sökül ile cümle
sökül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Vatanı Avrasya olan bu kuş türü Yeni Zelanda ve Avustralya'ya sokulmuştur.Збирання пташенят буревісників залишається популярним в Австралії та Новій Зеландії.
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi.Бог стояв на верхівци дуги та вішав зірки на небо.
Ateş bu yöntemle düşmüyorsa oda sıcaklığında küvete sokulur, duş alması sağlanır.Якщо є можливість, прийміть прохолодний душ або ванну.
Hindi-Çini ise Avrasya kıtasına sokulmaktadır.Індійські слони харчуються в основному листям.
Restore edilen film Londra'da tekrar çeşitli salonlarda gösterime sokulmuştur.[7][8][9][10]Відреставрований фільм знову був показаний у різних театрах Лондона [1] [2] [3] [4].
Y. Kibets ayrıca Ivan Sokulsky Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.Кібець також удостоєний літературної премії імені правозахисника Івана Сокульського.
Deliğe insan penisine ek olarak, dil ya da parmaklar da sokulabilir.Kromě penisu může být do díry vsunut též jazyk či prsty.
Hemen sonrasında sms:donate isimli yeni bir servis devreye sokuldu.Následně byla spuštěna služba zvaná sms:donate.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.V minulosti muselo být celé kimono při čištění úplně rozpáráno a potom znovu ručně sešito.
Adliye'nin var olan jeneratörü devredeyse, bu malzemelerin içeri sokulmasında kimler yardım etmiştir?A když člověk otevře tuto krabici, co je uvnitř?
Aşısız hayvanlar ahıra sokulmamalıdır.Býložravá zvířata rostliny nespásají.
7 Şubat 1992 tarihinde Maastricht Antlaşması yürürlüğe sokuldu.Tato smlouva byla podepsána dne 7. února 1992 v Maastrichu.
Yeterli sayıda tank savaşa sokulmadı.Tyto nádrže nemusely být před bojem odhozeny.
Bu özerklik anlaşması bir sonraki yıl yürürlüğe sokulacaktı.Tento cenný kov následující rok obhájil.
Tekrar yüzdürüldü, sonra 1920'de söküldü.Válku přečkal a v roce 1920 byl sešrotován.
Daha sonra binbaşı rütbeleri de söküldü.Později zastával i hodnost majora.
Kapının kilidine sokulan anahtar iki defa çevrildi.Klenba má klínová žebra dvakrát vyžlabená.
Film 5 Haziran'da salonlarda, DVD'de ve YouTube'da aynı anda gösterime sokuldu.Filmul a fost lansat pe 5 iunie simultan în cinematografele din întreaga lume, pe DVD, TV și pe YouTube.
Horthy, Macaristan'ın Almanya'nın zorlamasıyla savaşa sokulduğunu ileri sürmektedir.Horthy pregătea ieșirea Ungariei din război și ruperea alianței cu Germania.
Buna rağmen film çağdaş eleştirmence efsanevi klasiklerin arasına sokuldu.Cu toate acestea, a primit statutul de film legendar din partea criticilor contemporani.
Maya dili Uto-aztek dil ailesine sokulurken, Zapotek dili Mistek dili gibi Otomang dil ailesine sokulur.Dhivehi este descendentă pankritei eḷu și e asemănătoare cu limba singaleză.
Roma ordusu Trajan döneminden sonra bir daha asla Doğu'ya doğru bu kadar fazla sokulamamıştır.Imperiul Roman nu va mai înainta niciodată atât de mult spre est.
Hastanın vajinasına bir spekulum sokularak serviksten hücre örneği alınır.Regăsim aici imaginea platonică a trupului ca închisoare.
Gazze’ye hiçbir silah sokulmayacak ve ya kaçırılmayacak.Fără contrabandă sau transfer de arme în Gaza.
Sokullu'nun babasının adı Dimitriye'ydi.Numele de naștere al lui Urmuz a fost Dimitrie Dim.
Film geleneksel 2-D, 3-D ve IMAX 3-D formatlarında gösterime sokuldu.Filmul a fost lansat atât în formatul obișnuit, 2-D, cât și în formatele 3-D și IMAX.
Oluşan gedikleri genişletmek için 1. ve 2. Muhafız Tank Orduları da muharebeye sokuldu.Înaintarea Diviziilor 1 și 2 Panzer au sprijinit direct acțiunile sale defensive.
Sökülüp takılması ve bakımı çok kolaydır.Configurarea și întreținerea este foarte anevoioasă.
Tüm sahnenin sökülmesi üç saat sürdü ve başka mekânlara taşınması için 21 kamyon kullanıldı.A teljes felszerelés lebontása három órába telt és 21 kamion szállította át az egyik helyszínről a másikra.
Askerler bir anda devreye sokulmadı.A kamarazenélést egy percre sem hanyagolta.
1941 yılında geminin tüm silahları söküldü.Közülük 1941-ben valamennyi hajó elsüllyedt.
Panama ve Kolombiya arasına sokulmuştur.Panama és Kolumbia területén honos.
Ezoterizm, sık sık, yanlışlıkla mistisizm ile karıştırılarak dinsel alana sokulmaktadır.Az összbenyomás gyakran olyan titokzatos, ami már-már a vallásos misztériummal határos.
Bu yıl, yarış sırasında yarışı terk eden bisikletçileri toplamak için bir servis aracı devreye sokuldu.Ebben az évben debütált a seprűs kocsi is, ami a versenyt föladó lemaradt kerékpárosokat gyűjtötte be.
Güney Afrika'ya sığırcık Cecil Rhodes tarafından 1897 yılında sokulmuştur.A Dél-afrikai Köztársaságba 1897-ben telepítették be Cecil Rhodes kezdeményezésére.
Sökülmek üzere 1920'de satıldı.A NÖLB 1920-ban eladta.
1864'ten itibaren kale duvarları tamamen söküldü.1861-ben lebontották a várost körülvevő falakat.
25 Ocak 1920'de gemi donanma envanterinden düşülerek sökülmek üzere satıldı.1920. január 25-én törölték a haditengerészet állományából és eladták lebontásra.
Bunun sonucu olarak kentin saldırıya uğramadan önce kuvvetlerini dolaşarak savaşa sokulabilir hale getirdi.Ezzel a lépéssel tulajdonképpen saját városát kényszerítette háborúra.
Ertesi sabah bayrak Almanlar tarafından yerinden sökülür.Reggelre azt veszik észre, hogy a táborból eltűntek a németek.
Bu problem uygun bir bağlama sokulmalıdır.A kérdés a kellő vastagság.
Açıkça kafalara sokulan "teslim olmaktansa intihar edin"dir.Miután „hazaárulására” fény derül, öngyilkosságra kényszerítik.
Kütlenin içine sokulan modern yollar turizmin gelişmesini sağlamıştır.Az így megépült járdák elősegítették a biztonságos közlekedést.
Weddell Denizi, Antarktika Kıtası'nın içine sokulan, Güney Okyanusu'nun bir parçasıdır.A Vahsel-öböl egyike az Antarktisz öbleinek, a Weddell-tenger része.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.Ennen kimonot purettiin pesun yhteydessä ja ommeltiin sen jälkeen uudestaan kokoon.
Sokullu'nun haklı olduğu sonra dan da anlaşılmıştır.Pyysalon mukaan myös Eerola oli tietoinen asiasta.
Yüreğimden içeri ne sokuldu benim?Miten aivot tekevät minusta minut.
Hat 30 Ocak 2009'da hizmete sokularak mevcut istasyonlarla entegre biçimde işletilmeye başlanmıştır.30. lokakuuta 2009) , jonka huoltajuudesta he nyt taistelevat.
Panama ve Kolombiya arasına sokulmuştur.Bahama sijaitsee Kuuban ja Floridan välissä.
Hanın taşları sökülerek civardaki yerleşim yerlerinde yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.Tämän jälkeen sen kiviä käytettiin rakennusmateriaalina muualla.
1941 yılında geminin tüm silahları söküldü.Vuonna 1940 aluksen kaikki tykit oli siirretty maihin.
Sökülmek üzere 1920'de satıldı.Se myytiin 1920 romutettavaksi.
Bu özerklik anlaşması bir sonraki yıl yürürlüğe sokulacaktı.Sointula meni vararikkoon seuraavana vuonna.
Film 5 Haziran'da salonlarda, DVD'de ve YouTube'da aynı anda gösterime sokuldu.Seuraavana päivänä elokuva julkaistiin yhtä aikaa elokuvateattereissa, DVD:nä ja internetissä.
Deliğe insan penisine ek olarak, dil ya da parmaklar da sokulabilir.Εκτός από το πέος, σε αυτήν την οπή μπορούν να εισχωρήσει, πιθανώς, μία γλώσσα ή και δάχτυλα.
Oldukça sokulgandırlar.Εμφανίζονται σχιζοφρενείς.
Olaylarla hiç ilgisi olamayan kişiler hapishaneye sokulmuştu.Όσοι δεν πορούσαν να πληρώσουν φυλακίστηκαν.
Sokullu'nun haklı olduğu sonra dan da anlaşılmıştır.Όσο κατάλαβε ο όχλος, κατάλαβε και ο Σουρής.
Bu problem uygun bir bağlama sokulmalıdır.Αυτός συνδέεται κατάλληλα με ένα ζυγό ακριβείας.
Nonkonformite ile sokulum dokanağını ayırt edebilmek, farklı olay dizileri sunduklarından ötürü çok önemlidir.Είναι σχετικά εύκολη η απομόνωση του χλωροϊωδομεθανίου με απόσταξη, λόγω σημαντικής διαφοράς σημείων ζέσεως.