söylüyorum ile cümle
söylüyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bunları söylüyorum çünkü demek istediğim şu: doğru olan şeyler aynı zamanda yanlış gitmeye başladı.أقول هذا لأن إحدى أهم النقاط التى أركز عليها هى أن ما سار على نحو صحيح هو نفسه ما سار على نحو خاطئ.
Bunları söylüyorum çünkü demek istediğim şu: doğru olan şeyler aynı zamanda yanlış gitmeye başladı.成功は失敗でもあったからです 今状況を変化させようとしているとき
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.Jag nämner detta för att det finns en underlig allmän uppfattning att
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.Mówię o tym, bo wg powszechnie panującej opinii
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.제가 이런 것들을 언급하는 이유는 나사(NASA)는 죽었고, 우주선들은 비행을 멈추었고
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.Saya menyebutkan hal ini karena ada persepsi umum yang aneh bahwa
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.Si je vous dit tout ça, c'est que le public a l'étrange impression que
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.Và tôi muốn đề cập đến điều này bởi vì có một quan niệm kì lạ của mọi người rằng
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.И споменавам това защото има такова странно обществено схващане, че
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.ואני מציין את זה כי יש את התפיסה הציבורית המוזרה הזו
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.وأذكر هذا لأن لأنه يعم تصور عام غريب أن
Bunları söylüyorum çünkü halkta tuhaf bir algı var.「宇宙に行くスペースシャトルはもうない」とか 「NASAは死んだ」というような
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .이 식을 루트(16x2)로 나타내도 같은 값을 가지게 되겠죠
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .Det her er det samme som kvadratroden af 16 gange 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .Ez a rész itt, csak, hogy tisztázzuk, ugyanaz, mint négyzetgyök alatt 16-szor 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .Isso aqui - eu quero ser claro - é a mesma coisa que a raiz quadrada de 16 vezes 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .Questo qui --voglio essere chiaro-- è la stessa cosa di radice quadrata di 16 per 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .To, co tutaj zapisałem-chciałbym, żeby to było jasne-to to samo, co pierwiastek z 16 razy 2
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .To je to samé, musí to být jasné, jako odmocnina z 16 krát 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .Това тук--искам са съм ясен-- е същото нещо като корен квадратен от 16 по 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .Я хочу, щоб було зрозуміло - це теж саме, що і квадратний корінь з 16 помножене на 2.
Bunu açıklığa kavuşturmak adına söylüyorum, buradaki terim karekök 16 çarpı 2'ye eşit. .هذه هنا-- اريد ان اكون واضحاً-- هي نفسها الجذر التربيعي لـ 16×2
Bunu aramızdaki tipografiye kafayı takmış olanlar için söylüyorum.타이포그래피에 미친 분들을 위해서 말씀드립니다.
Bunu aramızdaki tipografiye kafayı takmış olanlar için söylüyorum.להיסטריים לטיפוגרפיה שבינינו.
Bunu aramızdaki tipografiye kafayı takmış olanlar için söylüyorum.لأصحاب الطباع الهستيرية بيننا.
Bunu aramızdaki tipografiye kafayı takmış olanlar için söylüyorum.この数日を通して 強調されている
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ale to hovorím ako pripustenie a nie ako nariadenie.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ale to mówię jako pozwalając, a nie jako rozkazując.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ale toť pravím podle dopuštění, ne podle rozkazu.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ấy đó là sự tôi thuận cho phép, chớ chẳng phải sự tôi truyền biểu.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ấy đó là sự tôi thuận cho_phép , chớ chẳng phải sự tôi truyền biểu .
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Detta säger jag likväl såsom en tillstädjelse, icke såsom en befallning.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Dette sier jeg som tillatelse, ikke som påbud;
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Digo isto, porém, como que por concessão e não por mandamento.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Esto digo a modo de concesión, no como mandamiento
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ezt pedig kedvezésképen mondom, nem parancsolat szerint.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Ik wil hiermee niet zeggen dat u moet trouwen; u m...g trouwen.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Je dis cela par condescendance, je n`en fais pas un ordre.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.그러나 내가 이 말을 함은 권도요 명령은 아니라
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Lucrul acesta îl spun ca o îngăduinţă; nu fac din el o poruncă.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Men dette siger jeg som en Indrømmelse, ikke som en Befaling.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Mutta tämän minä sanon myönnytyksenä, en käskynä.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Questo però vi dico per concessione, non per comando
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Saya mengatakan ini bukan sebagai perintah, tetapi sebagai nasihat
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Solches sage ich aber aus Vergunst und nicht aus Gebot.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.To pa govorim kot dopuščenje, ne kot zapoved.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Λεγω δε τουτο κατα συγγνωμην, ουχι κατα προσταγην.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Впрочем это сказано мною как позволение, а не как повеление.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.И жена, която има невярващ мъж, и той е съгласен да живее с нея, да не напуща мъжа си.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.Се ж глаголю по дозволу, а не по наказу.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.ואני אמר זאת בדרך עצה ולא בדרך מצוה׃
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.ولكن اقول هذا على سبيل الاذن لا على سبيل الامر.
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.我 說 這 話 、 原 是 准 你 們 的 、 不 是 命 你 們 的
Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.我 說這話 、 原是 准 你 們 的 、 不 是 命 你 們的
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.Ich sage das nicht, weil ich glaube, dass es tugendhaft ist. Ich sage das, weil Identität Macht hat.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.Ik zeg dat niet om heilig te doen. Ik zeg dat omdat er kracht schuilt in identiteit.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.술 안마시는게 고결하다고 생각해서 이말을 하는게 아닙니다. 제가 이말을 하는 이유는 주체성은 파워를 주기 때문이죠.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.Não digo isto por pensar que seja virtuoso. Digo isto porque existe poder na identidade.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.Nem azért mondom, mert szerintem ez erényes, hanem azért, mert az identitásnak ereje van.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.Neříkám to proto, že bych to považoval za nějakou ctnost; říkám to proto, že v identitě je síla.