Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.Terpapar asap rokok sendiri atau asap perokok lain juga meningkatkan risiko.
Kahve, C vitamini ve süt ürünleri tüketimi ile fiziksel egzersizin riski azalttığı görülmektedir.Konsumsi kopi, vitamin C dan produk susu, dan juga berolah-raga, dapat menurunkan risiko.
Risklerden kaçınmak.Risiko yang Dihadapi.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Orang-orang yang merokok memiliki risiko dua kali lebih besar terkena TB dibandingkan yang tidak merokok.
Bazı mesleklerin sahip olduğu risk, yarım ila iki paket sigara tüketiminin verdiği riskle eşdeğer gösterilir.Untuk pekerjaan tertentu, risikonya diramalkan setara dengan merokok setengah hingga dua bungkus rokok sehari.
Ancak, pek çok ülkede test edilir ve bu sebeple bu risk düşüktür.Namun, produk darah telah diuji di banyak negara dan risiko penularan tersebut menjadi rendah.
Global Risk takımının amacı ise Black List takımının bomba kurmasını önlemektir.Tim Global Risk dapat menggunakan semua senjata yang tersedia untuk mencegah penghancuran oleh Black List.
Dövme yaptırma, iki ila üç kat daha yüksek hepatit C riski ile ilişkilendirilmektedir.Tato juga dapat meningkatkan risiko penularan hepatitis C hingga dua atau tiga kali lipat.
Riski azaltmak için işletmeler, iş yapısının özüne blok zinciri yerleştirmek konusunda isteksizdir.Untuk memitigasi risiko, pelaku bisnis enggan menempatkan blockchain pada struktur inti bisnis mereka.
Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır.Tidak ada tindakan yang dapat mencegah risiko ini.
Bu durum tedavi edilmezse, ölü doğum riski ile sonuçlanabilir.Jika demikian, kehamilan tersebut kemungkinan berakhir dengan lahir mati.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Faktor diet juga mempengaruhi risiko munculnya penyakit diabetes tipe 2.
Bu yüzden de hep gereksiz riskler alır.Mereka selalu mendapatkan pekerjaan yang membahayakan.
Özellikle gebe atlar için bir risktir.Khususnya menjadi santapan para pejalan hiking.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Faktor risiko terbesar dari PPOK secara global adalah merokok tembakau.
Ani öfkelenirler, tehlike ve macerayı severler, riskli eylem ve hareketleri severler.Sifat inovatif: berani, suka tantangan, sedikit risiko.
Retinoidlerin baş ve boyun kanseri riskini azalttığı bilinmektedir.Retinoid dikenal untuk mengurangi risiko kanker kepala dan leher.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Pada orang dengan saudara yang terkena kanker paru, risiko meningkat hingga 2.4 kali.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Persalinan yang berlangsung lama dikaitkan dengan semakin tingginya risiko penularan.
Bunların küçük bir bölümünde hastalık hayati risk taşır.Pada sebagian kecil penderita ini, penyakit tersebut mengancam jiwa.
Bununla birlikte, hiperürisemi derecesine bağlı olarak risk değişiklik gösterir.Namun, risikonya bervariasi tergantung pada taraf hiperurisemianya.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Penyebaran organisme mudah terjadi jika faktor risikonya ada.
(2) Sistematik olmayan risk piyasa ile bağlantılı olmayan herhangi bir risktir.2) Tanggung jawab yang tidak terbatas atas segala risiko yang terjadi.
Risk kontrolleri organizasyon kültürü ile uyumlu olmalıdır.Pemantapan nilai dasar menjadi budaya organisasi.
Naruto'yu korumak için hayatını riske atmıştır.Dia mati-matian melindungi Naruto.
Yangın riski arttıran bu tedavi, kişinin sigaraya devam etmesi durumunda çok az bir katkı sağlar.Untuk benar-benar mengurangi risiko penyakit jantung, seseorang harus benar-benar berhenti merokok .
Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü zarara hasar denir.Salah satu cara menghindarkan risiko murni adalah dengan asuransi.
(Bu tehlikeli ve riskli!)(それやヤバイぞ!!, "Itu pasti berbahaya!!").
Bu risklere rağmen ameliyat başarıyla sonlandı.Operasi ini sukses walaupun risikonya besar.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Mereka yang miskin menghadapi risiko yang lebih tinggi.
Fakat Mangekyou Sharingan bu kadar fazla güç ile çok büyük bir risk taşır.Jurus Mangekyou Sharingan memiliki kekuatan yang berbeda di tiap penggunanya.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.Risiko terinfeksi oleh Listeria monocytogenes meningkat pada orang yang berusia di atas 50 tahun.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.Hipertensi adalah faktor risiko yang bisa dicegah yang terpenting bagi kematian prematur di seluruh dunia.
İlk olarak bünyesel risk faktörleri belirlenmelidir.Tentu, sebelum perlu dilakukan identifikasi risiko terlebih dahulu.
Uzun vadede risklidir.Konsekuensi jangka panjang.
Yanı sıra, hastalık riski de bu yaş üzeri ile artmaktadır.Risiko untuk mengidap Alzheimer, meningkat seiring dengan pertambahan usia.
Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.Hal tersebut mampu meminimalisir bahaya yang tak diinginkan.
Bu kameralar robot hareket halindeyken olası risk ve tehlikelerden sakınmak için geliştirilmiştir.Belakangan, dikembangkan robot untuk menekan risiko tersebut.
Böyle bir birey riski göze alarak bir miktarı isteklice öder (loto bileti almak gibi).Namun ternyata dana itu hanya cukup untuk membeli tiket satu-arah (one way ticket).
Başkan Roosevelt, Hitler'in önce atom bombasına sahip olması riskini üstlenemezdi.Tổng thống Roosevelt không thể gánh rủi ro khi Hitler sở hữu bom nguyên tử đầu tiên.
Hotmail başlangıçta risk sermayesi şirketi Draper Fisher Jurvetson tarafından desteklendi.Hotmail ban đầu được hỗ trợ bởi quỹ đầu tư mạo hiểm Draper Fisher Jurvetson.
Diğer birçok ülkede, bu riskleri açıklayan bir onay formu gereklidir.Ở hầu hết các quốc gia khác, yêu cầu phải có giấy chấp thuận để giải thích những rủi ro này.
2008 yılında risk sermaye yatırımı 19% ında artarak 1.9 milyar dolara ulaştı .Năm 2008, vốn đầu tư mạo hiểm ở Israel tăng 19% lên 1,9 tỷ USD.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Lúc này, quân đội bị xem như là một khoản chi phí không cần thiết và còn là một mối đe dọa chính trị.
HCV’li bir kimseden bir iğne yaralanması olan bir kişinin, %1.8 hastalığa yakalanma riski bulunmaktadır.Những người bị đâm phải kim của người có HCV dương tính có khả năng 1,8% nhiễm bệnh sau đó.
Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.Ăn nhiều gạo trắng dường như đóng một vai trò trong việc tăng nguy cơ.
Dövme yaptırma, iki ila üç kat daha yüksek hepatit C riski ile ilişkilendirilmektedir.Xăm làm tăng nguy cơ mắc bệnh viêm gan siêu vi C gấp 2 đến 3 lần.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.IDU là yếu tố nguy cơ chính gây viêm gan siêu vi C ở nhiều nơi trên thế giới.
Günde 5 satten fazla oturanlar için bu risk daha fazladır.Nguy cơ cao hơn với những người ngồi yên nhiều hơn 5 giờ mỗi ngày.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Dùng chung các dụng cụ này tiềm tàng khả năng dẫn đến nhiễm HCV.
Risklerden kaçınmak.Thoát Khỏi Hiểm Nguy.
Bu nedenle, yaparak alarak bir risk.Tuy nhiên sử dụng chúng đòi hỏi đến một chút mạo hiểm.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Một người có quan hệ họ hàng với người bị ung thư phổi thì nguy cơ mắc bệnh sẽ tăng lên 2,4 lần.
Düşük risk.Giá thấp.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Những người nghèo có nguy cơ cao hơn.
Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir.Việc thực hiện tuân thủ lối sống lành mạnh có thể giảm thiểu rủi ro đi một nửa.
Biraz batıldır ve dikkatlidir ama gerekirse risk alır.Chúng rất táo bạo và tò mò nhưng thận trọng, ít khi mạo hiểm xa nơi trú ẩn.
Kirlilik riskini azaltmak için yeraltı suyundan ve yüzey sularından mümkün olduğunca uzak olmalıdır.Khoảng cách từ nước ngầm và nước thải hố xí trên mặt đất cần càng xa càng tốt để giảm nguy cơ ô nhiễm.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.Các nhóm chính trị đối lập có xu hướng thống nhất quan điểm về một vấn đề đặc biệt.
Savaşta risk olmazsa olmazdır.Nhưng không kịp chiến tranh.