risk ile cümle

risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Herkes risk altında.Toată lumea este în pericol.
Ben bu riski alacağım.Îmi voi asuma acest risc.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.A gyenge immunfunkció is a betegség egyik rizikófaktora.
Hotmail başlangıçta risk sermayesi şirketi Draper Fisher Jurvetson tarafından desteklendi.A Hotmailt kezdetben egy kockázatitőke-befektető cég, a Draper Fisher Jurvetson finanszírozta.
HCV’li bir kimseden bir iğne yaralanması olan bir kişinin, %1.8 hastalığa yakalanma riski bulunmaktadır.Amennyiben HCV-fertőzött személytől származó tűszúrás okozta sérülés jön létre, a megbetegedés esélye 1,8%.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.Az alkoholisták esetében a kockázat százszor nagyobb.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.A hipertónia világszerte a korai halálozás legjelentősebb megelőzhető kockázati tényezője.
Fransa başbakanı Maurice Rouvier Almanya ile bu konu yüzünden savaş riskini göze alamadı.Maurice Rouvier francia miniszterelnök nem kívánt háborúba keveredni Németországgal a kérdés miatt.
Ancak, pek çok ülkede test edilir ve bu sebeple bu risk düşüktür.Sok országban azonban végeznek szűrést, így a kockázat alacsony.
Tansiyonun 5 mmHg düşürülmesi felç riskini %34 ve iskemik kalp hastalığı riskini %21 azaltabilir.Ha a vérnyomás 5 mmHg-rel csökken, 34%-kal csökken a stroke kockázata és 21%-kal az isémiás szívbetegségé.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.Az e szinteket meghaladó vérnyomásértékek a szövődmények magas kockázatát jelzik.
Persian Risk ile olan derleme albümleri yayımlanmıştır.A válogatásalbumokon hallható még a munkája a Persian Riskkel.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.A kockázat fiatalok és nők körében a legnagyobb.
"Pilotlar risk aldı".A pilóták pedig repülni."
Dövme yaptırma, iki ila üç kat daha yüksek hepatit C riski ile ilişkilendirilmektedir.A tetoválás elterjedésével két-háromszorosára nőtt a hepatitis C fertőzés veszélye.
Bunların küçük bir bölümünde hastalık hayati risk taşır.Ezek közül is csak csekély hányadnál válik életveszélyessé a betegség.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.A világ sok részén a hepatitis C legfontosabb kockázati tényezője az intravénás drog használat.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Ezt a kockázatot nem szabad felvállalnunk."
İşte burada bir risk alıyorum.Ebben az esetben a másik fél is kockázatot visel.
Biraz batıldır ve dikkatlidir ama gerekirse risk alır.Szelíd és gondoskodó természetű, de ha szükség van rá, harcolni is tud.
Üriner kateterizasyon idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır.A kontaktlencsék növelik a fertőzés kockázatát.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.A kockázati tényezők jelenléte elősegíti a kórokozók elszaporodását.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Legyengült idősek körében a megfelelő szájhigiénia csökkentheti az aspirációs tüdőgyulladás veszélyét.
Puanlama sistemi alışverişin riskini azaltmayı amaçlamaktadır.A fedezeti ügyletek célja az üzletmenetből adódó kockázat csökkentése.
Taşıma gerektiren durumlarda ilk yardımı yapan kişi kendi sağlığını asla riske sokmamalıdır.Az elsősegélynyújtónak vészhelyzetben mindig gondolnia kell a saját biztonságára.
Beklenen yararlarla beraber risk de açıklanmalıdır.A létfenntartáson túl már az elismert kockázatokkal szembeni védelem is megjelenik.
Kanaması olanların ölüm riski 50% düzeyine ulaşmaktadır.Azon betegek esetében, akiknél vérzés lép fel, 50% az esélye annak, hogy a betegség halállal végződik.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Közös használatukkor HCV-kitettség veszélye áll fenn.
Araştırmalar yüksek potasyum içeren besinlerle beslenmenin hipertansiyon riskini düşürdüğünü göstermektedir.Vizsgálatok szerint a BpA már alacsony koncentrációban is magas kockázatot jelenthet.
Matt Groening, Homer'ın nükleer santralde çalışmasının sebebini tahribat riskinden ötürü olduğunu söylemiştir.Matt Groening elmondta, hogy azért helyezte el Homert egy erőműbe, mert ott bármikor tud problémát okozni.
Sigorta risk paylaşımını içeren bir risk işlemi seçeneğidir.A társadalombiztosítás kockázatvállaláson alapuló kötelező biztosítási rendszer.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.Ötvenéves kor felett megnő a L. monocytogenes által okozott agyhártyagyulladás kockázata.
Bu yaştan itibaren her on yılda risk yaklaşık iki katına çıkar.Az ő esetükben az életkor minden tizedik évével a kockázat 20%-kal emelkedik.
10 yıl içerisinde diyabetin ortaya çıkması için %50 oranında bir risk vardır.400 remnél 50% esély van a halálos kimenetelre 30 napon belül.
İlgili finansal enstrümanın belirli zaman periyodundaki riskini ölçmeye yarar.Őket az anyagi energia működése valamilyen szinten kárhozatra ítéli.
Turar Rıskılov millî komünizm fikrinin ideologlarındandır.Rousseau a különböző politikai irányvonalak ideális referenciájává vált.
Tedavi edilmemesi yüksek riskli sonuçlar doğurabilir ve başka hastalıklara sebebiyet verebilir.Nem allergén, de gyengítheti más gyógyszerek hatását.
Dünya çapında yaklaşık 200 milyon kişi kala azar için risk altındadır.Világszerte mintegy 200 millió ember fogyaszt rendszeresen illegális szereket.
Gebe hastalara uygulanmasından önce riskler ve potansiyel yararlar değerlendirilmelidir.Terhesség esetén mérlegelni kell a szedés előnyeit és veszélyeit.
Mevcut olan riskler, esas olarak olaylar (event) ile ifade edilir.Lényegében a – fentiekben említett – kockázatot jelentő körülmények kerüléséből áll.
Yolcuların çoğu için çok düşük risk mevcuttur.A járatainak a többsége tág.
Risklerden kaçınmak.Kockázat semmi.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Ennek ellenére vitatott, hogy a test lehűlése a meghűlés rizikófaktorai közé tartozik-e.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Másutt a védőoltás csak a nagy kockázatnak kitett személyek számára javasolt.
Riskin, aynı zamanda, daha büyük dövmeler için daha büyük olduğu görülmektedir.Úgy tűnik, a kockázat terjedelmes tetoválás esetén nagyobb.
Gebelikte düşük ve anormallik yapma riski vardır.Kicsi a sérülés és a túlterhelés veszélye.
Kanaması olanların ölüm riski 50% düzeyine ulaşmaktadır.Niillä, joilla on verenvuotoa, kuoleman todennäköisyys on jopa 50 %.
Çalışma esnasındaki kaza riski 10% düşer.Kuoleman todennäköisyys operaation yhteydessä olisi ollut kymmenen prosenttia.
Fransa başbakanı Maurice Rouvier Almanya ile bu konu yüzünden savaş riskini göze alamadı.Ranskan pääministeri Maurice Rouvier varoitti sodan uhasta, ellei Ranska osallistu kokoukseen.
Birçok genin hastalık riskine etki ettiği bildirilmektedir.Sairastumisen riskiin voivat vaikuttaa monet geenit.
İşte burada bir risk alıyorum.Riskinä olisi ollut myös pako.
Preklamsi aynı zamanda bebek ölümü riskini de ikiye katlamaktadır.Kuitenkin hoitamaton keliakia kaksinkertaistaa kuolemanriskin.
Risk Yönetimi kavramı Kurumsal Yönetimin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.Turvallisuusjohtaminen on osa normaalia yrityksen johtamista.
Dispute) faktoring şirketi riskten kurtulur.Vuokralleottaja kantaa riskin esineen jäännösarvosta.
Test raporları, piller talimatlara uygun olarak kullanılmadığında ateş riskini bildirir.Syytä huoleen ei ole, jos pillereitä on käytetty ohjeiden mukaisesti.
Bununla birlikte, kesin bir genetik ve ailevi risk henüz saptanmamıştır.Todellinen EU:n yhteinen turvapaikka- ja maahanmuuttopolitiikka ei silti ole toteutunut.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Kysymyksen ottamiseen sisältyi siis aina riski.
Tekrarlama riski % 25 olan hastalıkta doğum öncesi tanı mümkündür.Uudessa raskaudessa sen uusimisriskiksi arvioidaan 25%.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.Hänen mukaansa riskille voidaan laskea arvo, mutta epävarmuudelle ei.
Büyük Britanya'ya göre Rusya'nın Orta Asya'daki ilerlemeleri İngiliz Hindistan'ı için bir risk oluşturuyordu.Britit pelkäsivät, että Venäjän eteneminen Keski-Aasiassa uhkaisi brittien hallitsemaa Intiaa.

İlgili Sayfalar