"Kediler rüya görür mü?" "Eh, elbette!""Do cats dream?" "Well, sure!"
Gel ve benimle rüzgar sörfü yap.Come and windsurf with me.
Günlük rutinimi değiştirdim.I've changed my daily routine.
Dinler ruhun şiiridir.Religions are the poetry of the soul.
Prusya, Rusya değil.Prussia is not Russia.
Rusya, Prusya değil.Russia is not Prussia.
Kötü ruhların hikayelerine inanmadım.I didn't believe the tales of evil spirits.
Tom her zaman kötü bir ruh hali içinde gibi görünüyor.Tom always seems to be in a bad mood.
Sen Rus musun?You're Russian?
2018'de Rusya Dünya Kupası ev sahipliği yapacak.Russia will be the host of the World Cup in 2018.
Ev ruhu gösterir.The home shows the soul.
Aslında "löyly" kelimesi ruh anlamına geliyordu.Originally, the word "löyly" meant soul.
Ben Rusça konuşmuyorum.I don't speak Russian.
Tom rüşvet vermekle suçlandı.Tom has been accused of bribery.
Ehliyet ve ruhsat, lütfen.Driver's license and registration, please.
Rüyalarımın kızı ile tanışmak istiyorum.I want to meet the girl of my dreams.
Rüyalarımın kızı ile buluşmak istiyorum.I want to meet the girl of my dreams.
O her film yapımcısının rüyası değil mi?Isn't that every filmmaker's dream?
Ben sadece bir gezginim, bir ruhun saflığını arıyorum.I am just a wanderer, seeking for purity of a soul.
Tom rüşvet almayı reddetti.Tom refused to take the bribe.
Rutinleri hiç umursamıyorum.I don't mind routines at all.
Rutinden ayrılmıyorum.I'm sticking to the routine.
Eve gitmekle ilgili çok rüya görüyorum.I dream a lot of going home.
Tom çok yüksek ruhludur.Tom is in very high spirits.
Rüzgar sürekli esiyor.The wind blows constantly.
Tom ve ben ruh ikiziyiz.Tom and I are soulmates.
Tom ve ben ruh eşiyiz.Tom and I are soulmates.
Doğaçlama iyi bir örtüşme ruhudur.Improvisation is the soul of a good conversation.
Thomas Mary'nin iyi ruh hali içinde olmasını bekledi.Tom expected Mary to be in good spirits.
Rüzgar esiyordu.The wind was blowing.
Bu kötü bir rüya mı?Is this a bad dream?
Gözler ruhun penceresidir.The eyes are the window into the soul.
Bu bir rüya olmalı.It must be a dream.
Tatlı rüyalar, Tom.Sweet dreams, Tom.
O iyi bir ruh haline mi sahip?Is she in a good mood?
Rusça öğreniyorum.I'm learning Russian.
Rus T-34 tankı İkinci Dünya Savaşı'nı kazandı.The Russian T-34 tank won WWII.
Sabah güneşinin ışınları ruhumun ateşini harekete geçirdi.The rays of the morning sun spark the fire of my soul.
İnsan hakları, dış politikamızın ruhudur.Human rights is the soul of our foreign policy.
Tom nadiren iyi bir ruh halindedir.Tom is rarely in a good mood.
Rüyalar genellikle gerçekleşmezler, değil mi? Gerçekleşselerdi iyi olmaz mıydı?Dreams don't often come true, do they? Wouldn't it be nice if they did?
Rüyalar genelde gerçekleşmez, değil mi?Dreams don't often come true, do they?
Rüşvet içermeyen bir seçenek olduğuna eminim.I'm sure there's an option that doesn't involve a bribe.
Rüşvetle uğraşacak vaktim yok.I don't have time to mess around with bribes.
Rüzgar esmeye başlıyor.The wind is beginning to blow.
"Ah" dedi Anne "Diana, bu çok fazla. Rüya görüyor olmalıyım.""Oh," said Anne, "Diana, this is too much. I must be dreaming."
Tom bugün iyi bir ruh hali içinde görünüyor.Tom seems to be in a good mood today.
Fadıl'ın asi bir ruhu vardı.Fadil had a rebellious spirit.
Fadıl ruhsuz bir eski mahkumdu.Fadil was a soulless ex-con.
Ben rugby oynarım.I play rugby.
Bütün öğleden sonra hava rüzgarlıydı.It's been windy all afternoon.
O gün gerçekten rüzgarlıydı.It was really windy that day.
Kaç yıldır rugby oynuyorsun?How many years have you played rugby?
Mary rujunu yeniden yaptı.Mary redid her lipstick.
Mary rujunu tazeledi.Mary redid her lipstick.
Ben rüzgar sörfüne gittim.I went windsurfing.
Rusya ile diplomatik kriz hükümetin istikrarını bozdu.The diplomatic crisis with Russia destabilised the government.
Rüyalarda ve aşkta hiçbir imkânsızlık yoktur.In dreams and in love there are no impossibilities.
Fadıl'ın gelecek rüyası yeni başlıyordu.Fadil's dreams of the future were just beginning.
Bir aileye sahip olmak, Fadıl'ın rüyasıydı.Having a family was Fadil's dream.