Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Hvis plejepersonalet immuniseres, mindskes risikoen for viral lungebetændelse blandt deres patienter.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.I nogle tilfælde kan søvnforstyrrelser være en risikofaktor i sig selv også uden depression.
Security (güvenlik, emniyet) Riskten, tehlikeden ve kuşkudan uzak olma derecesini belirler.Sikkerhed er graden af beskyttelse mod fare, beskadigelse, tab og kriminalitet.
Kullanım bakteriyel vajinoz ve idrar yolu enfeksiyonuları riskini artırabilir.Både virus- og bakterieinfektioner i de øvre luftvej kan forværre sygdommen.
Tuzlu peynir tüketimi hipertansiyon hastalarında risk oluşturabilir.Mistanken kan styrkes hvis patienten har rejst i risikoområder.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Folk, der ryger cigaretter, har en næsten dobbelt så høj risiko for at få TB som ikke-rygere.
Proje risklerini gözetle ve denetle.Udvælge nøglepersonel og føre tilsyn med dem.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Organismer spredes lettere, når derer risikofaktorer til stede.
Proje risklerini belirle.Måling af markedsrisiko.
Risk sadece gelecekte vardır.Der er faktisk fremtid i ham.
Geleneksel olarak kümül çalışması yapılan başlıca riskler yangın ve depremdir.Det helt essentielle ved at ryge vandpibe, er roen og oplevelsen.
Bu nedenle, yaparak alarak bir risk.Der er derfor risiko for at overgøde.
Finansal Risk Yönetimi kavramı, uluslararası alanda büyük farklılık gösterebilir.Ordet billion kan således være tvetydigt i en international sammenhæng.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Dog kan visse andre infektioner mindske risikoen.
Toplam risk bireysel sınıf risklerinin toplamıdır; aşağıya bakınız.Eventulle medejeres andel af resultat og egenkapital medtages særskilt – se afsnittet minoritet.
Siyahın 5...Axd5?! hamlesi çok risklidir.3...c5 4.exd5 Dxd5!? er et vigtigt alternativ for sort.
Dahası bu riski almayıp kölelerini öldüren köle sahipleri cinayetle suçlanıyordu.Videre kunne slaveeiere som ikke ønsket å ta denne risikoen, men heller drepte slavene, tiltales for mord.
Böylece riskler daha da dağıtılmış olur.Risikoen ble også fordelt på flere.
Japon İmparatoru fugu tüketimini çok riskli olması nedeni ile yasaklamıştır.Konkurransejuryen mente at det var for farlig å la ham hoppe.
Hotmail başlangıçta risk sermayesi şirketi Draper Fisher Jurvetson tarafından desteklendi.Fra begynnelsen av var Hotmail forsikret av det risikovillige kapitalfirmaet Draper Fisher Juvetson.
Bu risk ilaçtan ilaca değişir.Bivirkningene varierer fra medikament til medikament.
Neslinin tükenme riski yüksek olan türlerdir.Nattemørket gjorde fangsten særlig risikabel.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.Denne risikoen forsterkes ved aktiv og passiv røyking.
En yüksek riski olanlar gebelerdir.Unge folk har høyest risiko der.
Risk: Bir kayıp, felaket ya da diğer istenmeyen sonuçları içeren bazı ihtimallerin olduğu durum.Risikoen omfatter avhengighet, ulykker og andre uønskede effekter.
Bu nedenle, yaparak alarak bir risk.Dette medfører risiko for å snuble.
Bu risk, AAT kusurlu olan ve tütün kullanan bireylerde daha da yüksektir.Risikoen øker med jo flere år og sigaretter man røyker.
Yine de bu yapay rüzgarın fiziksel riskleri vardır.Og det er dette feltet som har fysisk innhold.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Nytten må imidlertid alltid veies opp mot risikoen.
Proje risklerini belirle.Høy risiko i prosjektene.
Dünya çapında yaklaşık 200 milyon kişi kala azar için risk altındadır.Faktisk er over 200 millioner jenter verden over utsatt for et liknende inngrep.
Tehlike ve olma olasılığı riski oluşturur.Befolkning og eiendommer forventes å være utsatt for risiko.
İlgili finansal enstrümanın belirli zaman periyodundaki riskini ölçmeye yarar.Man må med tilstrekkelig nøyaktighet kjenne atmosfærens tilstand ved et bestemt tidspunkt.
Bir risk iştahından sapmalar hâlâ olabilmektedir.Etter ønske kan det også tilsettes en sjasjlyksaus.
Böyle bir riskin gerçekleşmemesi için yapılan birçok teknik vardır.Det finnes flere teknikker for å oppnå dette.
Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir.Dette indikerer at prosessering også kan skje på et ubevisst nivå.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Namun, penggunaan kondom, tidak sepenuhnya menghilangkan risiko.
Belli maruziyet yollarının (solunum veya sindirim) risklerinin hesaplanması da zor olmuştur.Maka sesungguhnya bersama kesulitan ada kemudahan, sesungguhnya bersama kesulitan ada kemudahan.
Giysiler aynı zamanda iş veya spor gibi faaliyetler boyunca risk seviyesini düşürür.Pakaian juga mengurangi tingkat risiko selama kegiatan, seperti bekerja atau olahraga.
Blok zincirleri, sistemik riski ve finansal sahtekarlığı azaltma potansiyeline sahiptir.Blockchain memiliki potensi mengurangi risiko sistemik dan penipuan keuangan.
Ancak, düşük hidroklorotiazid dozunun riski artırmadığı görülmektedir.Namun, dosis hidrokhlorotiazid rendah tampaknya tidak menambah risiko.
Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.Konsumsi beras putih yang terlalu banyak juga tampaknya berperan dalam meningkatkan risiko.
Anafilaksi riski altında olanların bir "alerji eylem planı" hazırlamaları önerilmektedir.Seseorang yang memiliki risiko anafilaksis disarankan agar memiliki "rencana aksi alergi".
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Berhenti merokok menurunkan risiko kematian hingga 18%.
Her iki tip ilaç da akut atak riskini %15–25 aralığında azaltır.Kedua jenis pengobatan tampaknya menurunkan risiko eksaserbasi akut hingga 15-25%.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Fungsi kekebalan yang rendah juga menjadi faktor risiko penyakit tersebut.
Preklamsi aynı zamanda bebek ölümü riskini de ikiye katlamaktadır.Preeklampsia juga menyebabkan risiko kematian bayi meningkat hingga dua kali lipat.
Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir.Perubahan gaya hidup yang intensif dapat menurunkan risiko menjadi setengahnya.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.Risikonya lebih besar pada kalangan remaja dan wanita.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.Tekanan darah di atas tingkat ini memiliki risiko yang tinggi untuk terjadinya komplikasi.
Günde 1.500 mg C vitamini alımı gut riskini %45'e kadar azaltır.Mengonsumsi 1.500 mg vitamin C per hari menurunkan risiko pirai sebesar 45%.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.Orang-orang ini tidak memiliki risiko yang lebih besar terhadap obat injeksi ataupun sengatan.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Konsumsi minuman yang mengandung pemanis gula berlebihan juga berhubungan dengan peningkatan risiko.
Hotmail başlangıçta risk sermayesi şirketi Draper Fisher Jurvetson tarafından desteklendi.Hotmail awalnya didukung oleh perusahaan modal ventura Draper Fisher Jurvetson.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.Pada pecandu alkohol, risiko ini menjadi 100 kali lebih besar.
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Faktor risikonya antara anatomi perempuan, hubungan seksual, dan riwayat keluarga.
The Journal of Risk and Insurance (İngilizce).Journal of Risk and Uncertainty (dalam bahasa Inggris).
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiManajemen risiko Risiko kredit Risiko operasional
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Organisasi Kesehatan Dunia hanya merekomendasikan skrining untuk kelompok dengan risiko tinggi.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Orang dewasa muda, wanita, pengguna kontrasepsi hormonal, dan perokok meningkatkan risiko ini lebih lanjut.