söker ile cümle
söker kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Çivi çiviyi söker.Set a thief to catch a thief.
Tilkiye tilkilik söker mi?Can you outfox a fox?
Ardından Ian'a tecavüz eder ve gözlerini emerek söker.He then rapes Ian, and sucks out his eyes.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.At dawn, however, Doria was surprised to see that the Turks were coming towards his ships.
Ekip bu sahneler için seti söker veya bırakır.These traps raise and lower actors or sets to the stage.
O zaman ben de senin örsünü sökerim!!I...will damage ...your anvil.
Örsü sökersen alirsinYou can have it if you can break the anvil.
Kamerayı sökerseniz, birini daha öldürürNo way, your are forcing him to kill more.
Ama tamamen yabancı birinden gelen basit bir şevkat tüm dikişleri söker."But the simple act of kindness from a complete stranger will unstitch you."
Şafak sökerken kalkıp acele aslan çukuruna gitti.Then the king arose very early in the morning, and went in haste to the den of lions.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.But God prepared a worm at dawn the next day, and it chewed on the vine, so that it withered.
‹‹ ‹Hayır› dedi adam. ‹Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.But he said, Nay; lest while ye gather up the tares, ye root up also the wheat with them.
Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun.I CALL TO WITNESS those who dive and drag,
Hill, "Şafak sökerken, o ilk Anzakların neler hissettiklerini düşünmekten kendimizi alıkoyamıyoruz."As dawn breaks, we cannot help but think of how those first Anzacs would have felt.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.In der Morgendämmerung musste Doria jedoch überrascht sehen, dass die Türken in seine Richtung segelten.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Der Sarg wird vor Sonnenaufgang verschlossen.
Elleri ile kalbinden böceği söker.Ils saluent la main sur le cœur.
Adam sinirlenerek ağacı kökünden söker atar.Énervé par ce rassemblement, l'homme arrache l'arbre.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Исчезает после разрушения "стены" на рассвете.
Ancak insanlar bunu yazın söker, kışın yakacak olarak kullanır.Бомбим его зимой, бомбим его и летом.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.De madrugada, porém, Doria foi surpreendido ao ver que os turcos estavam vindo em direção aos seus navios.
Şafak sökerken aktif hâle gelir ve gün boyunca dönem dönem aktif kalır.É mais ativo ao amanhecer e ao entardecer, e passa o resto do dia na densa vegetação.
Parmaklıkları da itfaiye hortumu yardımı ile sökerler.Algumas muralhas ainda mostram essas marcas de queimadura.
Dokuduğu bezi her gece tekrar söker ta ki 3 yıl sonra bu diğer taliplerce öğrenilene kadar.De vertelster herhaalt dit trucje elke nacht totdat ze ten slotte ontsnapt aan de dood.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Het mysterie rond het gebouw wordt ontsluierd bij dageraad.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.Rankiem zaskoczony Doria zauważył płynących w jego kierunku Turków.
Ardından Ian'a tecavüz eder ve gözlerini emerek söker.Następnie żołnierz gwałci i oślepia Iana.
Ekip bu sahneler için seti söker veya bırakır.Dessa fällor höjer och sänker skådespelare eller uppsättningar till scenen.
Doktor, uygun gördüğü takdirde, deforme olmuş tırnakları sökerek tedaviyi kolaylaştırabilir.Med lite tur kan man på så sätt få loss den skadade skruven.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Графові відрубають голову на світанку.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Uvedla, že nesouhlasí se směřováním Úsvitu.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.A gróf csak későn döbben rá, hogy hajnalodik.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Hvithåndgibboner blir aktive like etter daggry.
Ekip bu sahneler için seti söker veya bırakır.Các cửa sập này có thể mở lên và kéo hạ diễn viên xuống hay sắp đặt sân khấu.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.לדעת הרמ"א ניתן לברך עליה כבר מעלות השחר.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Glej, rdeča zarja že naznanja, da se prebuja dan...
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.Koidikul nägi üllatunud Doria türgi aluseid lähenemas oma laevadele.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Ale Bôh nastrojil červa, keď na druhý deň ráno vychádzala zora, ktorý ranil kikájon, takže vyschol.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Drugi dan pa ob zori pripravi Bog črva, ki je izpodjedel kloščevino, da je usahnila.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.하나님이 벌레를 준비하사 이튿날 새벽에 그 박 넝쿨을 씹게 하시매 곧 시드니라
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Ma il giorno dopo, allo spuntar dell'alba, Dio mandò un verme a rodere il ricino e questo si seccò
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Mais le lendemain, à l`aurore, Dieu fit venir un ver qui piqua le ricin, et le ricin sécha.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.másnapra férget rendele az Isten hajnal-költekor, és megszúrá [az] a tököt, és elszárada.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Men dagen därefter, när morgonrodnaden gick upp, sände Gud maskar som frätte ricinbusken, så att den vissnade.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Men dagen efter, da morgenen brøt frem, lot Gud en orm komme, som stakk kikajontreet så det visnet.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Men ved Morgengry næste Dag bød Gud en Orm stikke Olieplanten, så den visnede;
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Nhưng bữa sau , vừa lúc hừng đông , Ðức_Chúa_Trời sắm một con sâu , sâu chích dây ấy đến_nỗi héo .
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Nhưng bữa sau, vừa lúc hừng đông, Ðức Chúa Trời sắm một con sâu, sâu chích dây ấy đến nỗi héo.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.V tom nazejtří v svitání nastrojil Bůh červa, kterýž ranil ten břečtan, tak že uschl.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Wtem nazajutrz na świtaniu nagotował Bóg robaka, który podgryzł onę banię, tak, że uschła.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Και διεταξεν ο Θεος σκωληκα, οτε εχαραξεν η αυγη της επαυριον και επαταξε την κολοκυνθην και εξηρανθη.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.А когато се зазори на утринта Бог определи един червей, който порази тиквата, и тя изсъхна.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.И устроил Бог так, что на другой день при появлениизари червь подточил растение, и оно засохло.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.וימן האלהים תולעת בעלות השחר למחרת ותך את הקיקיון וייבש׃
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.ثم اعدّ الله دودة عند طلوع الفجر في الغد فضربت اليقطينة فيبست.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.次 日 黎 明 、 神 卻 安 排 一 條 蟲 子 、 咬 這 蓖 麻 、 以 致 枯 槁
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.次日 黎明 、 神卻 安排 一 條 蟲子 、 咬這 蓖麻 、 以致 枯槁
Ama tamamen yabancı birinden gelen basit bir şevkat tüm dikişleri söker."Aber ein einfacher Akt der Freundlichkeit von einem Fremden wird dich erweichen."
Ama tamamen yabancı birinden gelen basit bir şevkat tüm dikişleri söker."Dar simplul act de bunătate din partea unui străin te va impresiona profund."
Ama tamamen yabancı birinden gelen basit bir şevkat tüm dikişleri söker."하지만 정말 모르는 사람이 주는 아주 작은 친절함은 널 무너뜨리고 말지."
İlgili Sayfalar