söyledik ile cümle
söyledik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Dean: Söylediklerimi geri alıyorum.Devolverles la palabra.
Bunu söyledikten sonra Brom ölür.Después de hacerlo, Lorac muere.
Haberde, Amerikalı bir istihbarat yetkilisinin söyledikleri kaynak olarak gösterilmişti.Se ha dicho que era fuente de inteligencia estadounidense como informante del FBI.
Eski tarihçilerin söylediklerine de kulak vermek gerekir.Hacer caso en lo que digan los expertos en moda.
Fedekarlık yapmadan ona işleri yoluna koyamayacağını söyler ve söylediklerinde de haklı çıkar.Los chicos le dicen que no puede obligar lo mientras él también fume.
Adamın söylediklerini anlayamıyorum.Non riesco a capire cosa sta dicendo quell'uomo.
Tom Mary'nin az önce söylediklerini tekrarlamasını istedi.Tom chiese a Mary di ripetere quello che aveva appena detto.
Sana söylediklerim için üzgünüm.Mi dispiace per quello che ti ho detto.
Hepimiz Tom'un söylediklerini daha dikkatli dinlemeliyiz.Tutti noi dovremmo prestare più attenzione a quello che dice Tom.
Tom'un söylediklerini tahmin et.Indovina cosa ha detto Tom.
Tell Him Barbra Streisand ve Celine Dion'un birlikte söyledikelri bir düettir.Tell Him è un duetto fra Céline Dion e Barbra Streisand.
Bugün bile söyledikleri bu.Cosa gli racconto questa sera.
Biz sadece artık insanların ne söylediklerini umursamıyoruz."Non riesco a sopportare le persone che non hanno più niente da dirsi.
Bunu söyledikten sonra Brom ölür.Il giorno dopo Berivan muore.
Padişah tahta çıktığında söylediklerini unutmuş gibiydi.Il cavallo si dileguò nel nulla come era apparso.
Albümün adı, yıllar önce albüm çıkaracağını söyledikten sonra bir türlü albümün çıkmamasına bir göndermedir.Nel 1996 il singolo Dimmi come fai anticipa l'uscita dell'album Un po' di noi.
Bu arada son buluşmalarında birbirine söyledikleri yalanlar ortaya çıkar.La trama intreccia varie storie che si incontrano alla fine.
Köylülerimin böyle bir istekten şeref duyacağını, memnun olacağımızı söyledik.Gli storici concordano sul fatto che un simile appellativo sia stato del tutto meritato.
Babanın söylediklerine kulak asmaНе обращай внимания на то, что говорит твой отец.
Söylediklerine bakılırsa o, büyük bir yazar olmalı.Судя по твоим словам, он, должно быть, великий писатель.
Öğretmenin söylediklerine daha fazla dikkat etmelisin.Ты должен уделять больше внимания тому, что говорит учитель.
Tom Mary'nin onun hakkında söylediklerine aldırmıyor.Тома не заботит, что Мэри о нём говорит.
Tom Mary'nin söylediklerine dikkat etmek zorunda değil.Фома не должен обращать внимание на то, что говорит Маша.
Bir ölçüde söylediklerine katılıyorum.В какой-то степени я согласен с тем, что ты говоришь.
O, öğretmenin söylediklerine fazla dikkat etmez.Он никогда внимательно не слушает сказанное учителем.
Onun söylediklerine inanamıyorum.Я не верю тому, что она говорит.
Onun söylediklerine güvenemezsin.Ты не можешь доверять тому, что она говорит.
Söylediklerine sadık olmalısın.Ты должен быть верен своим словам.
Onun söylediklerine konsantre oldum.Я сосредоточился на том, что он говорил.
Onun hakkında söylediklerini geri aldı.Он взял свои слова о ней обратно.
Benden başka her üye onun söylediklerine inanır.Каждый член, кроме меня, верит тому, что он говорит.
Onun kitapta söylediklerine katılıyor musun?Согласен ли ты с тем, что он говорит в книге?
Onun söylediklerine inanmamamı tavsiye etti.Он посоветовал мне не верить его словам.
Yazarın söylediklerine anlam verebiliyor musun?Можешь ли ты понять то, что автор говорит?
Onun söylediklerine çok fazla önem yüklüyorsun.Ты придаёшь слишком большое значение сказанному им.
Söylediklerimden dolayı size özürlerimi sunuyorum.Я приношу свои извинения за то, что сказал.
Söylediklerine inanmıyorum.Я не верю сказанному тобой.
Söylediklerine katılmayabilirim ama dinleyeceğim.Я могу не согласиться с тем, что ты скажешь, но я выслушаю тебя.
Tom Mary'nin söylediklerine inandı.Том поверил словам Мэри.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.И, кроме того, в их роликах звучит такое неверие в то, что они говорят!
Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor.Они произносят своими устами слова, похожие на слова прежних неверующих.
Bunu Sayın Putin’e de söyledik.Затем то же сообщил лично Путин.
Şarkıyı söyledik, insanlar yine dinlemek istedi.«Почему людям не услышать ещё раз эти песни?
Bunu söyledikten sonra Brom ölür.С этими словами Герман умирает.
Söylediklerine kim inanır!?...А кто поверит каким-нибудь словам твоим?
Bugün bile söyledikleri bu.Так происходит и сегодня.
İnsanların yaptıkları ile yaptıklarını söyledikleri her zaman aynı değildir.Свобода всегда делает людей такими, какими они еще никогда не были.
Çok defa söylediklerinin doğru olmadığını anlattım.Я постоянно думаю, как много не сделано.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleridir."(ويُرد قولهم «جسم» بقوله تعالى: «ليس كمثله شيء»).
X, düğüne gidememe nedenini açıklarken, karısının kendisine söylediklerini tekrar ediyor gibidir.بينما كان X يوضح سبب عدم الذهاب إلى الزفاف كانت زوجته كأنما تردد أقوالهم في نفسها.
Önemli Halk Partisi üyeleri sonra Polaino'nun söylediklerini reddetti.بعد ذلك رفض أعضاء مهمون عن حزب الشعب ماقاله بولاينو.
Suçum insanları ne söyledikleri ve düşündükleri için yargılamak, nasıl göründüklerine göre değil.جريمتي هي الحكم على الناس بحسب أقوالهم وأفكارهم، وليس بحسب منظرهم.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.وهي من قولهم اللطيف من الكلام ما غمض معناه وخفي.
Biz sadece artık insanların ne söylediklerini umursamıyoruz.فاكفف عن قومك ما يكرهون من قولك.
Bu da çelişkiye yol açar ve Varsayım (X) olarak söylediklerimizin doğru olmadığını gösterir.يوجد لدينا هنا تناقض، وبالتالي فقد عرضنا أن افتراضنا بأن ل موجودة غير صحيح.
Çok defa söylediklerinin doğru olmadığını anlattım.إن حقيقة تكرارها لا يجعلها صحيحة.
Kate, Şerif'in söylediklerini kaydeder.ما هو راجع إلى نسبه الشريف.
Söylediklerine kim inanır!?...من كان يصدق هذا؟"..
Şarkıyı söyledikçe siyah geometrik desenli bir perde arkadan geliyor ve tüm müzik aletlerini yutuyor.Conforme ele canta, uma tela preta de padrão geométrico surge e engole todos os aparelhos musicais presentes.
Suçum insanları ne söyledikleri ve düşündükleri için yargılamak, nasıl göründüklerine göre değil.Meu crime é o de julgar as pessoas pelo que elas dizem e pensam, não pelo que elas parecem ser. "