sönük ile cümle
sönük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Daha sonra, sefe değişenlerinden daha sönük RR Lyrae değişenleri bulundu.Därefter kom de helt elektroniska växlarna.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.Ta prý od té doby vyplavuje zlatý písek.
Bu yüzden yıldızı en sönük olanıdır.Zajímavostí je, že je to jedna z nejrychlejších hvězd.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.De atunci roiul se pare că a secat.
Defterlerinde sönük birçok önemsiz yıldızdan biri olarak geçer.Ea apare în caietele sale ca una dintre multe alte stele îndepărtate și slabe.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.Tulivuorta on siitä lähtien tarkkailtu.
Nisan 2005'teki Cumhurbaşkanlığı seçimleri sönük bir atmosferde geçti.Elokuussa 2009 käydyt presidentinvaalit olivat laajamittaisen vilpin sävyttämät.
En sönük kadirdeki cisimlerin bile gözlemlenmesi mümkündür.Εκεί μπορεί να βρει κανείς ακόμη και τις πιο ανόητες σκέψεις.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.De svageste stjerner der er synlige med det blotte øje har en størrelsesklasse på omkring +6.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.Telefonen holdt ikke op med at ringe fra den dag af.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.Maka band ini pun bubar sejak hari itu.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.Những ngôi sao mờ nhất có thể quan sát bằng mắt thường trong điều kiện tốt có cấp sao khoảng +6.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.Nước Lỗ diệt vong kể từ đó.
Defterlerinde sönük birçok önemsiz yıldızdan biri olarak geçer.Trong cuốn sổ ghi chép của ông nó xuất hiện như một ngôi sao tối không đáng chú ý.
Dişi ise erkeğe göre daha sönük renklere iyedir.神の御業(みわざ)は、人間の行為とは比較にならぬほど偉大である。
Küme, meşhur küresel küme M13'e göre daha sönüktür.M13等の有名な球状星団と比べると暗い。
Dişi ise erkeğe göre daha sönük renklere iyedir.相對於女性,男性更容易罹患胰臟炎。
Bunlardan çok hafif bir şekilde sönük hale gelmeleri beklenmektedir.大家希望它能夠慢慢開明。
Görünüşte, koltan sönük siyah renkli bir mineraldir.从外观看,钶钽铁矿是一种暗黑色矿物。
Yaygın olan bayrakta daha parlak renkler kullanılırken, daha az yaygın olan versiyonun renkleri daha sönüktür.流传较广的版本图案更加明亮,而使用较少的版本则颜色偏暗。
Nisan 2005'teki Cumhurbaşkanlığı seçimleri sönük bir atmosferde geçti.在2005年4月舉行的環境省公募當中選拔出來。
Gezegenimsi bulutsu çekirdeği merkezi veya beyaz cüce merkezî yıldızı, bu iki yıldızdan daha sönüktür.行星狀星雲核心的中心可能是一顆比這兩顆恆星更暗淡的白矮星。
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.在視相度良好的條件下肉眼可以看見的最暗星就是六等星。
Eğer gaz gözlemciye doğru hareket etmiyorsa durgun halinden daha sönük gelecektir.반면 가스 덩어리가 관찰자 쪽으로 움직이지 않는다면 원래보다 더 어둡게 보일 수 있다.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.ההר רדום מאז.
Bu da yıldızın nispeten sönük görünmesine yol açmaktadır.И точно тогава неговата звезда започва да блести.
Yanardağ, o günden bu yana sönüktür.Оттогава майката плачела при всяко зазоряване.
Renkleri solmuş ve cilaları sönükleşmiştir.Barve so zelo svetle, obrisi pa zamegljeni.
Oldukça sönük geçen Roma dönemi arkasından Herakliya'nın yıldızı Bizans döneminde yeniden parladı.Po šios pergalės pirmąkart nuo Heraklėjo laikų Bizantijos siena vėl ėjo palei Dunojų.
Proxima Centauri gibi kırmızı cüceler, çıplak gözle görülebilmesi için çok sönüktürler.Punased kääbused nagu Proxima Centauri on liiga tuhmid, et neid palja silmaga näha.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Apoi, daca stiu ca am fruntea albastra va trebui sa parasesc camera cat timp este lumina stinsa.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -A potom , když vím že mám modré čelo zatímco jsou světla zhasnuté, opustil bych místnost.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -E poi, se so di avere la fronte blu, mentre le luci sono spente, esco dalla stanza.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Et puis, si je sais que j'ai un front bleu, tandis que les lumières sont éteintes, je vais quitter la salle.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -I wtedy, jeśli wiem już, że mam niebieskie czoło, opuszczam pokój, kiedy światła są wyłączone.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Ja sitten, jos tiedän otsani olevan sininen sillä aikaa kun valot ovat pois, lähden huoneesta.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -И, ако знам че челото ми е синьо, ще изляза от стаята
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -明かりが消えた際に、部屋を出ます。 再度明かりがついた際は、私は部屋にはいません。
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Am o teamă leşin fiori reci prin venele mele că aproape ingheata căldură de viaţă:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Eu tenho um medo emoções fraco frio em minhas veias Isso quase congela-se o calor da vida:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Ho un brivido freddo debole paura nelle mie vene che si blocca quasi il calore della vita:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Ich habe eine Faint Cold Fear Thrills durch meine Adern Das fast friert die Wärme des Lebens:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Ik heb een flauw koude angst sensatie door mijn aderen Dat is bijna bevriest de hitte van het leven:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Imam rahel hladno strah navdušuje po mojih žilah, da je skoraj zamrzne do toploto življenja:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Jag har en svag Cold Fear spänning genom mina ådror som nästan fryser upp värmen i livet:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:J'ai une peur légère frissons froids dans mes veines qui gèle presque jusqu'à la chaleur de la vie:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Jeg har en svag kold frygt gys gennem mine årer, at næsten fryser op for varmen i livet:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:거의 인생의 열을 얼어 내 정맥을 통해 희미한 차가운 공포 스릴을 가지고 :
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Mam słabe zimne dreszcze strachu w moich żyłach To prawie zawiesza się ciepło życia:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Mám slabý Cold Fear vzrušenie cez moje žily, ktoré skoro zamrzne teplo života:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Mám slabý Cold Fear vzrušení přes mé žíly, které skoro zamrzne teplo života:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Olen heikko Cold Fear jännityksen kautta suonissani että lähes jumiin lämpöä elämän:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Saya memiliki sensasi rasa takut samar dingin melalui pembuluh darahku Itu hampir membeku panas kehidupan:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Tengo una emoción débil miedo frío a través de mis venas que casi se congela el calor de la vida:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Van egy halvány hideg félelem izgalom az ereimben, hogy szinte lefagy a hő az élet:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Έχω μια αμυδρή κρύο συγκινήσεις φόβου μέσα στις φλέβες μου ότι σχεδόν παγώνει τη θερμότητα της ζωής:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:Имам слаб студен тръпката на страх във вените ми, че почти замръзва топлината на живота:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:У меня слабый холодный острых ощущений страха по моим венам Это почти замерзает жар жизни:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:יש לי ריגושים להתעלף פחד קר בעורקי זה כמעט מקפיאה את החום של החיים:
Ben hayatın ısı neredeyse donuyor benim damarları aracılığıyla sönük bir soğuk korku heyecan var:لدي خافت الاثارة الخوف الباردة من خلال عروقي الذي يتجمد تقريبا تصل حرارة الحياة :