Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.I will not give up on singing songs, crying, laughing, and living in short.
Finalin ilk gününde, bir gazete Murphy ile ilgili "öpmek ve söylemek" adlı hikâye yayımladı.On the first day of the final, a newspaper published a "kiss and tell" story involving Murphy.
Ayrıca insanlar için bazı şeyleri uzaktan söylemek daha kolay, daha güvenli diye düşünüyorum.I also think it's easier for people to say things from a distance; it's safer.
Bill'e hâlâ kör olduğunu söylemek zorunda kalır.He is forced to admit to Bill he is blind.
"İnsanların 'saldırgan beyni' olduğunu söylemek bilimsel olarak yanlıştır.""It is scientifically incorrect to say that humans have a 'violent brain'."
Williams kendi bölümlerini söylemek için ekranlarda belirdi.Williams appeared on the screens to sing his lines.
Erkek sözlerini söylemek istedim çünkü erkeklerin yazdığı parçaları yakıştırıyorum kendime.I wanted to sing the lyrics of a man because I find pieces written by men suitable for myself.
Aynı şeyi Edis için de söylemek mümkün.The same can be said for Edis.
Bazı akademisyenler ise, Sovyet işgalinin 1989 yılına kadar devam ettiğini söylemektedir.Other scholars date the Soviet occupation till 1989.
Bu grubu Cilla Black şarkıları söylemek için kurmamıştım," demiştir.I didn't form a group to perform Cilla Black songs."
Açık söylemek gerekirse böyle olan yalnız Tanrıdır."If it's true, it belongs to God."
Katolikliğe aykırı iş hayatına rağmen bir Katolik olduğunu söylemektedir.Question: Toch noemt u zich ondanks uw homoseksualiteit nog steeds katholiek.
Uzmanlar bu tür depremlerin 100 yılda bir gerçekleştiğini söylemektedirler.Experts say this kind of earthquake is produced about once every 100 years.
Rathbone; müzikten, yazmaktan, şarkı söylemekten ve üretmekten hoşlanıyor.Rathbone enjoys music, writing, singing and producing.
Tarihçiler bu sayının 150.000 olduğunu söylemektedir.Historians say 150,000.
Filmin imza çizgisi “Aşk asla üzgün olduğunuzu söylemek zorunda kalmamak” anlamına gelir.The film's signature line is "Love means never having to say you're sorry."
Budist rahip ise samuray ve karısını cinayet günü gördüğünü söylemektedir.The priest says that he saw the samurai with his wife traveling the same day the murder happened.
Söylemek istediklerini soyut bir dille anlatmaya çabaladılar.They speak what they have understood.
Bunu babasına söylemek için kafeye tekrar geri gelir.He immediately returns to tell his father.
Sonrasında Stefani, bir kaya üzerinde oturmakta ve kameraya bakarak şarkı söylemektedir.Later Stefani is shown sitting on a rock by the sea and singing to the camera.
Ancak diğer yazarlar Aleksandra'nın oğlunun üzerine titrediğini söylemektedir.A reporter asked Elizabeth about her son.
Şarkıyı The Who söylemektedir.Named after the song by The Who.
Orada Martin'e direkt olarak “So Red Rose” şarkısını hangi anahtardan söylemek istediğini sordular.They asked her in what key she would like to sing "So Red Rose".
Rosti şu an Freeman ile birlikte Menneisyyden Vangit grubundan şarkı söylemektedir.Rosti currently sings in the band Menneisyyden Vangit together with Freeman.
Bu sebebple bunları kimin yaptığını söylemek zordur.I'm asking who knows this for certain.
Tesadüf eseri olarak doğada dişi bülbül dilsizdir ve sadece erkek cinsi şarkı söylemektedir.Coincidentally, in nature, the female nightingale is mute and only the male of the species sings.
Böylece kentin kale çevresinde geliştiğini söylemek mümkün bir tartışmadır.Thus, it is a feasible contention to say that the city evolved around the fortress.
Detaylı olarak söylemek gerekirse doğal sayılar için belli bir S aksiyomatik sistemi alın.First, fix a particular axiomatic system S for the natural numbers.
Müzik ve şarkı söylemek ise ona çok uzak terimlerdi.When they spoke or sang, it was heard far away.
Hoseidos, Persephone'nin Zeus'un kızı olduğunu söylemektedir.Persephone was the daughter of Zeus.
Bazı yorumcular, şovun politik olduğunu ve solcu tarafgirliğ müsait olduğunu söylemektedir.Some commentators say the show is political in nature and susceptible to a left-wing bias.
Fakat, ilahi söylemek çoğu inançta belirli ibadetlerin sadece bir parçasını oluşturur.Prayer plays a significant role among many believers.
Bu mektubu sana tablomun kabul edildiğini söylemek için yazıyorum.This is the way I came to know this painter.
Büyükannesi ve annesi yerel partilerde ve gece kulüplerinde şarkı söylemekteydiler.Her father sang in local nightclubs and at weddings.
Bu bağlamda belgeselin objektif olduğunu söylemek çok güçtür.Let's not pretend your reporting is objective here.
Kondo, methodunun Şinto dininden esinlendiğini söylemektedir.Kondo says that her method is partly inspired by the Shinto religion.
Bir diğer kaynakj ise sürenin 12 saat olduğunu söylemektedir.One source says that the vow lasts for twelve years.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.They have told us what they want to tell us.
Videonun başlangıcında Allen bir karavanın içinde şarkı söylemektedir.The video starts with Elliott in a car singing.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.My whole life appears to me as one beautiful moment.
"Ne söylemek istediğim hakkında artık daha çok düşünüyorum.So now I gotta think about what I said.
Bütün rahibeler ilahi söylemektedirler.They did not know that the sisters were Goddesses.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Falsehood, flattery, perjury and false swearing are also forbidden.
Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır.The word for 4 is also the word for hand in reference to the four fingers.
Grubun her üyesi şarkı söylemektedir.Every member also sings.
Daland'in evinde bir grup genç kız hem yün iplik eğirmekte hem de şarkı söylemektedirler.A group of local girls are singing and spinning in Daland's house.
Fakirdir ve sokakta ateşin karşısında kendi bestelediği şarkıları söylemektedir.Then she sits on the stairs plus it shows her singing on a fire escape.
Yalan söylemekten kaçınmak.Refrain from lying.
Bill Kaulitz, 7 yaşından beri şarkı söylemekte ve yazmaktadır.Beckworth has been writing songs and singing since the age of 12.
Bunu kesin olarak söylemek zordur.This is hard saying.
Bu durumda, konuşmadan konuşanın söylediğinin aksini söylemek mümkün olmaz.As such, she allows absence to do the talking.
Halka Allah'ın da bir insan suretinde olduğunu söylemekteydi.God declared that the people had rejected him as their king.
Sacclarını taramakta ve bir şarkı söylemektedir.It's not enough to get on stage and sing a song.
Aynı şeyleri direnç değerleri üzerinde de söylemek mümkündür.One can also speak of anti-realism about the same objects.
Kürdistan halkının yalnız olmadığını söylemek istiyorum.Nepenthes leonardoi is exclusively terrestrial.
Hiç kimse bunun gerçek olduğuna inanmaz ancak kayıtlar doğruyu söylemektedir.There is, however, no credible historical evidence that the story is true.
Doktor meditasyon yapması gerektiğini söylemektedir ama bunu yapamamaktadır.The Doctor replies that he must meditate, but has trouble doing so.
Seks yaşamını konuşmayı reddetmektedir, zira bu konunun "süper-kişisel" olduğunu söylemektedir.In essence, he refuses to let it go because it is "his".
Milli Mücadele üzerine yazılan en uzun kurgusal kitap olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.It will become the most popular Igort book over the years.
Gaga şarkı boyunca sürekli olarak Fransız aksanıyla Almancaya benzer saçma şeyler söylemektedir.Gaga repeatedly speaks in German sounding gibberish during the song, although in a French accent.