Bu, o kişinin ruh hali veya bütünlüğü hakkında bir yargı değildir.It is not a judgment about that person's state of mind or integrity.
Yansıtıcı işlemeyi ertelemek ruh hali devamlılığına sebep açar.Postponing the reflective processes leads to mood persistence.
Ruh hali durumuna bağlı geri almaMood-state dependent retrieval
Bu özgürlük, koşullar veya ruh hali ne olursa olsun, herkesin doğasında vardır.This freedom exists in everyone inherently, regardless of circumstances or state of mind.
Liisa'nın ruh hali kötüydü.Liisa war schlechter Laune.
Ertesi sabah Theo kardeşinin yanına geldiğinde onu iyi bir ruh hâli içinde bulmuştur.Als ihn am Morgen seine Schwiegereltern aufsuchen wollen, stehen sie vor einem Scherbenhaufen.
Sıklıkla ruh hali değişimleri yaşarım.Par conséquent, je suis souvent de bonne humeur.
Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Elle se manifeste par une dyspnée, une fatigue.
Orihime’nin ruh hali, güçlerinin etkinliğini doğrudan etkileyebilir.Las emociones de Orihime también afectan directamente en sus poderes.
Saldırıda alınan hasar kişinin geçmişte yaşadıkları veya ruh hali ile bağlantılıdır.La gente entiende vicios con los cuales se enfrentan o se enfrentaron en un pasado.
Neden böyle iyi bir ruh hali içindesin?Come mai sei così di buon umore?
Duygusal anılar güncel ruh hâli ile yeniden oluşturulmaktadır.يعاد تشكيل الذكريات العاطفيّة بواسطة الحالات العاطفيّة الحاليّة.
Ertesi sabah Theo kardeşinin yanına geldiğinde onu iyi bir ruh hâli içinde bulmuştur.Theo correu para junto do irmão no dia seguinte, encontrando-o de bom humor.
Duygusal anılar güncel ruh hâli ile yeniden oluşturulmaktadır.Memórias emocionais são reconstruídas por estados emocionais atuais.
Lazcada fiillerin; kişi, sayı, versiyon, zaman, ruh hali, görünüm ve ses belirten halleri vardır.Os verbos flexionam em pessoa, número, tempo, modo, aspeto e voz.
O kötü bir ruh hali içinde.Ze is in een slechte bui.
Tiflis’te egemen olan ruh hali çok farklıydı.Stämningen som rådde i Tbilisi var mycket annorlunda.
Onun ruh hali ve savaş taktikleri asla tahmin edilemez.Проте їх військові організація та тактика невідомі.
Tiflis’te egemen olan ruh hali çok farklıydı.Starea de spirit a celor de la Tbilisi era foarte diferit.
Tom haylaz bir ruh hali içinde.Tom este într-o stare de spirit răutăcioasă.
Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Depresszió vagy unalom miatti evés.
Tiflis’te egemen olan ruh hali çok farklıydı.Το κλίμα, που επικρατούσε όμως, στην Τιφλίδα ήταν πολύ διαφορετικό.
Tiflis’te egemen olan ruh hali çok farklıydı.Den fremherskende stemning i Tiflis var meget anderledes.
Duygusal anılar güncel ruh hâli ile yeniden oluşturulmaktadır.Nói cách khác, ký ức cảm xúc được tái cấu trúc lại bởi trạng thái cảm xúc hiện tại.
Müntesibin buradaki ruh hali milliyetine göre de değişmektedir.Ở người, trạng thái tinh thần nói chung cũng thay đổi theo chu kỳ này.
1822 William Beaumont mide asitliğini ve asit düzeyleri ile ruh hali arasındaki ilişkiyi gösterdi.1822 威廉·博蒙特(英语:William Beaumont)(William Beaumont)展示了胃酸酸度和心情之間的關聯。
Tiflis’te egemen olan ruh hali çok farklıydı.Съдбата на Полибий в Италия била по-различна.
Bu hastalık, kişide hafıza ve entelektüel fonksiyon kaybıyla ve ruh hali değişiklikleri ile karakterizedir.Болестта се характеризира със загуба на памет, нарушение на екзекутивните функции и промени в настроението.
Buna ressamın ruh hali de etki göstermiştir.To so hoteli prikazati slikarji impresionizma.
Buna ressamın ruh hali de etki göstermiştir.Ne geriau sekėsi ir G. Piešinai.
Sıklıkla ruh hali değişimleri yaşarım.Sageli esineb kehamuutusluul.
Aaron çocukluđunda ani ruh hali deđiţimi, depresif nöbetler gibi ađýr depresyon sayýlabilecek ţeyler yaţamadý.لم يسبق في طفولة آرون أن عانى من تقلبات مزاجية عادة أو نوبات اكتئاب .أو أي شيء يمكن أن أصفه أنه اكتئاب حاد
Aaron çocukluđunda ani ruh hali deđiţimi, depresif nöbetler gibi ađýr depresyon sayýlabilecek ţeyler yaţamadý.うつ病エピソード、「重度の抑うつ」と いったものに見舞われたことはないですね、 でも彼はうつ状態になったのでしょう。 人は誰でもうつ状態になります。
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Активность -- лучшее средство для хорошего настроения.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Поддържането на активен живот ни държи позитивни.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.להיות אקטיבי זה נהדר לשיפור מצב הרוח.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.ان فاعلية الفرد وحركته لهي الحل الامثل للوصول الى مزاج رائع
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.3番目は注意を払うことです
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Actief zijn is geweldig voor een goed humeur.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.A fi activ este grozav pentru o stare pozitivă.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Aktivita je skvělá pro pozitivní náladu.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Aktiv sein ist toll für eine gute Stimmung.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Aktywność wiele daje.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Att vara aktiv är väldigt bra för vårat positiva humör.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.At være aktiv er godt for vores humør.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Az aktivitás nagyon jót tesz a pozitív hangulatnak.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Byť aktívny je dôležité pre našu pozitívnu náladu.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Essere attivi è fantastico per il buon umore.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Estar activo es ideal para un estado de ánimo positivo.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Estar ativo é ótimo para a boa disposição.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Être actif est génial pour la bonne humeur.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.움직이는 것은 긍정적인 기분에 좋기 때문이죠.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Menjadi aktif sangat baik untuk suasana hati yang positif.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Năng động sẽ thật tốt cho tâm trạng tích cực của chúng ta.
Aktif olmak, olumlu ruh hali icin onemlidir.Το να παραμένουμε δραστήριοι είναι βασικό στο να μένουμε σε θετική διάθεση.
Ama eğer tarafsız bir ruh hali içindeysek şunu sorabiliriz:Ak ale uvažujeme, môžeme sa opýtat':
Ama eğer tarafsız bir ruh hali içindeysek şunu sorabiliriz:Ale jeśli jesteśmy w refleksyjnym nastroju, może pojawić się pytanie,
Ama eğer tarafsız bir ruh hali içindeysek şunu sorabiliriz:Ale jsme-li v hloubavé náladě, můžeme se ptát:
Ama eğer tarafsız bir ruh hali içindeysek şunu sorabiliriz:Dar dacă suntem într-o dispoziţie reflexivă putem să ne întrebăm:
Ama eğer tarafsız bir ruh hali içindeysek şunu sorabiliriz:De ha jobban belegondolunk, feltehetjük a kérdést: