sökül ile cümle
sökül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gemi 1930'da donanma envanterinden çıkartıldı ve daha sonra hurda olarak söküldü.The ship was struck from the naval register in 1930 and subsequently scrapped.
Ayrıca Nikephoros, sökülen kaleleri yeniden inşa etmemeye söz verdi.In addition, Nikephoros promised not to rebuild the dismantled forts.
Sökülmüş bir şişe dinamo.Dismantled bottle dynamo.
S Duos 2'de 1500 mAh sökülebilir batarya bulunur.S Duos 2 also contains a 1500 mAh removable battery.
Standart Batarya Kapasitesi: 2900 mAh, batarya sökülemezStandard Battery Capacity:2900mAh, not removable
Füniküler kalıntıları daha sonra sökülmüştür.The remnants of the funicular were then dismantled.
Dallar söküldükten sonra kan fışkırmaya başlar.The branches begin to spout blood upon being uprooted.
Ağaç, 1790'da bir fırtına tarafından kökünden söküldü.The tree was uprooted, in 1790, by a storm.
Köprü söküldü ve nehir önüne barikat kuruldu. Böylece çevresindeki vadiyi sular altında bıraktı.The bridge was dismantled and the river dammed, thus flooding the valley around it.
Altın ve mücevherlerinin çoğu sökülerek Rusya'da satıldı.Much of the gold and jewels were torn out and sold in Russia.
Bu kuşak ve sokulumların yanı sıra ara basınçlarda oluşmuş metasedimanter gnays da vardır.The belts are intruded by granitoids, usually monzogranite and granodiorite.
Uçak tamir edilemeyecek şekilde hasar gördü ve olduğu yerde parçaları söküldü.The aircraft was damaged beyond repair and was dismantled on site.
Tronjemit, lökokratik (açık renkli) bir sokulum magmatik kayacıdır .Trondhjemite is a leucocratic (light-colored) intrusive igneous rock.
Daha sonra hattın ikinci hattı, Sovyetler Birliği'ne tazminat sağlamak için sökülmüştür.Later the line’s second track was dismantled to provide reparations to the Soviet Union.
Yüreğimden içeri ne sokuldu benim?Was steht meiner Taufe noch im Weg?
Film 17 Ağustos 1908'de gösterime sokulmuştur.Der Film wurde am 17. August 1908 in Paris uraufgeführt.
Turgut Reis 6 büyük galyotla beraberdi ve sol kanat kıyıya iyice sokulmuştu.Turgut Reis bildete mit sechs großen Schiffen die Vorhut, und der linke Flügel kam nah an der Küste daher.
22 Şubat 1947’de sökülmek üzere satıldı.Am 3. Februar 1947 wurde sie zum Abbruch verkauft.
17 Aralık'ta Felix ve Regula altarları söküldü.Wenige Tage, am 17. Dezember, später folgte der Abbruch des Felix und Regula Altars.
Kiliselerdeki tüm resimler söküldü.Hierbei gingen alle Kirchenbilder verloren.
7 Şubat 1992 tarihinde Maastricht Antlaşması yürürlüğe sokuldu.Am 7. Februar 1992 wurde der Vertrag von Maastricht ratifiziert.
Çoğu nagajubanın yakası kolaylıkla sökülüp takılabilir.Viele Oriya-Zeichen kann man leicht miteinander verwechseln.
Panama ve Kolombiya arasına sokulmuştur.Links Zeit in Panama / Kolumbien.
Sökülüp takılması ve bakımı çok kolaydır.Einfügen und Löschen ist sehr einfach.
Kuruduktan sonra kalınca bir kâğıt gibi sökülür, nişastaya bulanarak yapışması önlenir.Als er zurückkehrt, versucht er, Erin durch eine Bestechung zu besänftigen, woraufhin sie ihn ersticht.
Horthy, Macaristan'ın Almanya'nın zorlamasıyla savaşa sokulduğunu ileri sürmektedir.Stalin besteht darauf, dass Ungarn in seinen Machtbereich gehört.
Daha sonra Bağdat valisi Sokulluzade Hasan Paşa'yı Tokat'ta kuşattı.Daraufhin sucht der Zauberer Aladin in ganz Bagdad.
2009-2010 yılında okul yeniden onartılarak işleme sokulmuştur.Zwischen 2009 und 2012 wurde die Schule kernsaniert.
Kral akbabalar sosyal ve sokulgan olmasalar da çiftler halinde yaşarlar ve geceleri topluca uyurlar.Königsgeier sind zwar nicht sehr gesellig, leben aber paarweise und schlafen nachts in Schlafgemeinschaften.
13 Kasım 2015'te Universal Pictures tarafından gösterime sokuldu.Es erschien am 13. November 2009 bei Universal.
Ne var ki, açık metinde çoklu-anlamlama olasılığı metne sokulmuşken, örnek okur kavramı da bulunmaktadır.Denn zu dem, was man in dem Gehirnmodell nicht entdecken kann, gehören ganz offensichtlich auch die Qualia.
Kur'an dışı anlatımlarda kıssa, mitolojik bir hâle sokulmuştur.Den spärlichen Fragmenten nach zu urteilen war sein Werk wohl mythologisch geprägt.
Sokullu'nun haklı olduğu sonra dan da anlaşılmıştır.Als auch Mina hinzukommt, erfährt Aroldo die Wahrheit.
Sökülmek üzere 1920'de satıldı.Sie wurde 1922 zur Verschrottung verkauft.
Tüh, ceketimin astarı söküldü.Zut, la doublure de mon manteau se détache.
Hemen sonrasında sms:donate isimli yeni bir servis devreye sokuldu.Immédiatement après, un nouveau service intitulé sms:donate a été lancé.
Roma ordusu Trajan döneminden sonra bir daha asla Doğu'ya doğru bu kadar fazla sokulamamıştır.L'Empire romain ne s'avança plus jamais aussi loin vers l'est.
Emir Süleyman Çelebi Ayaslug'a (Selçuk) kadar sokuldu.Al-Risâlah ilâ l-qâḍî Abî Sahl (Lettre au qadi Abû Sahl).
Panama ve Kolombiya arasına sokulmuştur.Il se trouve en Colombie et au Panama.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Les Juifs arrivent à déjouer une tentative visant à faire rentrer un cadavre humain dans leur quartier.
RMS Olympic gemisi hizmet dışı kalmasının ardından tersanede söküldü.De plus, le gymnase du navire reste en service.
1959 yılında sökülmek amacı ile satıldı.Il est vendu pour démolition en 1959.
Denize etkisi iç kesimlere kadar sokulabilmektedir.L'effet de la marée se ressent jusqu'aux chutes.
22 Şubat 1947’de sökülmek üzere satıldı.Il est vendu le 22 mai 1947 pour être détruit.
Beyin burundan sokulan bir kanca yardımıyla ezilerek burun deliğinden çıkarılırdı.La victime aurait eu le cerveau dévoré par quelque chose de l'intérieur.
Bu özerklik anlaşması bir sonraki yıl yürürlüğe sokulacaktı.La rébellion est écrasée l’année suivante .
Dişli balinalar, tam olarak balina şarkısı sınıfına sokulabilecek düşük frekanslı ve uzun sesler çıkaramazlar.Les baleines à dents ne produisent pas les sons de basses fréquences connus sous le nom de chant des baleines.
Bundan sonra raylar sökülüp ayrı parçalar olarak satıldı.De plus les pneus étaient vendus séparément.
Bu problem uygun bir bağlama sokulmalıdır.Cela garantit une meilleure sérendipité.
Tüh, ceketimin astarı söküldü.¡Vaya! el forro de mi abrigo se ha descosido.
Sonra plazmid, transformasyon olarak adlandırılan bir yöntemle bakterilerin içine sokulur.En el paso siguiente el plásmido es insertado en la bacteria por medio de un proceso llamado transformación.
Film 17 Ağustos 1908'de gösterime sokulmuştur.La película se dio a conocer el 17 de agosto de 1908 en París.
Truva atı'nın şehre sokulmaması gerektiğini söyleyen Truvalı.Capis, el troyano que advirtió de que no se llevara dentro de la ciudad al Caballo de Troya.
Technicolor tarafından üretilmiş, 14 Mayıs 1949 'da MGM tarafından gösterime sokulmuştur.La grabación de Desmond fue hecha el 11 de mayo de 1949, por MGM.
Deutschland 1922'de hurdaya ayrılarak söküldü.El Deutschland fue desguazado en 1922.
Müziğimin izinsizce sokulması hoşuma gidiyor.Me gusta la música con pasión.
Üretim tamamlandığında parça tepsiden sökülür ve destek malzemesi parçadan mekanik yöntemlerle ayrıştırılır.Luego de su forjado comienza a sacarse lo que sobra mediante el mecanizado de las partes.
6 Mayıs - TBMM İcra Vekilleri Heyeti, İstanbul gazetelerinin Anadolu'ya sokulmasını yaaakladı.Lunes 31 de octubre — Se reportó que los disturbios se extendieron hasta Sena-San Denis.
Topların kamaları söküldü.Paraje de Las Cañadas.
Olaylarla hiç ilgisi olamayan kişiler hapishaneye sokulmuştu.Los que no quisieron luchar, normalmente fueron encarcelados.