söylüyorlar ile cümle

söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Se pudéssemos aumentar esse valor para 4%, os nossos problemas estariam resolvidos. Eu pergunto-me:
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Zij zeggen dat 3 % van de mensen van klassieke muziek houdt.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Λένε πως στο 3 τοις εκατό του πληθυσμού αρέσει η κλασσική μουσική.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Вони кажуть, що тільки 3% населення люблять класику.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Казват, че 3% от населението харесва класическа музика.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Они говорят, только 3% населения любят классику.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.לדעתם, 3% מהאוכלוסיה אוהבים מוסיקה קלאסית.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.فهم مقتنعون أن 3% فقط من الناس تعجبهم الموسيقى الكلاسيكية
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.それを4パーセントに増やせれば満足だと言う
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››A jeho učeníci sa ho opýtali a riekli: Čože to tedy hovoria zákonníci, že najprv musí prijsť Eliáš?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Allora i discepoli gli domandarono: «Perché dunque gli scribi dicono che prima deve venire Elia?»
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››In učenci njegovi ga vprašajo, rekoč: Kaj pravijo torej pismarji, da mora Elija poprej priti?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››I otázali se ho učedlníci jeho, řkouce: Což to pak zákoníci praví, že má Eliáš prve přijíti?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››I pytali go uczniowie jego, mówiąc: Cóż tedy nauczeni w Piśmie powiadają, że ma Elijasz pierwej przyjść?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››제자들이 묻자와 가로되 그러면 어찌하여 서기관들이 엘리야가 먼저 와야 하리라 하나이까
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Les disciples lui firent cette question: Pourquoi donc les scribes disent-ils qu`Élie doit venir premièrement?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Men lärjungarna frågade honom och sade: »Huru kunna då de skriftlärde säga att Elias först måste komma?»
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Môn đồ hỏi Ngài rằng: Vậy thì sao các thầy thông giáo nói rằng Ê-li phải đến trước?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Môn_đồ hỏi Ngài rằng : Vậy_thì sao các thầy thông giáo nói rằng Ê - li phải đến trước ?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Og disiplene spurte ham og sa: Hvorfor sier da de skriftlærde at Elias først må komme?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Og hans Disciple spurgte ham og sagde: "Hvad er det da, de skriftkloge sige, at Elias bør først komme?"
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Perguntaram-lhe os discípulos: Por que dizem então os escribas que é necessário que Elias venha primeiro?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Ucenicii I-au pus întrebarea următoare: ,,Oare de ce zic cărturarii că întîi trebuie să vină Ilie?``
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Und seine Jünger fragten ihn und sprachen: Was sagen denn die Schriftgelehrten, Elia müsse zuvor kommen?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››И спросили Его ученики Его: как же книжники говорят, что Илии надлежит придти прежде?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››І питали в Него ученики Його кажучи: Що ж се кажуть письменники, що Ілия мусить прийти попереду?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Учениците Му го попитаха, казвайки: Защо тогава думат книжниците, че Илия трябва първо да дойде?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››וישאלהו תלמידיו לאמר למה זה אמרים הסופרים כי אליהו בוא יבוא בראשונה׃
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››وسأله تلاميذه قائلين فلماذا يقول الكتبة ان ايليا ينبغي ان يأتي اولا.
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››門 徒 問 耶 穌 說 、 文 士 為 甚 麼 說 以 利 亞 必 須 先 來
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››門徒 問耶穌說 、 文士 為 甚 麼說 以利 亞必須 先來
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Docenten zeggen nu dat het leuk is om te onderwijzen; kinderen zijn betrokken.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Giáo viên giờ lại nói rằng dạy học quả là vui.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Gli insegnanti dicono che insegnare è diventato un piacere.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.교사들은 이제 가르칠 맛이 난다고 말합니다;
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Les profs disent maintenant qu'il est amusant d'enseigner; les enfants sont attentifs.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Los maestros ahora dicen que enseñar es divertido;
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Nauczyciele mówią, że fajnie się tak uczy, dzieci są zainteresowane.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Sekarang guru-guru berpendapat mengajar menjadi menyenangkan; anak-anak lebih aktif.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Οι δάσκαλοι λένε ότι τώρα η διδασκαλία είναι ευχάριστη και τα παιδιά είναι απασχολημένα.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.Учителите сега казват, че е забавно да преподаваш; децата са заинтригувани.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.מורים עכשיו אומרים שזה כיף ללמד;
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.يقول المعلمون الآن أن التدريس أصبح نوعًا من المرح.
Öğretmenler öğretmenin artık eğlenceli olduğunu söylüyorlar, çocuklar ilgili.子供達が熱心なのです。ラップトップがあるからです
Olgun biri olmasa da, böyle Prenses mi olur? Yetimhanede büyüdüğünü söylüyorlar.Ha éretlen is vagy még, egy hercegnő hogy viselkedhet így?
Ölüm hakkında o kadar güzel konuştuğumu söylüyorlar ki, bitince alkışlıyorlar bile.Me disseram que sou tão boa falando sobre morte que alguns de vocês até me aplaudem quando eu termino.
Ölüm hakkında o kadar güzel konuştuğumu söylüyorlar ki, bitince alkışlıyorlar bile.Řekli mi, že jsem ve vyprávění o smrti tak dobrá, že někteří z vás mi dokonce na konci zatleskají.
Ölüm hakkında o kadar güzel konuştuğumu söylüyorlar ki, bitince alkışlıyorlar bile.Ze zeggen me dat ik zo mooi over de dood kan vertellen, ik krijg er zelfs applaus voor wanneer ik klaar ben.
Ölüm hakkında o kadar güzel konuştuğumu söylüyorlar ki, bitince alkışlıyorlar bile.Говорят, я так хорошо описываю смерть, что некоторые из вас даже аплодируют мне в конце.
Ölüm hakkında o kadar güzel konuştuğumu söylüyorlar ki, bitince alkışlıyorlar bile.قلت "لا" بزهو، أردت أن أستنشق بعضاً من ديمقراطيتكم.
Ona bu konuda yetenekli olduğunu söylüyorlardı.그들은 그에 게 예술가 라는.
Ona bu konuda yetenekli olduğunu söylüyorlardı.Sie nannten ihn einen Künstler.
Ona bu konuda yetenekli olduğunu söylüyorlardı.Τον φώναζαν καλλιτέχνη.
Ona bu konuda yetenekli olduğunu söylüyorlardı.كانوا يدعونه بالفنان .
Onlar bize, insanlığın ortak bir kalp atışı olduğunu söylüyorlar.Ellos nos dicen que hay un latir común en la humanidad.
Onlar bize, insanlığın ortak bir kalp atışı olduğunu söylüyorlar.Sie sagen uns, daß es ein gemeinsamer Herzschlag für die Menschheit.
Onlar bize, insanlığın ortak bir kalp atışı olduğunu söylüyorlar.ولون لنا أن هناك ضربات القلب شيوعا للبشرية.
Onlar bize, insanlığın ortak bir kalp atışı olduğunu söylüyorlar.世界の注目は 我々を引き裂くものに多く集まります
Onlar bunu yapanýn sen olduđunu söylüyorlarŘíkají, že záleží na tobě
Onlar dünyanın gördük erkek, böylece, oldukça rahat bir şekilde olmasını söylüyorlar çok şirket kendine sahip.Azt mondják, hogy a férfiak, akik látták a világot, így lett elég a könnyed módon, nagyon higgadt társaságban.

İlgili Sayfalar