söyledik ile cümle
söyledik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."오늘 빌리에게서 매우 충격적인 이야기를 들었어요.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Muy impactante la historia de Juanito hoy.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Oggi ho sentito una storia molto sconvolgente dal piccolo Billy.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Ouvi hoje do Billy uma história muito chocante.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Si kecil Billy mengatakan hal yang sangat mengejutkan.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Usłyszałam dzisiaj od Billy'ego szokującą historię.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Πολύ σοκαριστική η ιστορία του μικρού Μπίλυ σήμερα.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Билли рассказал нам шокирующую историю.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Малий Біллі мене сьогодні шокував.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."Малкият Били ми каза нещо шокиращо днес.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum."בילי הקטן סיפר היום סיפור מזעזע מאוד.
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum.لقد صعقت عندما إدعى بيلي اليوم
"Bugün küçük Billy'nin hakkınızda söyledikleri karşısında şoke oldum.お父さんの職業はピアニストなのですか?
Bu iki veya üç yılınızı alabilir ama söylediklerimizi anlayan insanlar bulmayı umut ederiz.זה יכול לקחת שנתיים או שלוש לעשות זאת. אבל אנחנו מצפים למצוא אנשים שמבינים מה שאנחנו אומרים.
Bu kadar yeter! Söyledikleri bunlar.Pieprzenie mnie nudzi.
Bu kadar yeter! Söyledikleri bunlar.Vsaka vrsta jebačine me dolgčasi.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.가끔 친구들에게 이런 말을 할 때는 일부러 약간 화난 모습을 보이며 말합니다.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.Manchmal sagen sie es zu Freunden, in gutgemeint verzweifeltem Ton.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.Parfois ils le disent à leurs amis...
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.فأحياناً يقولونه لإصدقائهم كنوع من السخط المكتوم.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.少し愚痴っぽく 自慢げに言うのです 最終的に 自分がどれだけ男らしいか 必要とされ 愛されているかを証明する為に
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Jestem absolutnie szczery mówiąc o tym, co doceniam w tej książce.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.제가 지금까지 말한 이 책에 대한 모든 감상이 정말 저의 진심이기 때문입니다.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Koska arvostan täysin vilpittömästi kaikkea mitä olen kirjasta sanonut.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Má chvála, kterou jsem dosud na adresu této knihy vyslovil, byla naprosto upřímná.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Mert teljesen őszintén dicsértem mindent, amit eddig említettem.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Omdat ik absoluut oprecht ben in mijn waardering van alles wat ik over dit boek gezegd heb.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Parce que je suis absolument sincère dans mon appréciation de tout ce que j'ai dit à propos de ce livre.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Pentru că sunt absolut sincer în ceea ce privește aprecierea acestei cărți.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Perchè il mio apprezzamento delle caratteristiche citate del libro è assolutamente sincero.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Porque eu sou absolutamente sincero na minha apreciação de tudo o que disse sobre este livro.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Porque soy absolutamente sincero en mis comentarios acerca de este libro.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Saya benar-benar tulus terhadap pujian yang saya katakan tentang buku ini.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Weil ich wirklich ehrlich bin mit meiner Wertschätzung über alles was ich über dieses Buch gesagt habe.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Γιατί είμαι απόλυτα ειλικρινής σε όλα όσα είπα για αυτό το βιβλίο.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Защото съм абсолютно искрен в оценката си за всичко, което казах за тази книга.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.Потому, что я абсолютно честен в моих оценках, которые я высказал по поводу этой книги.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.מפני שאני כנה לחלוטין בהערכה שאני רוחש ובכל מה שאמרתי על הספר הזה.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.لإني صادق حقا في تقديري في كل ما قلته عن الكتاب.
Bu kitabın takdir ettiğim yönleriyle ilgili söylediklerim samimiydi.高い評価を述べましたが もっと良くできたと思います
Bu MIT'de bazı matematikçiler. Ve gerçek şu ki şöyledikleri şeyin çoğunu anlamıyorum.Có vài nhà toán học ở MIT và sự thật là tôi không thực sự hiểu phần lớn những gì họ nói.
Bu MIT'de bazı matematikçiler. Ve gerçek şu ki şöyledikleri şeyin çoğunu anlamıyorum.Y la verdad es que no entiendo mucho de lo que hablan.
Bunlar bakteriyofajlar. Size daha önce söylediklerimi resmediyor.私は前に言った何を示します。
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.A tu mamy te, które rakowi zapobiegają: skórka chleba, papryka, lukrecja i kawa.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Còn đây là vài thứ họ cho là ngăn ngừa ung thư: vỏ cây, hạt tiêu, cam thảo và cà phê.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Dizem que estas coisas evitam o cancro: côdeas, pimento vermelho, alcaçuz e café.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Ecco alcune delle cose che prevengono il cancro: croste, pepe rosso, liquirizia e caffè.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Her er nogle af de ting de har sagt beskytter mod kræft: skorper, rød pepper, lakrids og kaffe
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Hier enkele van de dingen waarvan ze zeggen dat ze kanker voorkomen: korsten, rode peper, zoethout en koffie.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Iată câteva chestii despre care ei spun că ar preveni cancerul: cojile, piperul roşu, lemnul dulce şi cafeaua.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Inilah beberapa hal yang dikatakan mencegah kanker: remah-remah, lada merah, akar manis, dan kopi.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.여기 그들이 암을 예방한다고 말한 몇가지가 있습니다 빵껍질, 고추, 감초, 그리고 커피
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Néhány dolog, amiről azt mondják, megelőzi a rákot: kenyérhéj, pirospaprika, édesgyökér és kávé.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Och här är några av de saker som sägs motverka cancer: skorpor, rödpeppar, lakrits och kaffe.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Tule pa je nekaj stvari, za katere pravijo, da preprečujejo raka: skorja, rdeča paprika, sladki koren in kava.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Voici ce qui d'après eux prévient le cancer : les croûtes, le poivron rouge, la réglisse et le café.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Y estas dijeron que lo previenen: corteza, pimienta roja, regaliz y café.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Zde jsou některé věci, o kterých říkají, že předchází rakovině: krusty, paprika, lékořice a káva.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Τα παρακάτω πως προλαμβάνουν τον καρκίνο: οι κρούστες, το κόκκινο πιπέρι, η γλυκόριζα, ο καφές.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.А эти вещи, как они говорят, предотвращают рак: сухари, красный перец, лакрица и кофе.