Tarihsel simulasyon, bankacılıkta Riske Maruz Değer (RMD) hesaplamasında kullanılan yöntemlerden biridir.Utgiftsmetoden är ett av de tre sätt som används vid beräkning av bruttonationalprodukten (BNP).
Birçok genin hastalık riskine etki ettiği bildirilmektedir.Det finns många olika gener som kan bidra till en genetisk risk att få sjukdomen.
Kirlenmenin yüksek seviyeleri insanlar ve çevreye karşı büyük riskler barındırır."Rökning skadar allvarligt dig själv och personer i din omgivning."
Otizm riski, çeşitli prenatal ve perinatal faktörlerle bağlantılıdır.Autism förknippas med vissa perinatala och förlossningsbetingade tillstånd.
Diğer risk faktörleri arasında obezite, ayakta şişme ve yaşlılık sayılabilir.Andra riskfaktorer är bland annat fetma, benödem, och ökad ålder.
Sonuç olarak yangın riski bu senaryoda 0.0007% olarak hesaplanıyor.Sannolikheten för en kollision bedöms till 0,07%.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.Hypertoni är den viktigaste förebyggbara riskfaktorn av för tidig död i världen.
Vadeli işlem opsiyon borsaları yatırımcıları riskten koruma amaçlıdır.I likhet med insättningsgarantin finns beloppsbegränsningar i investerarskyddet.
Dış riskler başka bir bakış açısı ile bakmayı gerektirir.Tittarna har därmed fått möjlighet att se frågan ur en annan vinkel.
Vajazzling, uygun şekilde temizlenmezse enfeksiyon riskini artırabilir. ^ pirsingDe måste vara beredda på rätt sätt annars så finns det risk för lupin-förgiftning.
Vitamin ya da mineral takviyesinin kanser riskini etkilediği tespit edilmemiştir.Tillskott med vitaminer eller mineraler tycks inte påverka risken för prostatacancer.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Födo-faktorer påverkar också risken att utveckla typ 2-diabetes.
Esasen çok geniş bir risk yelpazesine rağmen işlevlerine devam ettikleri görülmektedir.Han ses ofta när han gör extrema aktiviteter trots alla risker.
Pasif içiciler riski yok.Inga drickspengar förekom.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Generellt verkar dock inte migrän öka risken för dödlighet till följd av stroke eller hjärtsjukdom.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Om sjukvårdsanställda vaccineras minskar risken för viruspneumoni bland deras patienter.
Risk algısı insanların riskin özellikleri ve şiddeti hakkında yaptıkları öznel bir yargı.MSB: Om risker och säkerhet för dig som privatperson.
Kanaması olanların ölüm riski 50% düzeyine ulaşmaktadır.En patient med har 20% högre risk för att drabbas av blodproppar.
Proje risklerini gözetle ve denetle.Samla forskningsdata Övervaka och kontrollera prestandan hos nätverket.
Onarım yapılmazsa yok olma riskiyle karşı karşıya kalırlar.Slutar man för tidigt finns risk för återfall.
2004 yılındaki çalışmalarda 460 metre derinlikte elde edilen bulgular çalışmalar açısından risk taşımaktaydı.Under 2008 utmanade han på allvar Wariner på 400 meter.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.Där ligger i synnerhet yngre män i riskzonen.
Bu risklere rağmen ameliyat başarıyla sonlandı.Mot alla odds lyckas operationen.
Yolcuların çoğu için çok düşük risk mevcuttur.Mest anmärkningsvärt är att många passagerare överlevde.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.Ризик для алкоголіків зростає у 100 разів.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Надмірне споживання напоїв, що містять цукор, пов'язують з підвищенням ризику.
Ancak, düşük hidroklorotiazid dozunun riski artırmadığı görülmektedir.Проте незначні дози гідрохлоротіазіду, здається, не збільшують ризик.
Günde 1.500 mg C vitamini alımı gut riskini %45'e kadar azaltır.Вживання 1500 мг вітаміну C на день зменшує ризик подагри на 45 %.
İşte burada bir risk alıyorum.Тут є, звичайно, ризик.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.ВВН називають найпоширенішим фактором ризику гепатиту C у багатьох частинах світу.
Fakat gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda kadınlar erkeklere göre iki kat fazla risk taşımaktadır.Тим не менш, у багатьох країнах, що розвиваються, жінки у два рази більше ризикують, ніж чоловіки.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Ділитися ними ризиковано через можливість зараження на HCV.
Dövme yaptırma, iki ila üç kat daha yüksek hepatit C riski ile ilişkilendirilmektedir.Татуювання збільшують ризик зараження гепатитом C у 2—3 рази.
Anafilaksi oranı yıllık olarak 100.000 kişide 4-5'tir ve yaşam boyu riski ise %0,5-2%’dir.Частота анафілаксії становить 4—5 випадків на 100 000 осіб на рік, при цьому довічний ризик становить 0,5—2 %.
Tansiyonun 5 mmHg düşürülmesi felç riskini %34 ve iskemik kalp hastalığı riskini %21 azaltabilir.Зниження АТ на 5 мм рт.ст. може зменшити ризик інсульту на 34 % і ризик ішемічної хвороби серця на 21 %.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Ризик виникнення захворювання в курців вдвічі вищий ніж у людей, що не курять.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.Артеріальний тиск вище цих рівнів вказує на високий ризик ускладнень.
Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.Є теорія, що значна кількість білого рису в харчуванні також відіграє свою роль в підвищенні ризику.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Всесвітня організація здоров'я вважає за доцільне обстежувати лише осіб груп ризику.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Щеплення працівників сфери охорони здоров'я знижує ризик вірусної пневмонії серед пацієнтів.
Bu yüzden de hep gereksiz riskler alır.Він завжди уникав чого-небудь risquй.
Sıfır Riskli Vaatler (Mizah hikâyeleri.)Якісний аналіз ризиків (Qualitative Risk Analysis).
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.Найбільший ризик спостерігається серед молоді та жінок.
Düşük risk.Небезпека низька.
Kendi canını riske atarak komutanının hayatını kurtaranlar.Своїми діями він врятував життя командира.
Dang humması, az sayıda insanda hayatı risk haline gelebilir.Від кількох сотень укусів людське життя може бути у небезпеці.
Ancak çobanlar yağma riskini azaltmaya çalışıyor.Але частіше коні намагаються просто піти від небезпеки.
HIV bulaştırma riskinin oldukça az olduğu bir cinsel ilişki türüdür.Мотивацією було зробити аборти менш небезпечними.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.У людей, чиї родичі хворіли на рак легень, ризик захворювання збільшується в 2,4 рази.
Ancak, pek çok ülkede test edilir ve bu sebeple bu risk düşüktür.У багатьох країнах проводять тести на сифіліс і, отже, ризик захворювання є низьким.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Куріння є фактором ризику, хоча вживання алкоголю не є таким фактором.
GV, risk sermayesi hizmetleri modelini sağlayan ilk risk sermayesi firmalarından biriydi.GV булa однією з перших венчурних компаній, що використала модель венчурних послуг.
Buna karşın, hemen hemen tüm risklerde kümül oluşabilir.Так діють при небезпеці майже всі круглоголовки.
Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir.Різким покращенням стилю життя можна зменшити ризик більше, ніж наполовину.
Oyuncular riski kendisine ait olmak kaydıyla gözlük ve lens takabilirler.Гравці можуть на свій власний ризик грати в окулярах.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Довгі роди можуть сприяти більшому ризикові зараження.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Фактори режиму харчування також впливають на ризик розвитку діабету 2-го типу.
Kahve tüketimi (çay tüketimi değil) daha düşük bir gut riski ile ilişkilendirilir.Вживання кави, а не чаю, пов'язане зі зменшенням ризику подагри.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Хоча їх використання не призводить до повного відвернення ризику.
Risk kıymetlendirmesi, tehlike ve riskleri ilişkilendiren bir işlemdir.Тоді ми говоримо про ризик, саме про ризик рішення.