söyledik ile cümle
söyledik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Musa şöyle yanıtladı: ‹‹Bu söylediklerinizi yapar, RABbin önünde savaşa gitmek üzere silahlanıpИ сказал им Моисей: если вы это сделаете, если вооруженные пойдете на войну пред Господом,
Musa şöyle yanıtladı: ‹‹Bu söylediklerinizi yapar, RABbin önünde savaşa gitmek üzere silahlanıpТогава Моисей им рече: Ако направите това, ако отидете въоръжени на бой пред Господа,
Musa şöyle yanıtladı: ‹‹Bu söylediklerinizi yapar, RABbin önünde savaşa gitmek üzere silahlanıpויאמר אליהם משה אם תעשון את הדבר הזה אם תחלצו לפני יהוה למלחמה׃
Musa şöyle yanıtladı: ‹‹Bu söylediklerinizi yapar, RABbin önünde savaşa gitmek üzere silahlanıpفقال لهم موسى ان فعلتم هذا الامر ان تجردتم امام الرب للحرب
Musa şöyle yanıtladı: ‹‹Bu söylediklerinizi yapar, RABbin önünde savaşa gitmek üzere silahlanıp摩 西 對 他 們 說 、 你 們 若 這 樣 行 、 在 耶 和 華 面 前 帶 著 兵 器 出 去 打 仗
Musa şöyle yanıtladı: ‹‹Bu söylediklerinizi yapar, RABbin önünde savaşa gitmek üzere silahlanıp摩西對 他 們說 、 你 們若這樣行 、 在 耶和華 面前 帶 著 兵器 出去 打仗
"Müşterilerin söylediklerine göre bunu en iyi şekilde nasıl tarif edebilirim?"Jak mógłbym najlepiej wykorzystać to, czego dowiedziałem się od nich?".
"Müşterilerin söylediklerine göre bunu en iyi şekilde nasıl tarif edebilirim?"고객의 의견에 기반해서 어떻게 이 제품을 가장 잘 표현할 수 있냐는 문제를 말하죠
"Müşterilerin söylediklerine göre bunu en iyi şekilde nasıl tarif edebilirim?""Яким чином я можу найкраще описати це, основане фактично на тому, що клієнти говорять мені ."
"Müşterilerin söylediklerine göre bunu en iyi şekilde nasıl tarif edebilirim?""كيف أمكنني وصف هذا بناء على ما يقوله العملاء لي؟"
"Müşterilerin söylediklerine göre bunu en iyi şekilde nasıl tarif edebilirim?"それには顧客が求めている自社商品の特性が何なのかを 知っていなければなりません
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.A Náman vojdúc oznámil to svojmu pánovi a riekol: Tak a tak hovorí dievčina, ktorá je z Izraelskej zeme.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.A on všed, oznámil pánu svému, řka: Takto a takto pravila děvečka, kteráž jest z země Izraelské.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Då gick hon åstad och berättade detta för sin herre och sade: »Så och så har flickan ifrån Israels land sagt.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Então Naamã foi notificar a seu senhor, dizendo: Assim e assim falou a menina que é da terra de Israel.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.In Naaman gre noter h gospodu svojemu in mu pove, rekoč: Tako in tako je govorila deklica iz Izraelove dežele.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.나아만이 들어가서 그 주인에게 고하여 가로되 이스라엘 땅에서 온 계집아이의 말이 이러이러하더이다
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naaman alla dire à son maître: La jeune fille du pays d`Israël a parlé de telle et telle manière.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Nàaman andò a riferire al suo signore: «La giovane che proviene dal paese di Israele ha detto così e così»
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.[Naámán] beméne, és elbeszélé az õ urának, mondván: Így s így szólott az Izráel országából való leány!
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Na-a-man đem các lời này thưa lại cho chúa mình, mà rằng: Ðứa gái nhỏ ở xứ Y-sơ-ra-ên có nói thể nầy thể này.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naamán entró y habló a su señor, diciendo: --Así y así ha dicho la muchacha que es de la tierra de Israel
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Na'aman gikk inn til sin herre og fortalte ham det og sa: Så og så har piken fra Israels land sagt.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naaman s'a dus şi a spus stăpînului său: ,,Fata aceea din ţara lui Israel a vorbit aşa şi aşa.``
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naäman vertelde de koning wat het jonge meisje had gezegd.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Så kom Na'aman og fortalte sin Herre, hvad Pigen fra Israels Land havde sagt.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Тогава влезе Нееман та съобщи на господаря си, казвайки: Така и така рече момата, която е от Израилевата земя.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.ויבא ויגד לאדניו לאמר כזאת וכזאת דברה הנערה אשר מארץ ישראל׃
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.فدخل واخبر سيده قائلا كذا وكذا قالت الجارية التي من ارض اسرائيل.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.乃 縵 進 去 、 告 訴 他 主 人 說 、 以 色 列 國 的 女 子 如 此 如 此 說
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.乃縵進 去 、 告訴 他 主人 說 、 以色列 國 的 女子 如此 如此 說
Ne? Benimle görüşmeden bile geleceğin hakkında karar mı verdin?! Sana söylediklerimi hiçe mi sayıyorsun?Няма нъжда.
Neden buradayım? Sonra lisedeki İngilizce öğretmenimin söylediklerini hatırladım.Aztán eszembe jut, amit a gimis angoltanárom mondott.
Ne? Söylediklerine dikkat et, saygısız.- Uważaj na język chłopcze!
"Ne söylediklerini çok iyi anlamamıştık," diyor Mandelbaum. "Ama keyifliydi."«Мы не совсем понимали, о чем именно они говорят, — рассказывает Мандельбаум. — Но это было забавно».
"Ne söylediklerini çok iyi anlamamıştık," diyor Mandelbaum."No entendimos del todo lo que estaban diciendo", dice Mandelbaum.
"Ne söylediklerini çok iyi anlamamıştık," diyor Mandelbaum."On ne comprenait pas vraiment ce qu'ils disaient," dit Mandelbaum.
Neyse bunu söyledikten sonra şimdi size ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum.Ale mówiąc to, chcę was ostrzec.
Neyse bunu söyledikten sonra şimdi size ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum.Mais avec ce qui est dit, je veux donner un avertissement équitable.
Neyse bunu söyledikten sonra şimdi size ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum.Nicméně, rád bych vás varoval.
Neyse bunu söyledikten sonra şimdi size ciddi bir uyarıda bulunmak istiyorum.Але з усім сказаним я хочу дати справедливе зауваження.
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?A čo ma voláte: Pane, Pane, a nečiníte, čo hovorím?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Co pak mi říkáte: Pane, Pane, a nečiníte, což pravím?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?De ce-Mi ziceţi: ,Doamne, Doamne!` şi nu faceţi ce spun Eu?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?E por que me chamais: Senhor, Senhor, e não fazeis o que eu vos digo?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Hoe haalt u het in uw hoofd Mij 'Here' te noemen? U doet niet eens wat Ik zeg.
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Kaj pa me imenujete: Gospod, Gospod, pa ne delate, kar pravim?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?너희는 나를 불러 주여 주여 하면서도 어찌하여 나의 말하는 것을 행치 아니하느냐
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?"Mengapa kalian memanggil Aku, 'Tuhan, Tuhan,' tetapi tidak melakukan apa yang Kukatakan kepadamu
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Men hvorfor kalde I mig Herre, Herre! og gøre ikke, hvad jeg siger?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Men hvorfor kaller I mig Herre, Herre, og gjør ikke det jeg sier?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Men varför ropen I till mig: 'Herre, Herre', och gören dock icke vad jag säger?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Miért mondjátok pedig nékem: Uram! Uram! ha nem mívelitek, a miket mondok?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Miksi te huudatte minulle: `Herra, Herra!` ettekä tee, mitä minä sanon?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Perché mi chiamate: Signore, Signore, e poi non fate ciò che dico
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?"¿Por qué me llamáis: 'Señor, Señor', y no hacéis lo que digo
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Pourquoi m`appelez-vous Seigneur, Seigneur! et ne faites-vous pas ce que je dis?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Przeczże mię tedy zowiecie Panie, Panie! a nie czynicie tego, co mówię?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Sao các ngươi gọi ta : Chúa , Chúa , mà không làm theo lời ta phán ?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Sao các ngươi gọi ta: Chúa, Chúa, mà không làm theo lời ta phán?