Büyük bir risk aldın.You've taken a big risk.
Bugün büyük bir risk aldım.I took a big risk today.
Risklerin farkındayım.I'm aware of the risks.
Ben riski anlıyorum.I understand the risk.
Bunlar risktir.Those are the risks.
Riske değer.It's worth the risk.
Ben bu riski alacağım.I'll take that risk.
Riski alacağım.I'll take the risk.
Kendimi riske atacağım.I'll take a chance.
Riski göze alacağım.I'll take a chance.
Onlar sadece riski göze alamazlar.They simply can't just take the risk.
Hayatta, risk almazsanız her şeyi riske atarsınız.In life, if you don’t risk anything, you risk everything.
Tom bize riskleri bildiğini anlattı.Tom told us that he knew the risks.
Tom kendini riske attı.Tom took a chance.
Her ikimiz de riskleri biliyorduk.We both knew the risks.
Bu yatırım, riskten kaçınanlar için değildir.This investment is not for the risk-averse.
O, ölüm riski taşıyor.He runs the risk of dying.
O bunun bir risk taşıyacağını söylüyor.He says that it would carry a risk.
Bu tamamen imkansız değil. Ama onu riske atmazdım.It's not completely impossible. But I wouldn't risk it.
Bugün yağmur riski yok.Today there is no risk of rain.
Riskleri anlıyor musun?Do you understand the risks?
Onlar asbestten yapılmış su haznelerinin bir sağlık riski doğurabileceğini söylüyorlar.They say that water tanks made from asbestos can pose a health risk.
Tom riskleri anlıyor.Tom understands the risks.
Tom riskleri anladı.Tom understood the risks.
Riskler çok büyük.The risks are too great.
Riskleri aldın, değil mi?You took risks, didn't you?
O, riskleri aldı.He took risks.
Tom risk aldı.Tom took risks.
Mary riskleri aldı.Mary took risks.
Biz riskleri aldık.We took risks.
Onlar riskleri aldı.They took risks.
Parayı riske attı.She gambled the money.
Riskli olacak.It'll be risky.
Bazen risk almak zorundasın.Sometimes you have to take chances.
O riski almaya istekli misin?Are you willing to take that chance?
Risk almak zorunda kalacağız.We're going to have to take a chance.
Tom o riski neden alacaktı?Why would Tom take that risk?
Varını yoğunu riske atma.Don't put all your eggs in the same basket.
Risklerin farkında mısın?Are you aware of the risks?
O riske girmek zorundayım.I have to take that chance.
Başka kaza risklerini en aza indirgemek istiyorum.I want to minimize the chances of another incident.
Bu, riske değmez.It's not worth the risk.
Gönüllü olduğumuzda risklerin ne olduğunu hepimiz biliyorduk.We all knew what the risks were when we volunteered.
Bunu riske atmaktan başka seçeneğimiz yok.We have no choice but to risk it.
Bunu riske atmak zorunda olacağız.We'll have to risk it.
Risklerin farkındayız.We're aware of the risks.
Kariyerini riske atıyorsun.You're risking your career.
Tom önceden riskleri biliyordu.Tom knew of the risks beforehand.
Tom gönüllü olduğunda riskleri biliyordu.Tom knew the risks when he volunteered.
Tom bizim için hayatını riske attı.Tom risked his life for us.
Tom riski almaya istekli olduğunu söylüyor.Tom says he's willing to take the risk.
Tom riski göze almaya karar verdi.Tom decided to take a chance.
Büyük başarılar risksiz olamaz.There can be no great accomplishment without risk.
Kırmızı ışıkta geçerseniz, bir kazaya neden olma riskini göze alırsınız.If you run a red light, you risk causing an accident.
Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi.Tom didn't want to risk his friendship with Mary by trying to turn it into a romance.
Biz onun Tom'a olmasını riske edemeyiz.We can't risk that happening to Tom.
O riski göze almalıyız.We must take that risk.
Biz o riski almak zorundayız.We have to take that risk.
O riski almamız gerekiyor.We need to take that risk.
O riski almalıyız.We need to take that chance.