Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Dette kan ikke vrede ham: 'twould vrede ham til at rejse en ånd i hans elskerinde' cirkel,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Dies kann nicht Zorn zu ihm: 'twould Wut ihn zu einem Geist in seine Geliebte zu erhöhen "Kreis,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Dit kan niet boos hem: 'twould woede hem tot een geest in zijn maîtresse te verhogen' cirkel,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Ez nem harag hozzá: "twould harag őt emelni a szellem úrnője" kör,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Isso não pode irritá-lo: "twould raiva dele Para elevar um espírito em sua amante 'círculo,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Nie można go złość: "gniew twould mu Aby podnieść ducha w jego kochanką" okręgu,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Tätä ei vihaa häntä: "twould viha häntä nostamaan henki hänen rakastajattarensa 'Circle,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,MERCUTIO To ne more jeza mu je: "twould jeza ga želite dvigniti duha v svojo ljubico" krog,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio To nemôže hnev mu: "twould hnev mu zvýšiť jeho ducha pani kruhu,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio To nemůže hněv mu: "twould hněv mu zvýšit jeho ducha paní kruhu,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Mercutio Αυτό δεν μπορεί να τον θυμό: "twould θυμό του να θέσω ένα πνεύμα στην ερωμένη του" κύκλο,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,MERCUTIO Това не може да гнева му: "twould гняв го да повдигне духа в" кръга на любовницата си,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,MERCUTIO هذا لا يمكن أن الغضب وسلم : "twould الغضب منه لرفع الروح عشيقته' دائرة ،
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,MERCUZIO Questo non può rabbia lui: 'rabbia che fermamente lo Per aumentare lo spirito di sua amante' cerchio,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,머큐시오를 이것은 분노 그를 수 없습니다 'twould 분노 그의 정부의 정신을 높이려면'원을,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,Меркуцио Это не может не гнев его: "twould гнев его поднять дух в его любовница" круг,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,מרקוטיו זה לא יכול להרגיז אותו: "הכעס twould אותו כדי להעלות רוח של פילגשו" מעגל,
Mercutio Bu öfke onu: 'twould öfke onu metresi ruhunu yükseltmek için' daire,いくつかの奇妙な性質のため、そこにそれを書くことは彼女がそれを敷設していたティル立って、そしてそれをconjur'd。
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.Ježíš pak jakž uzřel, ana pláče, i Židy, kteříž byli s ní přišli, ani plačí, zastonal duchem, a zkormoutil se.
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.예수께서 그의 우는 것과 또 함께 온 유대인들의 우는 것을 보시고 심령에 통분히 여기시고 민망히 여기사
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.Toen Jezus haar en de Joden die met haar waren meegekomen, zag huilen, greep het verdriet Hem aan.
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.Vtedy Ježiš, keď ju videl, že plače, aj Židov, ktorí prišli s ňou, že plačú, zovrel duchom a zachvel sa
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.и заради тях Аз освещавам Себе Си, за да бъдат и те осветени чрез истината.
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.Иисус, когда увидел ее плачущую и пришедших с нею Иудеев плачущих, Сам восскорбел духом и возмутился
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.Ісус же, як побачив її, що плаче, і прийшовших з нею Жидів, що плачуть, засмутив ся духом, і зворушив ся,
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.ויהי כראות ישוע אתה בכיה וגם היהודים אשר באו אתה בכים ותזעם רוחו ויהי מרעיד׃
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.فلما رآها يسوع تبكي واليهود الذين جاءوا معها يبكون انزعج بالروح واضطرب
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.耶 穌 看 見 他 哭 、 並 看 見 與 他 同 來 的 猶 太 人 也 哭 、 就 心 裡 悲 歎 、 又 甚 憂 愁 .
Meryemin ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsanın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı.耶穌看見 他 哭 、 並看 見與 他 同來的猶 太 人 也 哭 、 就 心裡悲歎 、 又 甚 憂愁 .
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaDans l'inconscient collectif, l"âme de la race humaine.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaEn el inconsciente colectivo, el alma de la raza humana.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaIn dem kollektiven Unbewussten, der Seele des Menschengeschlechts.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaIn het collectieve onderbewustzijn, de ziel van het menselijk ras.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaÎn inconștiența colectivă, sufletul umanității.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhunda집합적 무의식, 인간의 영혼 속에.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaNell'inconscio collettivo, l'anima della stirpe umana?
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaTrong ý thức tập thể, trong tâm hồn con người.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaV kolektivním nevědomí, v duši lidské rasy.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaW zbiorowej nieświadomości, duszy rodzaju ludzkiego.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaΣτο συλλογικό ασυνείδητο, στην ψυχή της ανθρωπότητας.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaВ колективното съзнание, душата на човешката раса.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaבתת-המודע הקולקטיבי, נשמת האנושות.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhundaفي اللاوعي الجمعي, في روح الجنس البشري.
Müştereken bilinçsiz olan, insan ırkının ruhunda皆さんの内 私の内 精神と身体の内に
Nathaniel'in ruhunun en temel seviyesinde kayıtlı olan bu mesaj müzikal bir teklif olarak benden gelmişti.나타니엘의 정신세계에 가장 근본적인 제1의 수준에 각인된 소통인겁니다. 그러면서도 동시에 제가 전하는 진정한 음악적 제안으로 다가가는 겁니다.
Nathaniel'in ruhunun en temel seviyesinde kayıtlı olan bu mesaj müzikal bir teklif olarak benden gelmişti.Hranie preňho bolo z mojej strany ozajstnou obetou.
Nathaniel'in ruhunun en temel seviyesinde kayıtlı olan bu mesaj müzikal bir teklif olarak benden gelmişti.la psique de Nathaniel a un nivel fundamental, pero que era una auténtica oferta musical mía.
Nathaniel'in ruhunun en temel seviyesinde kayıtlı olan bu mesaj müzikal bir teklif olarak benden gelmişti.במישור בסיסי וראשוני בנפשו של נתניאל, אבל ממני היא הגיעה כמנחה מוסיקלית אמיתית.
Nathaniel'in ruhunun en temel seviyesinde kayıtlı olan bu mesaj müzikal bir teklif olarak benden gelmişti.سجلت على مستوى أساسي في النفس البدائية لناثانيل بالرغم من ذلك جاءت كتقديم موسيقي حقيقي مني
Nathaniel'in ruhunun en temel seviyesinde kayıtlı olan bu mesaj müzikal bir teklif olarak benden gelmişti.メッセージのやり取りなのです ナサニエルのような人が 精神疾患を抱えているからといって
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Bởi vì tâm hồn, tâm hồn của con người bao gồm một làn hơi thở thiêng liêng, một mảnh linh hồn thiêng liêng.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Karena jiwanya, jiwa manusianya, menyimpan sebagian daripada nafas ilahi, sebagian daripada jiwa ilahi.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Pentru ca sufletul, sufletul uman, incorporeaza o bucatica din suflul divin, o bucatica din sufletul divin.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Porque el alma, el alma humana, encarna parte del hálito divino, parte del alma divina.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Pretože duša, ľudská duša, stelesňuje kus božského dychu, kus božskej duše.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Protože ta duše, lidská duše, ztělesňuje kousek Božského dechu, kousek Božské duše.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Γιατί; Επειδή η ψυχή, η ανθρώπινη ψυχή, εμπεριέχει ένα μέρος της θείας πνοής, ένα μέρος της θείας ψυχής.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Защото душата, човешката душа въплъщава един къс от божествения дъх, къс от божествената душа.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Потому что душа, человеческая душа, содержит в себе частицу божественного дыхания, частицу божественной души.
Neden? Ruh, yani insan ruhu, kutsal-ilahi ruhun bir parçasını temsil eden, ilahi ruhun bir parçasıdır.Тому, що душа, людська душа, втілює частину божого дихання, частину божественної душі.