risk ile cümle
risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Armia była teraz postrzegana jednocześnie jako niepotrzebna rozrzutność i polityczne zagrożenie.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Dzielenie ich z innymi naraża na kontakt z wirusem HCV.
Günde 1.500 mg C vitamini alımı gut riskini %45'e kadar azaltır.Przyjmowanie 1500 mg witaminy C dziennie obniża ryzyko zachorowania na dnę o 45%.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.W grupie najwyższego ryzyka znajdują się osoby młode i kobiety.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Słabe funkcjonowanie systemu immunologicznego jest także czynnikiem ryzyka choroby.
Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir.Aktywny tryb życia może obniżyć ryzyko zachorowania o połowę.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Zaszczepienie pracowników służby zdrowia zmniejsza ryzyko wirusowego zapalenia płuc wśród ich pacjentów.
İşte burada bir risk alıyorum.Podjęła pewne ryzyko.
Bozulmuş açlık glukozu mortalite için bir risk faktörüdür.Głodzenie proste prowadzi do głodzenia typu marasmus.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Wysokie spożycie napojów słodzonych cukrem jest związane z podwyższonym ryzykiem zachorowania.
Böylece eşlenme sayısı artacağından çatışma riski azalır.Minimalizując przy tym ryzyko przypadkowych strat.
Kurumsal risk yönetimiProces zarządzania ryzykiem
HSV-1 virüsü sinir sistemine zarar vermekte ve kişinin alzheimer olma riskini arttırmaktadır.Infekcja wirusem HSV-1 stanowi silny czynnik ryzyka w rozwoju choroby Alzheimera.
Anne adayının yaşı çoğul gebelik riskini artıran faktördür.Ponadto, mnogie warianty imienia księżniczki, znacznie zwiększają ryzyko pomyłek.
Down sendromu için kabul edilen normal risk sınırı 1/280'dir.Czysta próbka DNA wykazuje stosunek absorbancji 260/280 na poziomie 1.8.
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Czynnikami ryzyka są: anatomia kobieca, aktywność seksualna oraz występowanie choroby w rodzinie.
(Kendi riskinize yapınız.Wejście na własne ryzyko.
Turar Rıskılov millî komünizm fikrinin ideologlarındandır.Inni żywią sympatię do ideologii komunizmu.
Birinci derece akrabalarda bu hastalığı taşıyan birisi varsa hastalık riski 2 ila 3 kat daha yüksektir.Jeżeli w rodzinie choruje jedna osoba, jej krewni pierwszego stopnia są obarczeni 1-3% ryzykiem zachorowania.
Bunu yaparak, melodinin dışında şarkı söylemeyi veya eksik notları riske atmamasının gerektiğini belirtti.Chodzi o pewność, że podczas grania melodia ani nie zwalnia, ani nie przyspiesza.
Bu riskler, parça bazında sigortalanır.Zejście to częściowo ubezpieczone jest łańcuchem.
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Azbest i palenie papierosów działają synergistycznie w wywoływaniu raka płuca.
Uygulayıcılara riski kabul etme kararının hangi temellere dayanarak verildiği anlatılmalıdır.Użytkownicy sami wybierają cenę, jaką chcą otrzymać za ten przedmiot.
Antrenmana başlamadan önce risklerini öğrenmek gerekir.Musiał jednak zakończył treningi przed rozpoczęciem studiów.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.Jest dzielny i nie boi się ognia.
En önemlisi de risklerin nihai olarak oluşma olasılığı ve şiddeti olasılıksal olarak ortaya çıkmaktadır.Istotnym faktem jest także całkowite wykluczenie sytuacji i związanego z tym ryzyka sytuacji kryzysowych.
Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.Wysokie spożycie białego ryżu także wydaje się być czynnikiem zwiększającym ryzyko zachorowania.
Sezaryen genellikle vajinal doğumun bebeğin veya annenin sağlığını riske atacağı durumlarda gerçekleştirilir.Większość kobiet korzysta ze szpitali gdy poród stwarza zagrożenia dla jej życia lub życia dziecka.
Yolcuların çoğu için çok düşük risk mevcuttur.Na większości stacji istnieje tendencja wzrostowa liczby pasażerów.
Risk kıymetlendirmesi, tehlike ve riskleri ilişkilendiren bir işlemdir.Druga grupa definicji to te, które łączą zagrożenia i możliwości.
Bununla birlikte karar almada bu risk algılayışlarının isabet oranı bilinmemektedir.Zdają sobie sprawę, że nie są w stanie osiągnąć takiego poziomu perfekcji.
Mart 2015'te yumurtalık kanseri olma riski yüksek bulunduğu için yumurtalıklarını ameliyat ile aldırmıştır.Obecnie (maj 2015) nie istnieje skuteczna terapia tego typu raka jajnika.
Gerçekten ve sadece riskle ilgili olan faaliyetler üzerine odaklanmalıdır.Szczególnie silnie koncentruje się na zagadnieniach związanych ze skłonnością do podejmowania ryzyka.
EUH044 Kapalı ortamda ısıtıldığında patlama riski var.R44 Zagrożenie wybuchem po ogrzaniu w zamkniętym pojemniku.
Risklerden kaçınmak.Informacje o ryzyku.
Sigorta risk paylaşımını içeren bir risk işlemi seçeneğidir.Decyzja sprowadza się do dzielenia ryzyka.
Kardiyovasküler risk açısından oldukça güvenli bir alternatiftir.Elektrokoagulacja jest zabiegiem stosunkowo bezpiecznym.
Dövme yaptırma, iki ila üç kat daha yüksek hepatit C riski ile ilişkilendirilmektedir.Tatuowanie ciała zwiększa ryzyko zarażenia o 2-3 razy.
Böyle bir birey riski göze alarak bir miktarı isteklice öder (loto bileti almak gibi).W zamian ma dostać horrendalną kwotę pieniędzy (tytułowa zapłata).
1979 yılında kurulan Persian Risk grubuna katılmıştır.W 1979 założył heavymetalową grupę Persian Risk.
Hatalı genler yumurtalık kanseri riskini arttırırlar.Gwiaździsta blizna być może zwiększa ryzyko raka.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.Hos alkoholister är risken 100 gånger högre.
Ancak, pek çok ülkede test edilir ve bu sebeple bu risk düşüktür.Emellertid görs det tester för sjukdomen i många länder och därför är risken låg.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Användning av kondom eliminerar dock inte risken helt och hållet.
Anafilaksi riski altında olanların bir "alerji eylem planı" hazırlamaları önerilmektedir.Människor som löper risk att utveckla anafylaxi råds att ha en "allergiåtgärdsplan".
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.Intravenös droganvändning utgör en stor riskfaktor för hepatit C i många delar av världen.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.Blodtryck över dessa nivåer indikerar hög risk för komplikationer.
Preklamsi aynı zamanda bebek ölümü riskini de ikiye katlamaktadır.Graviditetstoxikos dubblar också risken för att barnet skall dö.
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.Bevisen stöder att det inte finns någon risk för heterosexuella par som inte har sex med andra personer.
Riskin, aynı zamanda, daha büyük dövmeler için daha büyük olduğu görülmektedir.Risken verkar dessutom vara högre för större tatueringar.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Dåligt immunförsvar är också en riskfaktor för sjukdom.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Världshälsoorganisationen rekommenderar endast tester i de grupper som ligger i högriskzonen.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.En överkonsumtion av socker-sötade drycker förknippas med ökad risk.
Antrenmana başlamadan önce risklerini öğrenmek gerekir.Innan arbetet startar ska riskbedömningar genomföras.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Som ung vuxen och kvinna kan rökning och användning av hormonella preventivmedel öka risken ännu mer.
İdrar yollarında hasar oluşma riski vardır.Risk för halka på vägar.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Vid delad användning riskerar man att exponeras för HCV.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Långa förlossningar förknippas med högre överföringsrisk.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Huruvida nedkylning av kroppen utgör en riskfaktor för förkylning är dock kontroversiellt.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Riskfaktorer innefattar exponering för tobaksrök, damm, och andra luftföroreningar.