söyledik ile cümle
söyledik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!И Той им рече: О несмислени и мудни по сърце да вярвате всичко, което са говорили пророците!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!І рече Він до них; о безумні і лїниві серцем вірувати всьому, що промовили пророки!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!Тогда Он сказал им: о, несмысленные и медлительные сердцем, чтобы веровать всему, что предсказывали пророки!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!ויאמר אליהם הוי חסרי דעת וכבדי לב מהאמין בכל אשר דברו הנביאים׃
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!فقال لهما ايها الغبيان والبطيئا القلوب في الايمان بجميع ما تكلم به الانبياء.
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!耶 穌 對 他 們 說 、 無 知 的 人 哪 . 先 知 所 說 的 一 切 話 、 你 們 的 心 、 信 得 太 遲 鈍 了
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!耶穌對 他 們說 、 無知 的 人 哪 . 先知 所 說 的 一切話 、 你 們 的 心 、 信 得 太 遲鈍了
İşte bu en iyi kısmı: Söylediklerimin hiçbiri benim fikrim değil.Et encore mieux : rien de ce que je vous dis là n'est mon avis personnel.
İşte bu en iyi kısmı: Söylediklerimin hiçbiri benim fikrim değil.І ось найкраща частина: все, про що я вам говорю - це не просто моя думка.
İşte burada en iyi kısmı. Söylediklerimin hiçbiri benim fikrim değildir.A legjobb az egészben, hogy amit mondok, az nem az én véleményem.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.100ドルPCではなく 最高級のPCをあげます
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Alles wat ze zeggen nodig te hebben.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Come tutte le risorse di cui dicono di aver bisogno.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Cum ar fi toate resursele de care au spus că au nevoie.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Jak wszystko, o czym mówią, że potrzebują?
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.그들이 필요하다고 말하는 모든 자원들 처럼 말이죠
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Mindent, amire szerinte szüksége van.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Tất cả những thứ họ bảo là họ cần.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Todos os recursos que dizem que precisam.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Toutes les ressources dont ils disent avoir besoin.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Všechno, co řekli, že potřebují.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Všetko, čo povedali, že potrebujú.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Wie all die Ressourcen, die sie vorgeben zu brauchen.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Всички ресурси, от които има нужда.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.К примеру, все ресурсы, которые, по их словам, им нужны.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.Тобто, усі ресурси, що, за їх словами, їм потрібні.
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.שנתתם להם הכל? כמו כל אותם המשאבים
İstediklerini söyledikleri bütün şu şeyler.الذين قد أعطوا كل شئ؟ كافة المتطلبات
JT: "Kanalların" bitişindeyim. Saçının şekli hakkında söylediklerim...Я заканчиваю с "каналами", о которых говорил, и с формой волос...
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.A išla a učinila podľa slova Eliášovho. A tak jedla ona i on i jej dom za mnoho dní.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Da gik hun og gjorde, som Elias sagde; og både hun og han og hendes Søn havde noget at spise en Tid lang.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Ea s'a dus, şi a făcut după cuvîntul lui Ilie. Şi multă veme a avut ce să mănînce, ea şi familia ei, şi Ilie.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Ela foi e fez conforme a palavra de Elias; e assim comeram, ele, e ela e a sua casa, durante muitos dias.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Entonces ella fue e hizo conforme a la palabra de Elías; y comieron él, ella y su familia, por mucho tiempo
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.És õ elméne, és az Illés beszéde szerint cselekedék, és evék mind õ, mind amaz, mind annak háznépe, naponként.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.In je šla in naredila po besedi Elijevi. In je jedla, tudi on in ona in njena družina dosti dni.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.I šla a učinila vedlé řeči Eliášovy, a jedla ona i on i čeled její až do těch dní.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.저가 가서 엘리야의 말대로 하였더니 저와 엘리야와 식구가 여러날 먹었으나
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Og hun gikk og gjorde som Elias hadde sagt, og de hadde mat, både han og hun og hennes hus, i lang tid;
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Quella andò e fece come aveva detto Elia. Mangiarono essa, lui e il figlio di lei per diversi giorni
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Sie ging hin und machte, wie Elia gesagt hatte. Und er aß und sie auch und ihr Haus eine Zeitlang.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Vậy , nàng đi và làm theo điều Ê - li nói . Nàng và nhà nàng , luôn với Ê - li ăn trong lâu ngày .
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Vậy, nàng đi và làm theo điều Ê-li nói. Nàng và nhà nàng, luôn với Ê-li ăn trong lâu ngày.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.Η δε υπηγε και εκαμε κατα τον λογον του Ηλια και ετρωγεν αυτη και αυτος και ο οικος αυτης ημερας πολλας
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.И пошла она и сделала так, как сказал Илия; и кормилась она, и он,и дом ее несколько времени.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.И тя отиде та стори според каквото каза Илия; и тя и той и домът й ядоха много дни.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.ותלך ותעשה כדבר אליהו ותאכל הוא והיא וביתה ימים׃
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.فذهبت وفعلت حسب قول ايليا واكلت هي وهو وبيتها اياما.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.婦 人 就 照 以 利 亞 的 話 去 行 . 他 和 他 家 中 的 人 、 並 以 利 亞 、 喫 了 許 多 日 子
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.婦人 就 照 以利亞 的 話去 行 . 他 和 他 家中 的 人 、 並以利亞 、 喫 了 許 多 日子
Kahretsin. Geçen gece söylediklerini düţünüyordum.Sai daqui.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.유대인들이 그 무리를 보고 시기가 가득하여 바울의 말한 것을 변박하고 비방하거늘
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.Mas os judeus, vendo as multidões, encheram-se de inveja e, blasfemando, contradiziam o que Paulo falava.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.Y cuando los judíos vieron las multitudes, se llenaron de celos, y blasfemando contradecían lo que Pablo decía
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.Видївши ж Жиди народ, сповнились завистю, і перечили речам Павла та хулили.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.Но Иудеи, увидев народ, исполнились зависти и,противореча и злословя, сопротивлялись тому, что говорил Павел.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.ויהי כראות היהודים את המון העם וימלאו קנאה ויכחישו את דברי פולוס הכחש וגדף׃
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.فلما رأى اليهود الجموع امتلأوا غيرة وجعلوا يقاومون ما قاله بولس مناقضين ومجدفين.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.但 猶 太 人 看 見 人 這 樣 多 、 就 滿 心 嫉 妒 、 硬 駁 保 羅 所 說 的 話 、 並 且 毀 謗
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.但 猶太 人 看見人 這樣 多 、 就 滿心 嫉妒 、 硬 駁 保羅 所 說的話 、 並且 毀謗