risk ile cümle
risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Özellikle türevler spot işlemlerden daha riskli değillerdir.그러나 생파스타가 건파스타보다 본질적으로 더 우수한 것은 아니다.
Riskin yaklaşık %40'ının genetik ile alakalı olduğu belirtilmektedir.40%의 경계선 인격장애가 유전력이 있다고 보고된다.
Bu eşitsizliğin güvenlik risklerini azaltıp azaltmadığı belirsizdir.이러한 차이가 보안에 대한 위험성을 높이는지, 아니면 낮추는지는 확실하지 않다.
Buna göre 0 çok riskli, 1900 ise çok iyi puandır.단순 계산은 이렇고, 실제로는 9,000 명 정도가 현실적인 하한선이었을 것이다.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.위험 요인에는 담배 연기, 먼지, 기타 공기 오염의 노출을 포함한다.
Bazı riskler kaçınılmazdır.취약점들 중에는 위험이 없는 것도 있다.
Antrenmana başlamadan önce risklerini öğrenmek gerekir.훈련을 시작할 때까지 기다릴 수가 없을 것 같다.
Kritik tehlikedeki türler (CR), neslinin tükenme riski had safhada olan türlerdir.절멸 위급(CR, Critically Endangered) - 야생에서 절멸할 가능성이 대단히 높음.
Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeği yemek, ölümcül olmayan kalp krizi riskini %45 azaltmaktadır.저온살균하지 않은 우유를 사용하며 지방 함유량은 45% 정도이다.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.그런 위험을 줄이기 위해 우주로 망원경을 발사하기 전에 질소가스 퍼지 작업이 먼저 이루어졌다.
Tansiyonun 5 mmHg düşürülmesi felç riskini %34 ve iskemik kalp hastalığı riskini %21 azaltabilir.5 mmHg의 혈압 감소는 뇌졸증의 위험을 34%, 허혈성 심장 질환을 21% 줄일 수 있고, 치매, 심부전, 심혈관 질환으로 인한 사망을 줄일 수 있다.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.임신 중에 흡연, 음주, 코카인을 금하면 위험을 줄일 수 있다.
Genelde taraflar arasındaki finansal riskleri ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır.보통 계산 대상 사이의 빼기표로 표시한다.
Geleneksel kültürlerde risk kavramı yoktu.그리고 전통적인 방식의 식민지배가 수반되지 못했다.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.관측결과가 다른 측점에서의 관측결과에 영향을 주지 않는다.
Ancak ameliyat beyin sapı tümörlerinde çok risk taşır.그러나 이들은 뇌의 시상하부에서 신경전달물질로 작용하기도 한다.
Bu iki grup, ilişkili risk ve yönetimine göre daha fazla bölünmüştür.שתי הקבוצות הללו מחולקות עוד יותר לפי הסיכונים והניהול שלהם.
Düşük risk.סיכון נמוך.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.היא אמיצה ואינה פוחדת ליטול סיכונים.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.האדם האחרון עייף מחייו, אינו לוקח סיכונים ותר אחר שלווה וביטחון בלבד.
Dünya Sağlık Örgütü yüksek risk altındaki kişilerde diğer tedbirlerle birlikte kullanılmasını önermektedir.ארגון הבריאות העולמי ממליץ על השימוש בחיסונים אלו בשילוב עם אמצעים אחרים בקרב הנמצאים בסיכון גבוה.
Buna ek olarak, istatistikler sigara içenlerde gestasyonel diyabet riskinin ikiye katlandığını göstermektedir.בנוסף לכך, הסטטיסטיקה מראה סיכון כפול של סוכרת הריונית אצל מעשנים.
Böyle bir riskin gerçekleşmemesi için yapılan birçok teknik vardır.עם זאת, כבר מוכרות שיטות רבות כיצד להימנע מסיכון זה.
Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.בנוסף, נראה כי אכילה מרובה של אורז לבן גם היא מגדילה את הסיכון לחלות.
Özellikle gebe atlar için bir risktir.במיוחד ניתן כעת היה לרתום לסוס מחרשה.
Bazı çalışmalar, kısa boylu olmak gibi daha tartışmalı potansiyel risk faktörlerini değerlendirmiştir.כמה מחקרים בחנו את גורמי הסיכון הפוטנציאליים השנויים במחלוקת יותר, כגון קומה נמוכה.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.גורמי סיכון כוללים חשיפה לעשן טבק, אבק ומזהמים באוויר.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.על מנת להתחיל לצמצם את הנזק יהיה צורך להקצות למקסיקו כמויות מים גדולות יותר.
Risklerden kaçınmak.ממעטת לקחת סיכונים.
Günlük diyetteki balık porsiyonunu arttırmak da, risk azaltıcı bir etmen olarak düşünülmektedir.גם דג הסלמון שחולק את בית הגידול הזה נחשב כחיה בסיכון.
Uç ne kadar kısa kalırsa o kadar fazla çözülme riski vardır.ככל שיישמרו תנאים מסוימים, קטן הסיכוי שזה יקרה.
Sigara içenlerde vasküler hastalıkların riski artar.בטווח ארוך יותר יורד הסיכון למחלות עישון.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiסיכון יחסי סיכון יחסי מחקר עוקבה
Zaten 'S&M' bile single olabilmişken radyolar için şu günlerde çok riskli olabilecek şarkı kaldı mı?" yazdı.אבל אם 'S&M' היה יכול להיות סינגל, יש בכלל משהו שגס מדי לרדיו בימים האלה?".
Hastaneler sadece anne büyük bir risk altındaysa bu hizmeti vermektedir.דחיית הטיפול מעמידה הן את האם והן את הילד בסיכון משמעותי.
Bu kandillerden doğacak yangın riskine karşı birkaç oda yüzlerce su kovası ile doldurulmuştur.כדי למנוע סכנת שריפה, מולאו כמה חדרים במאות דליי מים.
Boş bir adam uğruna hayatını ve kendine güvenenlerin hayatını riske etmek istemiyordu.הוא לא היה מוכן לסכן את חיי האנשים והכלבים מתוך עקשנות גרידא.
Uygulayıcılar riskler konusunda bilgilendirilmelidir.הנהלת הפארק אחראית ליידע את המבקרים בדבר הסכנות האפשריות.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.הסיכון לזיהום גבוה יותר אצל ילדים, בשל חוסר חסינותם היחסית והרגלי היגיינה ירודה.
Nicel risk çözümlemesi yap.כיצד ניתן להקטין את הסיכון?
Normal risk taşıyan bireylerde bu test gebeliğin 24 ila 28. haftalarında yapılması önerilir.בדיקה זו מומלצת לנשים בהריון בשבועות 24–28.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.אולם ניתן לדחות הנחה זו מבלי להגיע לאבסורד.
Bunun mümkün olmadığı zamanlarda çarpanlardan birini azaltmak da riskin azaltılmasını sağlayacaktır.לא ניתן בעת ובעונה אחת להגדיל את התשואה ולהקטין את הסיכון.
Birinci derece akrabalarda bu hastalığı taşıyan birisi varsa hastalık riski 2 ila 3 kat daha yüksektir.בהינתן שתי קרובות משפחה מדרגה ראשונה שחלו בסרטן השד, הסיכון עולה לכדי פי שלושה.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.מסוכנת בעיקר בבני נוער ובמבוגרים.
BALIKESİR DE RİSK HARİTASINDA. balikesirpolitika.com.על המאוזוליאום באתר heritage.com.pk.
Plansız kentleşme, özellikle yoksul kesim üzerinde büyük bir evsizlik riski yaratmaktadır.נראה כי היעדר געשיות מלווה שולי לוח רדודים במיוחד.
Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.Консумацията на много бял ориз изглежда също играе роля за повишаването на риска.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Употребата на презервативи обаче не елиминира напълно риска.
Preklamsi aynı zamanda bebek ölümü riskini de ikiye katlamaktadır.Прееклампсията също така удвоява риска от смърт на детето.
Ancak, düşük hidroklorotiazid dozunun riski artırmadığı görülmektedir.Малка доза от хидрохлоротиазид обаче изглежда не повишава риска.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.Рискът е по-голям при младите хора и жените.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Световната здравна организация препоръчва да се изследват само групите с висок риск.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.За алкохолиците рискът е 100% по-голям.
Günde 1.500 mg C vitamini alımı gut riskini %45'e kadar azaltır.Ежедневният прием на 1500 mg витамин C намалява риска от развиване на подагра с 45%.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Прекалената консумация на подсладени със захар напитки се свързва с повишен риск.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Имунизирането на здравните работници намалява риска от вирусна пневмония сред техните пациенти.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.При тези хора обаче няма по-висок риск от лекарства за инжектиране или ужилвания.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.По-продължителният процес на раждане се свързва с по-голям риск от предаване на инфекцията.
Bunların küçük bir bölümünde hastalık hayati risk taşır.При малък брой от тях заболяването е животозастрашаващо.