Bazı tarihçiler 1552'de doğduğunu söylerken, bazıları ise 1554 yılında doğduğunu söylemektedir.Einige bestehen darauf, er sei im Jahre 1454 geboren, andere behaupten, im Jahre 1451.
Bu her şeyin Stonewall ile başladığını söylemekten çok daha komplikedir.Er macht Ann klar, dass das alles mit Evelyns Ankunft begonnen hat.
Milli Mücadele üzerine yazılan en uzun kurgusal kitap olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.Er gilt als der bedeutendste sorbische Schriftsteller der Zwischenkriegszeit.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Man sah, er wusste genau, was er wollte.
Bu teori tek bir evren olduğunu söylemektedir.Daraus folgert Timaios, dass es nur ein einziges Universum geben kann.
Tatlıses söylerken ben de bayan yorumcu olarak bunları mutlaka söylemek istiyorum derdim.Wäre ich homosexuell, hoffe ich, dass ich den Mut hätte, dies auch zu sagen.
20 Mayıs 2002 tarihinde Sezen Aksu, Şarkı Söylemek Lazım albümünü satışa sundu.Am 19. Mai 2006 brachten die Sportfreunde ihr Album You Have to Win Zweikampf auf den Markt.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Ihr Vater fordert sie auf, nicht für ihn zu lügen.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.In diesen vier Zeichenfolgen sind vier Varianten desselben Wortes zu erkennen.
Poppea bahçesinde uzanmıştır ve hizmetlisi Arnalta onun uyumasını sağlamak için bir şarkı söylemektedir.Poppea ruht auf ihrem Lager und Arnalta singt für sie ein Schlaflied.
Bir şey söylemek istemiyorum." açıklamasını yapmıştır.Mehr hab ich dir nicht zu sagen!“ quittiert.
"Que Diga Lo Que Quieran (Ne Söylemek İsterlerse Onu Söylesinler)" albümden çıkan ilk single çalışmasıdır.Ausnahmen: Das Wort ראשון (Der Erste) leitet sich von ראש (Kopf, Anfang) ab.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Die Ermittler ahnen, dass Ferdinand nicht allein handelte.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Kindern wird also vermittelt, dass Faulheit, Lügen und Ungehorsam nicht ungestraft bleiben.
Konserlerinde anadili, Rusça şarkılar da söylemektedir.Auch sang sie russische Volkslieder in Konzerten.
Bearer, üvey kardeşin bir gün intikam için döneceğini söylemekteydi.Der Sage nach warten die Brüder noch heute auf Erlösung.
Tarihçiler bu sayının 150.000 olduğunu söylemektedir.Einige sagen, daß er dadurch über 150000.
Gerçeği söylemekten hiç çekinmeyin.N'ayez aucune hésitation à dire la vérité.
Bana gerçeği söylemek için kibar görünüyordu.Il a été assez gentil pour me dire la vérité.
Söylemek istediğim şey bu.C'est ce que je veux dire.
Düşündüğünü açıkça söylemek kötü bir şey değildir.Dire ce que tu penses franchement n'est pas une mauvaise chose.
Söylemek istediğim şey o değildir.Ce n'est pas ce que je voulais dire.
Bunu söylemekte zorlanıyorsunuz.Vous avez de la peine à le dire.
Beynimin olmadığını mı söylemek istiyorsun?Veux-tu dire que je suis dépourvu de cerveau ?
Sadece bunu söylemek istedim.Je voulais justement le dire.
Kredi kardımı kaybettiğimi söylemek için arıyorum.J'appelle pour dire que j'ai perdu ma carte de crédit.
Onu söylemek uğursuzluk getirir.Ça porte malheur de dire ça.
Gerçeği söylemek gerekirse, bu mekanı daha önce hiç duymadım.Pour dire la vérité, je n'avais jamais entendu parler de cet endroit avant.
Şarkı söylemek istemiyorsanız, en azından bir melodi mırıldanın.Si vous ne voulez pas chanter, fredonnez au moins la mélodie !
Herkesin söylemek zorunda olduğu şeyi duymak istiyorum.Je veux entendre ce que chacun a à dire.
Söylemek zorunda olduğun her şeyi duymak istiyorum.Je veux entendre tout ce que tu as à dire.
Tam da benim sana söylemek istediğim şey.C'est exactement ce que je voulais te dire.
Üzgünüm, sana yalan söylemek zorundaydım.Je suis désolé, j'ai dû te mentir.
Bütün söylemek zorunda olduğun bu mu?C'est tout ce que tu as à dire ?
Her şeyden önce, gerçeği söylemek istiyorum.Tout d'abord, je veux dire la réalité.
Söylemek istediklerimin hepsi bu.C'est tout ce que je veux dire.
Sadece Tom'a bir şey söylemek istiyorum.Je veux juste dire quelque chose à Tom.
Bir şeye ihtiyacın olursa bana söylemekten çekinme.N'hésite pas à me dire si tu as besoin de quelque chose.
Ona söylemek için ne kadar uzun süre beklersen o kadar kötü olacak.Plus longtemps tu attendras pour lui dire, pire ce sera.
Dürüst olmak yalan söylemekten daha zevkli.C'est plus agréable d'être honnête que de mentir.
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."Mais l’homme qui se présente est un imposteur.
1980'lerin sonundan beri Balkan Müziği çalışmakta, öğretmekte ve söylemektedir.Depuis la fin des années 1980 elle travaille, enseigne et chante la musique des Balkans.
İsrail'deki Yad Vashem Memorial, Otto Dessloch'un bir savaş suçlusu olduğunu söylemektedir.Le Mémorial de Yad Vashem en Israël considère Otto Deßloch comme un criminel de guerre.
Aynı konuda,Friedman ayrıca “İsrail eleştirisi, Antisemitik ve bunu söylemek aşağlık değildir.De même Friedman écrit que : « critiquer Israël n'est pas de l'antisémitisme, et le dire est méprisable.
Yalan söylemekten kaçınmak.Évitez le mensonge.
Lincoln Steadman'ı öldürmediğini söylemekte ısrar eder.Cependant, Lincoln lui affirme qu'il n'a jamais tué Steadman.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.On peut même dire l'inverse.
Tomsky onları eğlendirmek için neşeli bir şarkı söylemektedir.Tomski les distrait avec une chanson.
Anlatmak, söylemek anlamları vardır.Connaître, c'est exprimer.
Grubun her üyesi şarkı söylemektedir.Toutes les membres chantent.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Le louveteau dit toujours vrai.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.C'est difficile à préciser exactement.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Frivolité: la vantardise, le mensonge, la calomnie ne sont pas autorisés.
Bu gibi kayıtları hit olurken scat türü şarkı söylemek performansının başlıca bölümü haline geldi.De tels disques furent des succès et le chant scat devint une partie essentielle de ses représentations.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Il remarque que Ethan Frome est isolé.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Vous avez déjà dû deviner de qui nous parlons réellement.
O Susan'a hayatının aşkı oluduğunu söylemekte ısrarcıdır.Il insiste sur le fait que Susan est l'amour de sa vie et réciproquement.
Bunu söylemek bir bakana, bir anneye yakışıyor mu?A-t-on jamais vu une fille parler de la sorte à son père ?
Şarkı söylemek : Dainuoti Tu labai gražiai dainuoji, Vytautai. : Çok güzel şarkı söylüyorsun, Vytautas.Chansons : Chantez, mon cœur ! ; Hélène ; Oh !
Malign tümörü oluşturan hücreler o kadar farklılaşmışlardır ki orijinlerinin ne olduğunu söylemek imkânsızdır.Celles-ci ont tellement pâli avec le temps, qu'il est impossible de s'imaginer leur teinte d'origine.