söylüyorlar ile cümle

söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Marcia'nın ne kadar yer değiştireceği sorulmuş Bir dakika yol katettiğini söylüyorlarНас запитують яким є переміщення Марші, і відомо, що вона рухалась протягом однієї хвилини.
Marcia'nın ne kadar yer değiştireceği sorulmuş Bir dakika yol katettiğini söylüyorlarСпрашивается, на сколько Марша переместилась, если известно, что она двигалась в течение одной минуты.
Nancy de oradaydı, bu albümden parçalar söylüyorlardı, ve parçaların hakları da okulumuza bağışlanmıştı.Hij was er, en Nancy was er. Ze zong uittreksels uit dit album. Ze schonk de rechten aan onze school.
Nancy de oradaydı, bu albümden parçalar söylüyorlardı, ve parçaların hakları da okulumuza bağışlanmıştı.크리스마스에 오프라도 저기 있었고 낸시도 저기 있었어요. 앨범에서 몇 곡 뽑아 불렀는데 앨범에 대한 권리는 저희 학교에 기증하셨구요.
Nancy de oradaydı, bu albümden parçalar söylüyorlardı, ve parçaların hakları da okulumuza bağışlanmıştı.בחג המולד, הוא היה שם וננסי הייתה שם, והם שרו קטעים מהאלבום הזה, שאת הזכויות שלו היא תרמה לבית הספר שלנו.
Nancy de oradaydı, bu albümden parçalar söylüyorlardı, ve parçaların hakları da okulumuza bağışlanmıştı.في يوم عيد الميلاد؟، كان هناك ونانسي كانت هناك تغني مقتطفات من هذا الالبوم الذي وهبت حقوقه لصالح مدرستنا.
Nancy de oradaydı, bu albümden parçalar söylüyorlardı, ve parçaların hakları da okulumuza bağışlanmıştı.オプラのショーでこのアルバムの中から何曲か歌い その曲の権利を私の学校に寄付してくれました かなり確信があるんですが
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Bil je bila dana recepta, najbolj dragocen recept - kaj za mu ne bi pravijo.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Był otrzymasz receptę, najbardziej wartościowe recepty - co bo nie chciał powiedzieć.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Dia telah diberi resep, resep yang paling berharga - apa karena ia tidak akan mengatakan.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Ele havia sido dada uma receita de prescrição, mais valiosa - o que para ele não dizem.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Era stato dato un, prescrizione prescrizione di maggior valore - quello che per lui non sarebbe dire.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Han hade fått ett recept, mest värdefulla recept - vad för han skulle inte säger.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Hän oli saanut reseptiä, arvokkain reseptiä - Miksi hän ei sanovat.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Hij had een recept, de meest waardevolle recept - wat want hij zou niet te zeggen.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.그가 않았위한 - 그는 처방전, 가장 가치있는 처방전을 부여했다 말한다.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Le habían dado una receta, la prescripción más valioso - lo que para él no dicen.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Már kapott egy receptet, legértékesebb vényköteles - mi az, hogy nem mondják.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.On bol daný predpis najcennejšie predpis - na čo by nemal hovorí.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.On byl daný předpis, nejcennější předpis - na co by neměl říká.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Ông đã được trao cho một toa thuốc, toa thuốc có giá trị nhất - những gì cho ông sẽ không nói.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Was denn er wollte nicht - Er hatte ein Rezept, wertvollsten Verschreibung zu sagen.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Είχε δοθεί με συνταγή, πιο πολύτιμα συνταγή - ό, τι για ότι δεν θα λένε.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Ему дали рецепт, самый ценный рецепт - зачем он не будет сказать.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Йому дали рецепт, найцінніший рецепт - навіщо він не буде сказати.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.Той беше дадена рецепта, най-ценна рецепта - за какво той не би се каже.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.كان قد حصل على وصفة طبية ، وصفة الأكثر قيمة -- ما لانه لن أقول.
Ne olmaz - O bir reçete, en değerli reçete verildi söylüyorlar.と言う。 それは医学的になりましたか? "こんちくしょうめ!
Ne yapmak istediklerini söylüyorlar?O co se hádají, že chtějí dělat?
Ne yapmak istediklerini söylüyorlar?彼らはこの問題の核心は、 もしこれらのCDOが20億ドルの価値であり、
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar? Adamakıllı.Wann habe ich das Wort jemals benutzt? in Ruhe.
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Depuis quand use t-on de ce genre d'expression ?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Kedy sa to slovo vôbec použilo?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Kiedy to słowo było w ogóle użyte?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?그거 언제 너 말이야?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Liệu có tác dụng không nhỉ?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?När har det ordet ens användits?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Quando è stata mai usata quella parola?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Se foloseste vreodata cuvantul ala?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Sejak kapan kata itu pernah dipakai?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Wanneer was dat woord ooit gebruikt?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Xρησιμοποιήθηκε ποτέ αυτή η λέξη;
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Кога изобщо се използва тази дума?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?Когда это ты использовала такие слова?
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar??באמת יש בזה צורך
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?متى يتم إستخدام هذه الكلمة؟
Ne zamandan beri bunu böyle söylüyorlar?健全・・・
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.전체 인구의 3%라고 말합니다.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Azt mondják hogy a népesség 3 százaléka szereti a klasszikus zenét.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.De säger att tre procent av befolkningen tycker om klassisk musik.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.De siger, at tre procent af befolkningen kan lide klassisk musik.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Dicen el 3 porciento de la población ama la música clásica.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Dicono che al 3 percente della popolazione piace la musica classica.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Die sagen 3 Prozent der Menschen mögen klassische Musik.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Ei spun că 3% din populaţie iubesc muzica clasică.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Hovoria, že tri percentá populácie majú radi klasiku.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Ils disent que 3% de la population aime la musique classique
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Mereka berkata hanya 3 persen masyarakat menyukai musik klasik.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Mówią: "Muzykę klasyczną lubi 3% ogółu.
Nüfusun yüzde üçünün klasik müziği sevdiğini söylüyorlar.Říká se, že 3 % populace má rádo vážnou hudbu.

İlgili Sayfalar