ha exigido que un entorno sea un conjunto abierto.
Şunu söylemek gerekir ki, çok iyi ateistler ve çok kararlı insanlar.En caso de emergencia y solo gente muy preparada.
Küçüklüğünden beri şarkı söylemektedir.Desde pequeña comenzó a cantar.
İlk Ucube ise Andrew'a Warren şeklinde gözükerek Jonathan'ı öldürmesini söylemektedir.Andrew sigue bajo el control de El Primero, quien le habla en forma de Jonathan.
Daha sonra, öldürmeye devam ettiklerini söylemektedir.En esos momentos supo que volvería a matar.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.Es difícil determinarlo.
Şarkı söylemek : Dainuoti Tu labai gražiai dainuoji, Vytautai. : Çok güzel şarkı söylüyorsun, Vytautas.Cantando Aprendo a Hablar: Cantando hablo mejor, Vol.
Açık söylemek gerekirse böyle olan yalnız Tanrıdır."Por lo tanto, es verdad sin duda que Dios existe."
Bu seviyeden sonra da hava bulunduğunu söylemek doğrudur fakat bu bölümün meteoroloji ile bir ilişkisi yoktur.Depende de su temperatura, pero la relación no es lineal.
Bazen bu söylenen fraktallar ölçek-değişmezidir, daha kesin olarak , söylemek gerekir ki kendine-benzerdir.Hasta que un día el cambio se les presenta, o, más exactamente, tropiezan con él.
Tom Mary'ye önemli bir şey söylemek istedi.Tom voleva dire a Mary una cosa importante.
Tom'un tekrar yürüyebilip yürüyemiyeceğini söylemek için çok erken.È troppo presto per dire se Tom riuscirà a camminare di nuovo.
Bir şey söylemek istiyorum.Voglio dire una cosa.
Canım ona doğruyu söylemek istemiyor.Non mi va di dirgli la verità.
Doğrusunu söylemek gerekirse, onlarla gitmek istemiyorum.A dire il vero, non voglio andare con loro.
Doğruyu söylemek gerekirse ben onu sevmiyorum.A dire il vero, lui non mi piace.
Onu sevdiğini Mary'ye söylemek için çok geç değil.Non è troppo tardi per dire a Mary che la ami.
Bana bir şey mi söylemek istiyorsun?Vuoi dirmi qualcosa?
Gerçeği söylemek gerekirse, giydiğini sevmiyorum.Se devo dire la verità, non mi piace come sei vestito.
Siz arkadaşlara bir şey söylemek zorundayım.Amici, c'è qualcosa che devo dirvi.
Seninle tanıştığımı Tom'a söylemek için sabırsızlanıyorum.Non vedo l'ora di dire a Tom che ti ho incontrato.
Ona söylemek istiyorum.Voglio dirglielo.
Hâlâ onlara söylemek zorundayız.Dobbiamo ancora dirglielo.
Bana tüm söylemek istediğin bu muydu?È tutto qui quello che volevi dirmi?
Söylemek zorunda olduğum tüm şey bu.È tutto quello che ho da dire.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Gli dèi dicono sempre la verità.
Doktor, Jack'e babasının alkol zehirlenmesinden öldüğünü söylemektedir.Il medico dice che il padre di Jack morì di avvelenamento da alcool.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Forse è vero il contrario.
Bu grubu Cilla Black şarkıları söylemek için kurmamıştım," demiştir.Non ho formato una band per suonare le canzoni di Cilla Black".
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Anche la falsità, adulazione, spergiuro e falso giuramento sono vietati.
Zehebi ve İbn Hecer doğru sözlü olduğunu söylemektedirler.Zhen è l'essere veritieri e sinceri.
Bilgelik doğaya kulak vererek hakikati söylemek ve doğru olanı yapmaktır."Chiunque è dalla verità, ascolta la mia voce".
Daha açık söylemek gerekirse Başarım = 1 / Yürütme Zamanı dır.Ma chiaramente l'approssimazione migliore è "1/7" stesso.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Non è escluso che nel corso delle sue attività abbia potuto ricorrere alla coercizione e al ricatto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod